Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İBRAHİM ALTAY

Söz uçar fakat buharlaşmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan gazeteci ve muharrirlere verdiği iftar davetinde yaptığı konuşmada şöyle dedi: "Burada Nizamülmülk'e atfedilen bir sözü siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum; 'Bir mızrağı ya da oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz. Bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir."
Cumhurbaşkanımızın konuşmalarında yaptığı alıntılar ve atıflar öteden beri özel ilgi alanımdır. Millet Kütüphanesi'nin açılışında yaptığı konuşma başta olmak üzere konuşmalarının kitap ve kitapçıkları kütüphanemdedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Siyaset sahnesine adım attığı günden itibaren yaptığı bütün konuşmalar derlendiğinde Cumhurbaşkanının konuşmaların özel bir atıf mimarisi ile örüldüğü kesindir. Bu atıflar bir kültür, medeniyet ve insan tasavvurunun veciz ifadeleri olarak seçilmiştir. Adeta Alev Alatlı'nın Bize Yön Veren Metinler derlemesinde yapmaya çalıştığı gibi mütemadiyen zenginleşen ve zenginleştikçe belirginleşen bir katalog oluştururlar.

HİTABET VE EDEBİYAT
Cumhurbaşkanının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasından itibaren yaptığı konuşmaların kahir ekseriyetine ulaşmak mümkün. Bu külliyatta geçen özdeyişler, deyişler, deyimler, atasözleri, hikmetler, mısrayı bercesteler, şah beyitler ve kıtalar ayrı bir ciltte toplanıp incelenirse ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Çünkü bu konuşmalarda atıfların kendisini tekrar etmemesine de özen gösterilmiştir.
Objektif bir değerlendirme yaptığımızda görürüz ki siyasi tarihimizde hitabeti edebiyat, şiir ve fikirle bu kadar birleştiren başka bir lider yoktur. Sadece kasete okuduğu ve uzun siyasi yürüyüşüne eşlik eden şiirlerden söz etmiyoruz; yıllar boyunca yaptığı tüm konuşmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde arka planda kendisini hissettiren bir akış görülür... Konuşmaların, tarihi birikimimizi seçici bir biçimde tekrar kayda geçirmek, coğrafi sınırlarla kayıtlı kalmaksızın kucaklayıp aktarmak gibi bir misyonu olduğu dahi düşünülebilir.

SİYASETNAMELERİN ŞAHI
Cumhurbaşkanımızın konuşmasında sözünü ettiği Nizamülmülk tarihimizin mühim devlet adamlarından biridir. Sultan Alparslan ve Melikşah dönemlerinde 30 yıl boyunca vezirlik yapmıştır. Anadolu'yu yurt tuttuğumuz, Moğol ve Haşhaşi tehditlerinin yoğun olarak hissedildiği bir dönemde idari, mali ve askeri alanlarda yaptığı düzenlemelerle devlet teşkilatının oturması için gayret sarfetmiştir. Aynı zamanda eğitime önem veren bir kalem erbabıdır. Nizamiye Medreselerini kurmuş, İhyaü Ulumi'd-Din gibi eserleri halen geniş kitleler tarafından okunan ve İslam düşüncesinin köşe taşlarından olan İmam Gazali'yi bir dönem onlara başmüderris tayin etmiştir. İlim irfanla bu kadar yakından alakadar olduğu halde mektuplarını ve fermanlarını saymazsak Nizamülmülk'ün günümüze ulaşan tek yazılı eseri meşhur Siyasetname'dir.
Haşhaşiler tarafından öldürülmeden kısa bir süre önce tamamlamaya muvaffak olduğu bu eser bir tür nasihatnamedir. Büyük vezirin devlet idaresi hakkındaki tecrübelerini aktardığı bu eser hem muhtevası hem de taşıdığı edebi değer sebebiyle zamana direnmeyi başarmıştır.

KISSA VE HİSSE
Bir mukkaddime ve 51 fasıldan oluşan eser Farsça olarak kaleme alınmıştır. İyi bir hükümdarın sahip olması gereken vasıflar, devletin ve bürokrasinin nasıl teşkilatlanması gerektiği, yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkinin incelikleri gibi temel konulardan tutun da ülke içindeki hankahların durumu ve casusların sevk ve idaresi gibi birçok konu eserde kendisine yer bulmuştur.
Eseri incelediğimizde Nizamülmülk'ün tatbik ettiği metoda dair fikir sahibi de oluyoruz. Her fasılda önce hangi hususlardan bahsedileceğini başlıklar halinde verir. Akabinde meseleyi adeta bir deneme yazar gibi kendi içinde tartışır. Bilahare tezini destekleyecek şekilde bir rivayete, kısa bir hikayeye, Kur'an ayetlerine, hadislere ve geçmiş büyük edip ve şahsiyetlerin sözlerine atıf yapar. Zaten kendisi de eserini şöyle takdim etmiştir:
"Bu kitap hem nasihat hem hikmet hem destan hem Kur'an tefsiri hem peygamber sözleri hem peygamber kıssaları hem geçmiş adil padişahların maceralarıdır. Bizden evvelkilerden haber verirken kalanlardan meyveler devşirir."

ANLAM DÜNYASI
İstanbul'a döndüğümde Siyasetname'nin bendeki çevirisini tekrar taradım. Tahmin ettiğim gibi Nizamülmülk'e atfedilen cümleye kitapta rastlamadım. Cumhurbaşkanımızın konuşmasında neden özellikle 'atfedilen' dediğini bu vesileyle anladım.
Bendeki Siyasetname'de bulunmaması sözün ona ait olmadığını göstermez elbette. Öncelikle çeviriler farklılık gösterebilir. Ayrıca çeviri ile aktarım farklı şeylerdir ve yerine göre ikisi de makbul ve muteberdir. Bahusus kültürümüzün şifahi boyutu en az yazılı boyutu kadar muhkemdir. Nizamülmülk'ün ilim ve fikir insanlarıyla çevrelendiği düşünülürse sözlerinin de kulaktan kulağa aktarılarak zamana direnen bir hayatiyet kazandığı düşünülebilir.
Siyasetname'de vurgulanan temel yaklaşımlardan biri devletin sadece kılıçla değil sözle ve hikmetle ayakta durduğudur. Büyük vezirin başmüderris tayin ettiği Gazali sözü anlık bir ses olarak değil kalpte olanın dışavurumu, niyetin dünyaya açılan kapısı olarak görür. "Dil küçük bir uzuvdur fakat felaketi büyüktür" der. Söz bir insanı kurtarabilir ya da bir cemiyeti ifsad edebilir. İbn Haldun meseleyi toplumsal boyuta taşır. Fikirlerin alışkanlıklara dönüşme, alışkanlıkların müesseseleri şekillendirme ve müesseselerin medeniyetlerin kaderine tesir etme kabiliyeti vardır.

SÖZÜN GÜCÜ
Edebi eserlerde kullanılan semboller yazıldıkları ya da söylendikleri zamanın dünyasıyla doğrudan alakalıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın divan edebiyatı hakkında yazdığı kurucu makalede vukufiyetle anlattığı gibi ok ve mızrak gibi imgeler hem fiziki hem de metaforik anlamda bolca kullanılmıştır. Nihayet, o dönemdeki yaklaşımlarda görülen müşterek özellik fiziksel gücün doğrusal etkilerinin nispeten öngörülebilir olduğu, buna mukabil söz ve düşüncenin daha farklı bir çoğalma, yayılma ve hadiseleri etkileme gücüne sahip olduğudur. Bu tespiti bugün de yapmak mümkündür. Yunus Emre'nin veciz bir biçimde ifade ettiği gibi: "Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Yağ ile bal ede bir söz."

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.