Türkiye'nin en iyi haber sitesi

’nün ’inde şu anda 300’ün üzerinde şirket olduğunu söyleyen İTÜ Rektörü Prof. Karaca, “Farklı üniversitelerden 17 akademisyenin de İTÜ Teknokent’te şirketi var. Kimse kızmasın burası İTÜ” diye konuştu

2023 yılında 250. Yılını kutlamaya hazırlanan () Rektörü Prof. , İTÜ'nün hep siyasetçilerle anıldığını ama aslında yaşayan 150 binin üzerinde mühendis ve mimar mezunu ile ülke ekonomisine de çok büyük bir katkı yaptığını söyledi. İTÜ'nün özellikle bünyesindeki teknokent ve yeni girişimlerin hayat bulduğu Çekirdek Kuluçka Merkeziyle ülke ekonomisinin gözbebeği kurumlardan biri olduğunu belirten Karaca, "İTÜ'nün 'inde şu anda 300'ün üzerinde şirket var. Bunların arasında 70'i üniversitemizin hocalarının şirketi. 17'si ise farklı üniversitelerden gelen hocaların şirketi. Koç'tan, Boğaziçi'nden, Sabancı'dan hocaların da şirketi var. Kimse kızmasın burası İTÜ. Başka üniversitelerden hocalar da gelip girişimlerini buruda büyütmek istiyor" dedi. Prof. Karaca ile İTÜ'nün teknokentinden çıkan şirketleri, üniversite-özel sektör işbirliğinin kazanımlarını ve pandemi sonrası yeni nesil üniversiteleri konuştuk.

Pandemiyle birlikte değişimin daha da hızlandığı bir sürecin içindeyiz. Köklü bir eğitim kurumunun başında olan bir isim ve bir bilim insanı olarak yaşananları siz nasıl görüyorsunuz?

Kabul etmek lazım ki değişim zaten baş döndürücü bir hızdaydı. Şimdi ise değişimin yönüne dikkat etmemiz gerekiyor. 3 alandan örnekle cevaplayayım sorunuzu. Pandemi hayatlarımıza yeni normal kavramını getirdi ve bu normlar hızla kabul gördü diyebilirim. Farklı hayat tarzları da bu yeni normale göre kendini güncelleyecektir. Hijyen her ortamda öncelikli ve en çok aranan olacaktır. Yeni sosyalleşme tarzları oluşuyor, sanki insanlar biraz daha içine kapanacak gibi. 2020, tarih kitaplarında tüm kürenin yaşam şeklini değiştiren yıl olarak anılacaktır. Aynı 1929 ekonomik buhran yılı gibi. Eğer 2020'ye iyi tarafından bakarsak, dijital imkanların yaygınlaşması, ulaşılabilir olması ekonominin maddesizleşmesini tetikliyor. Öte yandan kendi imkanlarımızla maddi üretim yapabilmenin elzem bir konu olduğunu pandemiyle birlikte tekrar gördük. Bu iki durum da yerelliğe imkan verirken sürdürülebilir bir dünya için iyi gelişmeler. Pandeminin damgasını vurduğu bu yılı belki de küreselleşmenin itibar kaybettiği yerel bağlamın ise tekrardan gündemimize oturduğu yıl olarak hatırlayacağız.

Bütün bunlardan yüksek öğretim nasıl etkileniyor?

Uzaktan eğitim artık her seviyedeki eğitim hayatımızın bir parçası ve hibrit eğitim modelleri eğitim sistemlerini şekillendirecek. Hayatın her alanında büyük bir değişim dönüşüm yaşandığı gibi üniversitelerde de büyük bir değişim söz konusu. Çok yakın bir zamana kadar 1. nesil, 2. Nesil ve 3. nesil üniversitelerden söz ederken, artık 4. nesil üniversitelerden söz ediyoruz. İlk nesilde rektörler klasik hoca tarzında. İkinci nesilde hocalar biraz daha yönetici özelliği de taşımaya başlıyor. Üçüncü nesil üniversitelerde rektörler daha da profesyonel ve özel sektör mantığında ilerliyor. 4. nesil üniversitelerde rektörler, sürekli arayışta, sıra dışı, son derece yenilikçi, uç projeler geliştiren ve bunlara kaynak bulabilen kişiler arasından çıkacak. Bugün artık profesyonel yönetici ve hoca kimliğinizin üstüne çok daha fazla sayıda farklı özellikler koymanız lazım. 'de 4. nesil üniversiteye en yakın kurum İTÜ'dür. Hedefimiz ilk 100 üniversite arasına girebilmek.

Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz?

Üniversitelerde eğitim, bilim; evet, en iyisi olmalı ama aynı zamanda bu kurumlar, bilimsel çalışmayla işbirliği içinde ürün geliştirmeli, insanların hayatına dokunan işlere imkan sunmalı. Bu da kamu-özel sektör ve üniversitelerin sıkı işbirliği yapması ile oluyor. Bunun en iyi örnekleri Stanford üniversitesi MIT gibi okullar. Bugün Silikon Vadisi Stanford ve Berkeley Üniversiteleri sayesinde olmuştur. Türkiye'de ise kamu-özel sektör-üniversite üçlüsünün uyumlu işbirliğinin uzun zamandır en iyi uygulandığı kurumların başında İTÜ geliyor. Bu üçlüden biri olmadığı sürece işleri başarıyla yürütmek pek kolay değil. Ekonomik kalkınma da aslında böyle mümkün, bu üçünün uyumlu işbirliği ile.

Ama bu söylediğiniz işbirliği pek öyle kolay değil sanırım…

Evet, doğru pek kolay değil ama İTÜ'de bunun çok iyi örneklerini görmek mümkün. Türkiye'de 80'e yakın üniversitemizde teknokent var. Bunların arasında İTÜ Arı Teknokent bugüne kadar yaptıklarıyla en çok öne çıkanlardan biri.

Biraz bahseder misiniz İTÜ'nün teknokentinden? Kaç şirket çıktı bugüne kadar, dikkat çeken neler yapıldı?

O kadar çok şirket çıktı ki, şimdi hangi birini sayayım. Üretiminin tamamını ihraç eden Air Ties, ilk aklıma gelen şirket. Kamuoyunun iyi bildiği Hopi, N11 markaları buradan çıktı. Futbolseverlerin yakından bildiği Scoutium uygulaması da bizden çıktı. Şu an 13'ü İngiltere'den 100'ün üzerinde futbol kulübü buraya üye. Geçen yıl 71.5 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı ile Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan İTÜ ARI Teknokent'te, geleceği değiştirmeye hazırlanan farklı ölçeklerdeki teknoloji firmaları ve girişimciler dünya pazarına açılıyor. 300 Ar-Ge firması, 800 eş zamanlı projesi, 3 bin 200'den fazla başarılı projesi ile Teknokentimiz ile öğrencilerimize staj imkanları ve mezuniyet sonrası iş olanağı sağlıyoruz. 51 milyon dolar ile Türkiye'nin bugüne kadar en yüksek ihracatını yapan teknokent bizim.

Bütün bu faaliyetler üniversitenin gelirlerine katkı sağlıyor mu?

Elbette, tüm bu faaliyetlerle gelirlerimizi geçmiş yıllara göre arttırdık. Öğretim üyelerimiz bürokrasiden uzak, sanayi ile birlikte çok rahat iş yapabilsin diye Teknoloji Transfer Ofisimizi şirketleştirdik. Şu an 250-300 milyon TL'lik bir ciromuz var. Öğretim üyeleri çok memnun, az bürokrasi, az kırtasiye, çok iş. Çok görünür değildir ama Türkiye'de sanayi ile aslında çok yakın çalışan bizim okulun hocalarıdır. Üniversitemiz bünyesindeki Çekirdek, dünyadaki ilk 5 kuluçka merkezlerinden biri. İTÜ'nün gerçekleştirdiği start up yarışmasına geçen yıl 10 bin başvuru geldi. Bunlardan 70'ini seçtik ve onlara 4 ay eğitim ve mentorluk desteği verdik. Ardından da yatırımcılarla bir araya geldiler ve bir gecede tam 52 milyon TL yatırım aldılar. Bir gecede yerli ve yabancı yatırımcılardan 52 milyon TL yatırım almak henüz çok başlangıç aşamasındaki girişimler için önemli bir başarı. Kısacası İTÜ bir mühendis fabrikası iken şimdi bir de girişimci fabrikası olma özelliği kazandı.

Girişimci fabrikası derken ne kast ediyorsunuz tam olarak?

İTÜ, bünyesindeki teknokent, kuluçka merkezi ve bilimsel araştırma imkanları ile girişimcilerin, bir fikri olan herkesin radarında olan bir yer. Herkes burada olmak istiyor. Örneğin başka üniversitelerin hocalarının da bizde şirketi olanlar var. Burada 87 hocanın şirketi var. Hocaların 17'si farklı üniversitelerden. Koç'tan, Boğaziçi'nden, Sabancı'dan hocaların bizde şirketi var.

Onların okulunda teknokent yok mu hocam?

Var ama İTÜ'deki ekosistem daha cazip geliyor demek ki. Buranın havası bile yeter, ulaşımı, lokasyonu avantajlı, finans merkezinin hemen yanı başında. Burası İTÜ, kimse kızmasın. Ciddi bir mezun ağı var, bu ağ iş bulmada, iş geliştirmede çok etkili olabiliyor. Günah değil hocanın şirket kurması. Biz de Mevlana gibi girişimciysen gel diyoruz. Başka okuldan da olsa gel, yine gel diyoruz.

