Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK'nın), Erzurum'a yeni atadığı savcılar, iddianameyi imzalayıp, Özel Yetkili Mahkeme'ye gönderdiler. Mahkeme, bu iddianameyi kabul etti. Öyleyse, "yetkisini aşıyor" denilen savcılar, demek yetkiliydi. Çünkü yenileri de, aynı iddianameyi benimsediler. Ayrıca, eğer tutuklama kararı yetkiyi aşmak gibi değerlendiriliyorsa, İlhan Cihaner'in avukatının başvurusu, mahkeme tarafından 3'üncü defa reddedildi. Bu, tablonun bir yönü. Öte yandan, iddianamede, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk, ilk sanık konumunda ve hâlâ görevinin başında.
Gelelim ıslak imzalı belgeye...
Dursun Çiçek, İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı, tek başına hazırlamadı. 26 Ekim 2009'da gönderilen bir ihbar mektubundan anlaşıldığı üzere, talimatı dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız'dan aldı. Dolayısıyla, ıslak imza davasının ucu, bugün 1. Ordu Komutanı olan Hasan Iğsız'a kadar ulaşabilir. Hatta bu hazırlık, Genelkurmay Karargâhı'nda yapıldığına, Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız'ın talimatıyla gerçekleştiğine göre, baştan beri hadisenin üzerini örtme çabası içinde görünen İlker Başbuğ dahi, hesap verme durumunda kalabilir.
Özetle, son derece karışık bir ortamdayız. Bir yandan yüksek rütbeli komutanlarla irtibat, öte yandan, yargıyı siyasallaştırdığı iyice ortaya çıkan bir HSYK. Ve tabii, HSYK'ya destek mesajlarıyla boğazlarına kadar siyasetin içine batan bazı Yargıtay ve Danıştay üyeleri.
Bekleyelim... Bakalım önümüzdeki günler bize neler getirecek.