Türkiye'nin en iyi haber sitesi

28 Şubat tartışılırken, sanki Gülen hareketi "postmodern darbe"yle işbirliği içine girmiş gibi bir izlenim de yaratılıyor. Gerçi, Gülen, Refahyol hükümetinin istifa etmesi gerektiğini 17 Nisan 1997'de Kanal D'ye yaptığı konuşmada söyledi ama bu sözleri, ülkedeki gerginliğin azaltılması adına sarf etmişti. O beyanat yanlış olabilir. Ama buradan yola çıkarak, genel bir hüküm vermek doğru değil. Gülen'in tavrı, merkez medyanın manşetleriyle kıyas kabul etmez. O, hizmeti koruma saikiyle böyle bir açıklama yapmıştı. Askerin işbirlikçisi değil, aksine hedefinde olan bir kişiydi. 28 Şubat kararlarının 2'nci maddesinde, Gülen'in okullarının devri isteniyordu: "Tarikatlarla bağlantılı yurt ve okullar Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilmelidir."
Başbakan Erbakan'a sunulan 17 Aralık 1996 tarihli MİT raporu, Gülen'i yasa dışı ilişkiler içinde gösteriyordu: "Fethullah Hoca, Çiller'in para aklama işinde gizli ortağı. CIA'in kurduğu bir sivil toplum kuruluşu. Maliye Bakanlığı'nın müfettişleri, mali kayıtları incelediği takdirde bu ispatlanabilir."
Bu rapor, 1998 Şubatı'nda gazetelere yansıdı. Rapora göre, Gülen'in sadece CIA ile bağlantısı değil, Haluk Kırcı ve Abdullah Çatlı'yla da ilişkisi vardı. MİT raporu dediğime bakmayınız. Söz konusu rapor, Doğu Perinçek'in Aydınlık adlı dergisinin 22 Eylül, 17 Kasım ve 24 Kasım 1996 tarihli nüshalarından derlenmişti. İşleyişi görüyorsunuz değil mi! Önce, gazetelerde haberler yayınlattırılıyor. Bunlar ağırlıklı olarak Doğu Perinçek kaynaklı bilgiler. MİT, gazetelerde yayınlanan haberleri derliyor ve Başbakan'a rapor halinde sunuyor. Raporun her sayfasının altında "Basından alınmıştır"ibaresi mevcut. Ama tabii gazeteler bunu görmezden geliyor, "İşte MİT raporu"diye, kendi haberlerine daha ciddi bir kılıf giydirerek, aynı bilgileri kamuoyuyla tekrar paylaşıyorlar. Aydınlık dergisinde yayınlanan haberler, MİT raporu haline geliyor.
Sadece MİT'in değil, Genelkurmay'ın da hedefinde Fethullah Gülen vardı. Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) hazırladığı Gülen raporu, Mart 1998'deki Milli Güvenlik Kurulu'nda görüşüldü. Rapora göre, 80 il valisinin yaklaşık 30'u Fethullahçıydı! Grubun uzun vadeli hedefi İslâm devletini kurmaktı. Gülen'in 257 okulu bulunuyor, bu okullarda 4 bin öğretmen, 40 bin öğrenciye eğitim veriyordu.
10 Ocak 1999'da ise, Aydınlık'ta şöyle bir haber çıktı: "Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Dairesi'nin % 95'i Fethullah Cemaati'ne mensup. 28 Şubat'tan sonra parola sistemi değiştirildi..."
Daha sonra da kasetler piyasaya sürüldü ve Gülen'in aslında laikliği yıkmak istediği, bu yüzden devlette örgütlendiği ama takiyye yaparak rengini belli etmediği iddiası ortaya atıldı. Bu böylece sürüp gitti. Gülen yargılandı; beraat etti. Gördüğünüz gibi hiçbir şey değişmedi. Gene benzer iddialar ısıtılıp piyasaya sürülüyor.
Bugün, "Gülen de Refahyol'a karşıydı" diye kendilerine mazeret arayanlara, aradaki farkı söylemek isterim. Kimi işbirlikçiydi, kimi hedefti.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA