Türkiye'nin en iyi haber sitesi
DİŞ HEKİMİ İLKER ERDOĞAN

İmplant uygulamasında başarısızlığın sebeplerı

İyi bir tedavi planlanması ve uygun kemik hacmi ile implantların ortalama 10 yıl süre ile ağızda kalması başarı olarak görülüyor. Ancak bazen enfeksiyon, çene kemiğinin kırılması, sinir hasarı gibi problemler yaşanabiliyor

Bugün Babalar Günü ve Ramazan Bayramı'nın son günü. Hem bayramınızı, hem de öncelikle kendi babam olmak üzüre tüm babaların Babalar Günü'nü kutluyorum. Bugünkü yazımda sizlere implant uygulamasında başarısızlığın sebeplerini anlatacağım. Oral implantoloji, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine, doku dostu materyallerin (implantlar) çene kemiğine yerleştirilmesi demektir. Son yıllarda bilimsel çalışmaların artması, teknolojik olarak daha üstün implantların ve destek biomateryallerin geliştirilmesi; 1900- 1985'li yıllarda yüzde 85 olan başarı oranlarını yüzde 98'lere kadar çıkarmıştır. Artık günümüzde diş eksikliği oluştuğunda doğal dişlere hiçbir zarar vermeden implant tedavi planı yapmakta ve kaybedilmiş dişlerin yerine dental implantlar yapılmaktadır. Bu sayede kaybedilmiş olan fonksiyon, estetik ve fonasyon tekrar kazanılır.

İmplant tedavilerinde başarı kriterleri nelerdir?
İmplantolojide başarı genel olarak üç faktöre bağlıdır:

HEKİME BAĞLI FAKTÖRLER
İmplant uygulayacak hekimin cerrahi kuralları iyi uygulaması, hastaya en uygun tedavi modelini seçmesidir. Ayrıca tedavi planını hasta ile paylaşarak nelerin yapılıp nelerin yapılmamasının belirlenmesidir.

HASTAYA BAĞLI FAKTÖRLER
Hastanın; tedavi süreci boyunca hekimi ile iyi uyum sağlaması ve arzu ettiği tedavi planını hekimi ile detaylı bir şekilde konuşması başarıyı artıracaktır.

ÜRETİCİYE BAĞLI FAKTÖRLER
İmplantolojide kullanılan ve üretilen malzemelerin doku dostu olması, uzun yıllar fonksiyon gören kaliteli malzemeden yapılmış olmasıdır.
İmplant tedavilerinde başarı oranı nedir? Doğal dişler kaybedildiği gibi implantlar da kaybedilebilir. Sağlık anlamındaki hiçbir teknik, yüzde 100 başarılı değildir. Dünyada total sağ kalım yani implantın ağızda kalma oranı yüzde 95-98 arasındadır. İyi bir tedavi planlaması ve uygun kemik hacmi ile implantların ortalama 10 yıl süre ile ağızda kalması başarı olarak görülmektedir. İyi planlanmış birçok implantta bu süreler aşılmaktadır.
İmplant tedavi kaybına neden olan sebepler nelerdir? Yetersiz kemik hacmi, kemik kalitesinin yetersiz olması, sigara içme, bazı sistematik hastalıklar, ağız bakımının yetersiz olması, diş sıkma ve parafonksiyonal hareketler, periodontal yani diş eti hastalıkları; implantlarda karşılaşılan başarısızlıklara neden olabilir.

TEK KOŞUL KEMİK BULUNMASI
Her hastaya implant yapılabilir mi? Eğer genel sağlık koşulları uygun ise bir hastaya implant yapılabilmesi için ilk koşul yeterli kemik varlığının bulunmasıdır. Bu yeterli değilse kemik artırım teknikleri ugulanarak implant uygulaması yapılabilir. İmplant tedavisi multidisipliner bir alan olup belli bir süre almaktadır. Hasta seçimi ve hasta ile olan uyum başarı seviyesini ciddi bir şekilde etkilemektedir.
Başarısız olmuş implantlar yeniden yapılabilir mi? Evet. İmplant başarısızlığı sonucunda eğer kemik yeterliyse belli bir iyileşme süreci sonunda ya da farklı kemik artırımı metodları uygulanarak aynı bölgeye yeniden implant yapmak mümkündür. Bu nedenle implant tedavileri planlanırken olası başarısızlık ve bu durumda yapılacaklar hastalarla paylaşılmalıdır.

DİŞLERİNİZİ SIKMAMALISINIZ
Peri implantitis nedir, nasıl önlenir? Peri implantitis; yapılmış implantların ardından, kısa dönemde ya da orta süre içinde implantların çevresinde oluşan kemik kaybı ve enflamasyondur. Ağız bakımının kötü olması, uygun olmayan implant üstü protezler ve diş sıkma; ana nedenlerdir. Peri implantitis doğal dişlerde olduğu gibi çeşitli tedavi protokolleri ile tedavi edilebilir.
Yeni teknolojik gelişmeler implant başarısını artırır mı? Yeni teknolojiler ve üç boyutlu radyografik tekniklerin desteği ile en uygun ve güvenilir bir implant cerrahisi sağlayan rehberler üretilir. Anatomik oluşumların yakın olduğu ve kemik hacminin az olduğu durumlarda dental tomografik teknikleriyle kemik hacmi üç boyutlu ve güvenilir olarak değerlendirilebilir. Bu sistemlerde daha güvenli ve başarılı implantlar yapılır.

?İMPLANT UYGULAMASININ TEHLIKELI YANLARI ENFEKSİYON
Enfeksiyon genellikle hastanın kötü ağız bakımıyla alakalıdır. Dişlerinizi temizlemeyip diş ipi kullanmazsanız ve her yemekten sonra bu uygulamaları tekrarlamazsanız, bakteri birikimi olur. Tütün ve tütün ürünleri kullanan hastalar enfeksiyon gelişmesinde büyük risk grubundadır. Yüksek enfeksiyon riski implant kaybıyla sonuçlanmaktadır.

SİNİR HASARI
Sinir hasarı gerekli ölçümler yapılmadan implantların yanlış yön ve yanlış uzunluklarda kullanılmasıyla ortaya çıkar. Cerrahi öncesi yapılacak panoramik ve tomografik röntgen ölçümlerinin değerlendirilmesi, bu hasarın önlenmesinde önemli yer tutar. Sinir zedelenmesi; dudak, çene ve yanaklarda his kaybına sebep olur. Ayrıca mevcut dişlerinizin bazılarının da uyuşuk kalmasının etkenlerinden bir tanesidir. Vücudu bir sinir ağı olarak düşündüğümüzde herhangi bir yerdeki sinir ağının kopması vücudumuzun başka bir yerinde farklı kas ve sinir sistemlerinde problemler meydana getirebilir. Kopan sinirin tedavisi sinirlerin tekrar birleştirilmesi ya da ayak bölgesinden alınan sinirlerin o bölgelere bir bağlantı kablosu gibi dikilmesi ile olur.

SİNÜS PROBLEMLERİ
İmplantların diğer bir risk faktörü de üst çenede uygulanan implantların hatalı sonucu olan sinüs problemleridir. Bu problemler sinüs tabanının delinmesi, sinüs membranının delinmesi ve implantın o boşluğa girdikten sonra o bölgede oluşturduğu enfeksiyonla olabileceği gibi sinüs bölgesinde kemik kazanabilmek için yapılan kemik ilavesi operasyonlarının sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Sızlayan basınçlı ve karıncalanmalı şekilde hissedebilirler. Sinüs boşluğundaki yükselen basınç baş ağrılarının sebebi olabilir. İlerlemiş vakalarda bireylerde bu basınçtan dolayı migren ağrıları gelişebilir.

KEMİĞİN KIRILMASI
Özellikle hacimsel olarak küçük, yaşlı bireylerde karşılaşılır. Çene kemiğinin inceliği implant yuvasının açılması esnasında kırılabilir. Bu gibi durumlarda çene kemiğinin özel ekipmanlarla birbirine bağlanması ve hastanın alt ve üst çenesi birbirine bağlanılarak pipetle beslenmesi gerekir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA