İBB davası ilk kez gerçek anlamda bir yüzleşme sahnesine dönüştü.
Son görülen celseler, davanın bugüne kadarki en kritik eşiklerinden birini oluşturdu. 414 sanıklı, 53'ü tutuklu davaya bir yıl boyunca "gizli tanıklar üzerinden siyasi operasyon" denildi.
Fakat şimdi tablo, geri döndürülemez biçimde değişti.
Bu kez anlatılanların bir kısmının sahipleri salona geldi. Yıllarca İmamoğlu'yla iş yapan müteahhitler, belediye işlerini alan şirket sahipleri, para verdiğini söyleyen iş insanları sanık kürsüsünden konuştu. Üstelik anlattıkları olayları İmamoğlu'nun yüzüne karşı tekrarladılar.
Seyfi Beyaz, 18 yıllık aile dostu ve iş ortağı olduğu İmamoğlu'nu doğrudan karşısına alarak, West Side projesinin ruhsatve iskân süreçlerinde 7 dükkân, 5daire, milyonlarca lira ve başka ödemeler yapmak zorunda kaldığını söyledi."Rızaen vermedik" dedi. "İskânve inşaat ruhsatı süreçlerinde bunlarıvermek zorunda kaldık" ifadesini kullandı.
Cemal Üneş ise daha da çarpıcı bir yüzleşme yaşadı. İmamoğlu'nun "Ben senden para istedim mi?" sorusuna, "İstedin başkanım" diye karşılık verdi. Ardından kendisinin Mehmet Çakılcıoğlu'na yönlendirildiğini ve beş senet düzenlendiğini söyledi.
Mustafa Keleş'in anlattığı villa iddiasında ise salon adeta mahkeme salonundan çıkıp hesaplaşma alanına dönüştü. İmamoğlu iddiayı reddetti; Keleş"Kayıtlar var" dedi.
Ve ardından Aziz İhsan Aktaş geldi.
Aktaş'ın 68. celsede ortaya koyduğu anlatı, dosyanın siyasi boyut tartışmasını bambaşka bir yere taşıyor. Aktaş, 2020-2024 arasında İBB bağlantılı işlerkapsamında toplam84 milyon 857 bin500 lira ödeme yaptığını söyledi. Banka dekontlarını ve HTS kayıtlarını tek tek anlattı. İddiasına göre sistemde para belediyenin hesabına girmiyor; nakit çekiliyor, aracıya teslim ediliyor ve "havuz" olarak tarif edilen yapıya aktarılıyordu.
Anlattığı üç olaydan biri 5 milyon liralık seçim finansmanı iddiasıydı. Aktaş, Özgür Karabat'ın kendisini bir otele çağırdığını ve "İmamoğlu'nun kesin talimatı var" denilerek 5 milyon lira istendiğini öne sürdü. Bir başka iddiası 970 bin dolarlık Kilyos buluşmasıydı. Üçüncüsünde ise Florya'daki İBB Başkanlık Konutu'nda yüklenicilere hak edişler üzerinden yüzde 10'a varan ödemeler için baskı yapıldığını anlattı. Yani artık "sadece gizli tanık söyledi" denilerek geçiştirilemeyecek bir tablo ortaya çıkıyor.
Tanıkların anlattığı ve belgeleriyle sunduğu bu para trafiği, dekontlar, HTS kayıtları, senetler, tapu hareketleri ve diğer maddi deliller ışığında ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. Yalnız sanıklardan Aktaş'ın ifadesindeki şu cümleye dikkatinizi çekerim:
"Sistemin temel amaçlarından en önemlisi, Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir."
Başka bir ifadeyle, "Bu siyasi bir dava" itirazının cevabı belki de şudur:
Evet, siyasi bir dava. Çünkü iddia edilen suçların merkezinde İmamoğlu'nun siyasi kariyerinin finansmanı var.