Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HİLAL KAPLAN

Darağacında sallandırılacak rejim

Sesli dinlemek için tıklayınız.

İsrail Meclisi'nden geçen ve yalnızca Filistinli mahkûmları kapsayan idam düzenlemesi, İsrail'in tarihte eşi benzeri görülmemiş bir apartheid rejimi olduğunun, uygulamalarıyla Güney Afrika'yı bile gölgede bıraktığının en son ve acı delili oldu.
İdamın kapsamı, infaz yöntemi ve özellikle temyiz-af yollarının tamamen kapatılması; cezalandırmayı bir yargı sürecinden çıkarıp doğrudan bir "tasfiye aracına" dönüştürüyor. Daha da çarpıcı olan, infazı gerçekleştirenlere dokunulmazlık tanınmasıdır.
Bu, şiddetin yalnızca meşrulaştırılması değil, aynı zamanda kurumsal teşvikidir.
Modern hukuk sistemlerinde ceza, bireysel suç ve somut delil üzerinden tanımlanır. Oysa etnisiteye göre farklılaştırılmış bir idam rejimi, cezayı kolektif kimliğe bağlar. Bu, apartheid rejimlerinin karakteristik özelliğidir: Aynı coğrafyada yaşayan insanlar için farklı hukuk rejimleri. Bir taraf için sınırsız güvenlik yetkisi, diğer taraf için sınırsız cezalandırma.
Zaten Filistinli mahkûmlara yönelik uygulamalar uzun süredir uluslararası raporlara konu oluyordu. Gözaltı süreçlerinde avukata erişimin kısıtlanması, idari tutukluluk adı altında süresiz hapis, aile ziyaretlerinin engellenmesi gibi uygulamalar artık "istisna" değil, sistemin parçası.
Bunun ötesinde, kötü muamele ve işkence de kanıtlanmış suçlar olarak süreklilik arz ediyor. Uzun süreli stres pozisyonları, uykusuz bırakma, aşırı gürültü ve izolasyon gibi yöntemler sistematik biçimde raporlanmış durumda.
Ayrıca gözaltında fiziksel arama adı altında yapılan aşağılayıcı uygulamalar, tehdit ve taciz içerikli sorgulama teknikleri, kimi tanıklıklarda doğrudan cinsel saldırı vakalarına kadar uzanıyor. Bu tür iddialar bağımsız soruşturmalarla şeffaf biçimde incelenmek yerine çoğunlukla cezasızlıkla sonuçlanıyor. Cezasızlık ise yeni ihlallerin sadece önünü açmıyor, onlara kapıyı ardına dek açıyor.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bir başka gelişme de, İsrailli siyasetçilerin infaz altyapısını adeta bir "gösteri" unsuru haline getirmesi. İdamların gerçekleştirileceği yerlerin kameralar önünde işaret edilmesi ve bunun coşkuyla anlatılması, meselenin yalnızca güvenlik politikası olmadığının ilanı. Bu, toplumsal psikolojiyi dönüştürmeye yönelik bir dil: Ölümü sıradanlaştıran, şiddeti estetize eden ve "öteki"nin yaşam hakkını tartışma dışına iten bir dil.
Etnisiteye özgü idam yasası, yalnızca Filistinliler için değil, İsrail'in kendi hukuk düzeni için de bir kırılmadır. Mesele yalnızca bir yasa tartışması değil; bir rejim tartışmasıdır. İnsan hakları, eşitlik ve adalet ilkelerinin yerini ayrımcılık, cezasızlık ve kurumsal şiddet alıyorsa, artık isim koymaktan kaçınmanın anlamı yoktur. İşgalci varlık kayıtsız şartsız yok edilmelidir ve onlara kendi kurallarıyla muamele edilmelidir. Allah bu melun rejimi darağacında sallandırmayı milletimize nasip etsin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.