HİBRİT EĞİTİME GEÇECEĞİZ

Bu yıl okullar açılacak mı, ne zaman?

Bu yıl yeni akademik yıl ne zaman başlar, nasıl başlar henüz hiçbir şey net değil. Büyük bir ihtimalle hibrit bir model oluşur. Hem fiziksel hem dijital eğitim bir arada olur çünkü sonbahar için pek iyi bir resim çizilmiyor.

DOĞA'DA UMDUĞUMUZDAN DAHA İYİ BİR TABLO ÇIKTI

Geçen yılın en sıcak konularından biri olan Doğa Koleji'ni bünyenize alarak dikkatleri üzerinize çektiniz. O cephede işler nasıl gidiyor?

İTÜ olarak biliyorsunuz ilk, orta ve lise eğitiminde 20 yıllık bir tecrübemiz var. Üniversite öncesi eğitimde de ciddi bir birikimimiz var. Bugün en fazla talep gören okullar arasındayız. Bundan dolayı Milli Eğitim, Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanımız Doğa Kolejini bize yönlendirdi. Doğa'da bir sorun vardı kimseyi mağdur etmeyecek bir çözüm böylece bulundu. Bu satın almanın İTÜ'ye bir maddi bir yükü olmadı. Özellikle pandemide online eğitimde Doğa çok iyi bir performans gösterdi. Finansal sıkıntıları hemen çözmeye başladık, bir ay içinde her şeyi yoluna koyacağız. Doğa'yla ilgili ilk etapta ortaya konan resim çok karamsardı ama şimdi resim baya beyaza dönüyor. Umduğumuzdan çok daha iyi bir yapı ile karşılaştık. İTÜ markası da zaten iyi bir marka olan Doğa'ya büyük bir katkı sağlayacaktır. Doğa'ya İTÜ markası ekledik. Milli eğitim bakanlığından sonraki en büyük eğitim zinciri olduk. 360 derece bir eğitim kurumuna dönüştük. Öğretim üyelerimizin bir kısmı doğada ders vermeye başladı.

BEBEK 'UNİCORN' YUVASI OLDUK

İTÜ Teknokent'in birçok önemli girişimin doğduğu yer olduğunu söylediniz ama henüz bir unicorn çıkaramadınız öyle değil mi?

Unicorn ile 1 milyar dolarlık şirketler kastediliyor ama biz İTÜ Teknokent'te 100 milyon dolarlık çok şirket çıkardık. Bunların çoğu yurtdışından yatırım aldı. Son olarak geçen yıl Microsoft ilk defa Türkiye'den bir şirket satın aldı. O da bizim Teknokkent'ten çıkan bir şirketti. İTÜ'den o kadar çok yurtdışından yatırım alan şirket çıktı ki, biz bunlara bebek unicorn'lar diyoruz. Unicorn'ların yuvası olduk.

VİRÜSÜ ÖLDÜRECEK SES GELİŞTİRİLİYOR

Pandemiyle mücadelede İTÜ Teknokent'te geliştirilen bazı ürün ve uygulamalar da gündeme geldi. Neydi bunlar ve şu an ne aşamadasınız?

İTÜ ARI Teknokent'in biyoteknoloji firmalarından Bioeksen, Koronavirüs tanısını 90 dakika gibi kısa bir sürede koyabilen hızlı patojen kiti geliştirdi. Yine İTÜ Arı Teknokent'te sağlık çalışanlarının ihtiyaç duyduğu koruyucu maskeler üretildi. Yine burada 3 boyutlu yazıcılarda siperlikler üretildi. Ayrıca kağıt paraları dezenfekte eden bir modül burada geliştirildi. Şu an Sağlık Bakanlığı'nda değerlendirilen bir korona takip uygulamamız var. Herkesten farklı olarak bizim uygulamamızda yapay zeka var. Bir de henüz detaylarını paylaşmamın erken olduğu yeni bir buluşumuz daha var. O da ses dalgasıyla ortamdaki virüsleri öldürüyor. Şimdilik bu konuda ancak bu kadar bilgi paylaşabilirim.

250. YILINA HAZIRLANAN İTÜ'NÜN 'İLK'LERİ VE 'EN'LERİ

2023'te 250. Yılını kutlamaya hazırlanan İTÜ'nün enlerini ve ilklerini Rektör Hoca Karaca bir solukta şöyle sıraladı: "İlk TV yayını, ilk okul radyosu, ilk uydu, ilk uzay bilimleri merkezi, ilk yerli elektrikli minibüs, ilk yerli bilgisayar, Antartika'da Türkiye'nin ilk araştırma üssünün kurulması, Türkiye'nin en yeşil üniversitesi, Erasmus programı kapsamında, yurtdışından en çok öğrencinin tercih ettiği üniversiteyiz. Ayrıca insansız hava araçları başta olmak üzere yerli ve milli savunma araçlarının birçoğunda İTÜ imzası vardır."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA