Türkiye'nin en iyi haber sitesi

21. Yüzyıl, insanlık, diğer bir deyişle uygarlık tarihi açısından yüksek beklentilerin olduğu bir yüzyıl; dı. Geride bıraktığımız 19 yılda yaşanan trajedileri, vahşeti, kan ve göz yaşını dikkate aldığımızda, insanlığı daha 'parlak bir geleceğe' taşıyacağı umut edilen bir yüzyıl olma olasılığı hayli törpülenmiş durumda. Oysa, 'demokrasi', 'özgürlük' ve 'insan hakları'nı merkezine yerleştirdiğini iddia eden batı uygarlığı, Atlantik İttifakı, 2. Dünya Savaşı sonrası, daha ulvi, insani değerleri daha güçlü kılacak bir geleceğe kendini vakfettiğini iddia etmişti.
Bu nedenle, 21.Yüzyıl'da insanoğlu'nun 'kompleks problem çözme'ye, 'eleştirel düşünme'ye, 'tasarım ve inovasyon'a, 'birlikte iş yapma kültürü'ne, 'duygusal zeka'ya, 'müzakere'ye, 'empati'ye ve 'zihinsel esneklik'e yönelmesi, bu alanlardaki melekelerini, hareket kabiliyetini geliştirmesi ve ileriye taşıması arzu edilmekteydi. Ne acıdır ki, 21. Yüzyıl, batı dünyasının 'empati', 'zihinsel esneklik', 'duygusal zeka' ve 'birlikte iş yapma kültürü' açısından gerileme gösterdiği, 'aşırı sağ', faşist eğilimlerin ise ürkütücü düzeyde güçlendiği bir 19 yıla şahitlik etti.
Öyle ki, gibi, 'tan günümüze, çok sayıda ülkenin iç işlerine, siyasetine doğrudan müdahaleleri ile zaten sicili sıkıntılı bir ülkeyi, daha da ürkütücü bir tablo olarak, 'terör örgütleriyle işbirliği'nden medet umar hale getirdi. Ve, ne yaman çelişkidir ki, batı dünyasının bilim ve düşünce dünyasının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, insanoğlunun yararına projeler yürütürken; batı dünyasının başkentlerine, o ülkelerdeki sivil ve askeri bürokrasinin içine çöreklenmiş yapılar, elverişli gördükleri bir grup siyasetçiyle birlikte, insanlık tarihine 'kara bir leke' olarak geçen süreçlere imza attılar.
Bugün, kendi ülkelerinden başlayarak, dünya genelinde, izledikleri bu yöndeki politika ve adımlara yönelik artan eleştiri ve tepkileri ise, daha 'vahim 'hatalara imza atarak, 40 yıllık 'fiyasko'larında ısrar ederek susturmaya, baskılamaya çalışıyorlar. Hilal Kaplan'ın sorusu, 40 yıllık 'fiyasko'nun 'da tescilidir. ABD gibi bir devletin, eli kanlı bir terör örgütü temsilcisini Beyaz Saray'da ağırlayacak ölçüde , tüm insani değerleri ayaklar altına alan bir 'akıl tutulması', bir aciziyet içinde olması çok vahim bir tablodur.
Gerek ABD, gerekse de AB'nin 'empati', 'zihinsel esneklik', 'duygusal zeka' ve 'birlikte iş yapma kültürü'nü bütünüyle kaybetmiş olmaları, bir karanlığa işaret etmektedir. 'nin, Atlantik ve Asya-Pasifik'i bir arada tutabilecek, dünyanın geleceği adına, Avrasya'nın kaderini değiştirebilecek bir ülke olarak sorumluluğu hayli ağır. Ve, ABD'yi 40 yıldır terör örgütleriyle irtibat içinde tutmayı 'strateji' zanneden sivil ve askeri bürokrasideki zihniyet devre dışı kalmadığı müddetçe, dünyanın da, Türkiye'nin de işi hayli zor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN