Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HİLAL KAPLAN

Bir annenin iki sebebi

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Kahire'nin Nasr bölgesinin arka sokaklarında bir apartmana geldik. Hayatın tüm zorluklarına rağmen girişe asılmış ramazan süsleri istikbale duyulan umudu müjdeliyor.
Bizi evin babası Abdurrahman Bey karşılıyor. Kendisinden Nisan 2024'te Mısır'a geçtiklerini, anne-baba ve kardeşlerinin geride kaldığını ve Gazze'deyken hemşire olduğunu öğreniyoruz. Sorularımıza o kadar kısa ve tek cümlelik cevaplar veriyor ki mecburen detay anlatmasını rica ediyoruz. "Ancak bu kadar anlatabilirim. Fazlasını söylersem dağılırım" diyor. Susuyoruz.

Eşi Nadin Hanım, "Ben konuşmak istiyorum" diyor. Onu dinliyoruz. "Evimizi, arabamızı bombalamada kaybettik. Eşimin çalıştığı hastane de kalmadı. Ne su, ne elektrik ne de gaz vardı. Paramız olduğu an ancak bebek maması alabiliyordum. Ben aç gezdim ama kızlarımı doyurdum. Kuzenlerimin hepsi şehit oldu, hepsi..."
Burada biraz duraklayıp devam ediyor ve yamacına gelip oturan ikiz kızlarını işaret ederek, "Ben beş yıl hamile kalamadım. Onlar doğduktan hemen sonra da bombalamalar başladı. Benim sebebim onlar" diyor. "Buraya gelmemin sebebi de onlar. Şartlar hâlâ zor belki ama şu anda üç yaşındalar ve onlara iyi bir hayat sağlamak zorundayım" diye ekliyor.
Bizi uğurlarken sarılıyoruz ve eşini gösterip "Nasıl, ondan daha iyi konuştum, değil mi?" diyerek odadaki hüznü bir anda dağıtmayı başarıyor.


BİR ANNE-KIZ, İKİ ANAHTAR

Meryem Hanım 43 yaşında. Beş kızı ve bir oğlu var. Gazze'ye göre iyi bir hayat standardında yaşarlarken bir anda evsiz kalıp 40 kişi aynı evde yaşam mücadelesi verdiklerini anlatıyor.
Bombalamalarda küçük çocukları başta olmak üzere tek bir şilteye sığınarak korku dolu geçirdikleri geceleri anlatırken gözleri uzakta bir noktaya dalıyor. "Şehadet nasibimizse hep birlikte olalım diye düşünüyordum" diyor.
Sonra komşularından 27 kişinin şehit olduğunu anlatıyor. "Melek de onlardan biriydi. O benim en yakın arkadaşımdı. Çocukluktan beri beraberdik. En mutlu anım, onların beni evlerine davet ettiği doğum günüydü. O gün çok eğlenmiştik" diyor.
Acı acı tebessüm ederken odaya elinde koltuk değneğiyle bir teyze giriyor. İsmi Zeynep; Meryem Hanım'ın annesi oluyor. O, Yafalı Zeynep. Nakba sırasında doğduğu evi terk etmek zorunda bırakıldığında sadece iki yaşındaymış. "80 yaşında beni tekrar mülteci yaptılar" diyor. "Ama bu sefer evimin anahtarını sakladım" diye de ekliyor.
Belki İsrail'den daha uzun süredir bu dünyada olan Zeynep Hanım değil ama onun 19 torunundan birisine yadigâr kalacak olan anahtarı görmek istiyoruz. Meryem Hanım, "Ben de anahtarımı sakladım" diyor. Böylelikle bir halkın umudu olan o anahtarların ikisiyle bu anı ölümsüzleştiriyoruz.
Yarın: Bebekler şehit olur mu?

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.