Türkiye hiçbir zaman sömürge ya da daha doğru bir ifadeyle 'koloni' olmamıştır, diyen dostlarımız var. Siyasi ve idari açıdan bakıldığında elbette böyle olduğu düşünülebilir. Fakat kültür, sanat ve özellikle yayıncılık zaviyesinden baktığımızda bunu iddia edebilir miyiz? Hiç sanmıyorum.
Edebi kolonyalizm kendisini toprak, ekonomi ya da siyaset üzerinden değil, dil, hafıza ve muhayyile üzerinde gerçekleştirir. Bir memlekete hegemon olmak için ille de onu işgal etmeniz gerekmez, pekâlâ bunu kültür endüstrisi vasıtalarını kullanarak da yapabilirsiniz. Mühim olan zihinlerin tarassut altına alınması ya da işgal edilmesidir.
YAYINCILIĞIN HALİ
EnstitüSosyal, sağolsun, ülkemize "dekolonyalizm" kavramını takdim etti. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen forumda meseleler enine boyuna tartışıldı. Kavramın kendisiyle alakalı memnuniyetsizliği ve itirazları şimdilik bir kenara bırakıp bunu müspet bir adım olarak görmek gerekir. Özellikle yayıncılığın hali pürmelali düşünüldüğünde...
Evvelki yazılarımızdan birinde Türkiye'nin bir çeviri çöplüğüne döndüğünden bahsetmiştik. Yerli ve telif eserlerin ne kadar yerli olduğu ise ayrı bir bahistir. Neyin makbul ve muteber olduğu hususunda pek çok yazarımızın kafası karışıktır. Muharrirlerimizin bir kısmı gaflet, bir kısmı da dalalet içerisinde Batılı okurun görmek istediği Doğu'yu tasvir hatta imal etmek için çırpınmaktadır. Maalesef bazılarının durumu savaşın bittiğini ve kaybedildiğini bilmeyen, komutanına kendisini beğendirmek için ormanda nöbet tutmaya devam eden askerler gibidir.

GERİ İNSAN OLMAZ!
Zaman zaman okumayı ve yazmayı seven arkadaşlarımıza sorarım: Shakespeare'i, Dante'yi, Goethe'yi, Stendhal'ı, Joyce'u tanıyor musun? Herhangi bir eserini okudun mu? Cevap genellikle olumludur. Hatta arkadaşlarımızın hemen hepsi bu yazarların biri ya da birkaçı hakkında uzmandır. Fakat aynı sorgulamayı bizim tarihimizden ya da sözgelimi Afrika tarihinden başka yazarlar hakkında yaptığımda, Konevi'yi, Attar'ı, Arabi'yi, Firdevsi'yi sorduğumda genellikle boş gözlerle bakarlar bana.
Halbuki unutmamak gerekir ki bir ülkenin iktisadi bakımdan zorluklar yaşaması o ülkenin insanlarının, özellikle yazar ve sanatçılarının kabiliyetsiz ve geri zekalı olduğunu göstermez. O halde nedir buradaki engel? Evrensellik tekelinin icad edilmesi ve benimsettirilmesidir. Kolonyalistin eserleri insanlığın normali sayılır, evrensel kabul edilir. Sömürülen ise ancak yerel olabilir. Ancak efendisinin takdirini kazanırsa meşru kabul edilir. Kabul edilir dediğime bakmayın, folklorik edebiyat yahut kimlik edebiyatı rafında kendisine önemsiz bir yer tahsis edilir. Katalog zengin görünsün diye...
EDEBİYATIN YABANCILAŞMASI
Bunun neticesi elbette aşağılık kompleksidir. Mağlubiyetperestliktir. Lisanın zayıflamasına, hafızanın çarpılmasına, insanın kendisine yabancılaşmasına, taklitçiliğin yaygın bir zanaat haline gelmesine yol açar.
Teknik üstünlük, kültürel üstünlüğe dönüşür. Edebi türlerin belirlenmesinden, yazım tekniklerine; konu seçiminden üslubun kurulmasına hemen her sahada bu bağımlı yaklaşımın izleri görülür. Oryantal beklenti tarafından belirlenen güya yüksek kültür standartları bir süre sonra kültür ve sanat sahasını vahaya dönüştürür. Varsa yoksa imitasyon.
İNSANLIK NEDİR?
Burada elbette Batı nefretinde boğulmaktan ya da Batı karşıtlığına sıkışmaktan bahsetmiyoruz. Elbette insanlığın bütün eserleri bizim için de verilmiştir. Fakat insanlık bize satılanlardan ibaret değildir. İnsanlığın içine biz de dahiliz ve bizim kültürümüz de diğerleri kadar değerlidir.
Kendi hikayemize sırt çevirmemeliyiz. Evrensellik meselesini yeni bir bakışla ele almalı ve kültürel müesseselerimizi güçlendirmeliyiz. İdrakimize giydirilen deli gömleklerini yırtıp atmalı, algımızı esir eden zincirleri kırmalı, hayal gücümüzü serbest bırakmalıyız. Kimi zaman aradığımız hazine intihar etmek için ayağımıza bağladığımız sandığın içinde olabilir.

5 KİTAP TAVSİYESİ
Masamdaki beş kitabın uyandırdığı düşünceler bunlar. EnstitüSosyal bünyesinde hazırlanmış ve Turkuvaz Kitap tarafından neşredilmiş kitaplar... İlgilisine hararetle tavsiye ederim.
POSTKOLONYAL BERGSON...
Yazar: Souleymane Bachir Diagne...
Çevirmen: Mehmet Akif Ezerbolatoğlu...
FİLİSTİN MESELESİNİN SÜREKLİLİĞİ...
Yazar: Joseph A. Massad...
Çevirmen: Faruk Akyıldız...
BATI MODERNİTESİNİN DAHA KARANLIK YÜZÜ...
Yazar: Walter D. Mignolo...
Çevirmen: Oğuz Şahbaz...
19. YÜZYILIN UZUN GÖLGESİ...
Yazar: Farish A. Noor...
Çevirmen: Sefer Soydar...
DEKOLONYALİTE ÜZERİNE...
Yazar: Walter D. Mignolo ve Catherine E. Walsh...
Çevirmen: Oğuz Şahbaz ve Selçuk Aydın...