Türkiye'nin en iyi haber sitesi
CEM SANCAR

Medeni açılımlar

İbn Arabi’nin Fütuhat-ı Medeniyye’si istisna bir risale. İki güzel insan bulmuş, araştırmış, incelemiş, çevirmiş. Hem de ne çevirme! Cümle ahalinin okuması, anlaması hedeflenmiş

Ne güzel kitap, ne güzel veli!
İbn Arabi'den bahsediyorum, bilgelerin bilgesi namındaki düşünürden.
Şeyh-ül Ekber denmiş kendisine. Şeyhlerin, kemâlât yolundaki öğretmenlerin öğretmeni.
Evet, gerçek açılımı bu!
Biz yine de bilgeler bilgesi diyelim, herkes anlasın...
Kur'an konuşuyor Arabi. Hakikatin üstünde uçuyor, gördüklerini, bildiklerini, ona nasip olanı bize aktarıyor.
Şiirleri var, bestelenmiş. Dünya müziklerinde. Dinliyorsunuz ama bilmiyorsunuz!
Bir şiirinin beni âşık eden bir iki yeri şöyle:
"Benim kalbim ceylanlar için bir pınar
Ben vallahi de aşk dinini vazediyorum, benim dinim de imanım da budur..."
Mekke açılımı, ilhamları ya da Fütuhat- ı Mekkiyye en bilinir (ve tabii en az okunur) kitabı.
Elimizde tuttuğumuz Fütuhat-ı Medeniyye ise istisna bir risalesi...
İki güzel insan bulmuş, araştırmış, incelemiş, çevirmiş. Hem de ne çevirme! Cümle ahalinin okuması, anlaması hedeflenmiş. Her irfani kelimenin yanına günlük dilde karşılığı yazılmış. Her Muhammedi hikmet, anlaşılsın istenmiş.

***

Böyle munis kitapları seviyorum. Böylece anlam arayışlarında sözlüklere boğulmuyoruz.
Sözlüklerle haşır neşir olmak, ideolojik Kemalist bıçağın kestiği dili, medeniyet akışını yeniden bulmak, cahilliği aşmak zihni genişletici, biliyoruz. Ama o da bir yere kadar...

***

Kitabın sunumunu Mahmud Erol Kılıç yazmış. Kılıç, bildiğiniz gibi Türkiye aydınları içinde özel bir yere sahip. Kitapları, köşe yazıları ve konuşmalarını, ilim irfan zevkinde olanların ilgiyle takip ettiği bir yorumcu. Tasavvuf konusunda mühim bir âlim.
Şöyle demiş mealen, Takriz'inde:
"Modern zamanlarda İslam dünyasının tefekkür hayatının donuklaşmasının dış ve iç sebebi vardır. Bu asrın Müslümanları dış sebepler üstünde durarak, adeta bu durumu bir bahane olarak kullanmayı tercih ederler. Oysaki iç sebepler hepsinden daha mühimdir..."

***

Kitap benim -serazat- okumama göre şöyle başlıyor:
"Sonra bütün bu nasip ve özellikleri insanda da izhar etmiş ve ışığı onun yüzünün, nuru gözünün, karanlığı saçının, latifliği ruhunun, kesifliği kemiğinin, inceliği dimağının-zihninin özelliği olarak var etmiştir.
Hak Teala insanı dört unsurdan yaratmıştır. Bunlar, toprak, su, hava ve ateştir.
Bu unsurlardan dolayı insan dört farklı mizaç üzeredir. Bu zıt özellikler, hararet sıcaklık, bürudet soğukluk, yubuset kuruluk, rutubet nemliliktir.
Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!
Alem, küçük alem ve büyük alem olmak üzere iki türlüdür. Büyük alem ferşten arşa kadardır. Küçük alem ise ferd ferd her bir insandır.
Bu iki alemden her biri diğerinin birebir karşılığıdır.
Büyük alemde bulunan şeylerin tamamı bir benzeri ile küçük alemde de mevcuttur.
Nasıl büyük alemde on iki burç varsa küçük alemde de büyük alemdeki on iki burca denk on iki taraf bulunur. Bunlar iki göz, iki kulak, iki burun deliği, iki yol tuvalet ihtiyacı, iki meme, göbek ve ferçedeptir.
İnsanın bedeni yer, kemikleri dağ, iliği maden, karın boşluğu deniz, bağırsakları nehirler, damarları kanallar, eti çamur, saçı bitkiler. Saçın bittiği yer deri, verimli toprak, ön veçhesi yani insanlarla muhatap meclisler kurmasını sağlayan ünsiyeti, medeniyet ve ümran (Bayındırlık).
Sırtı, yani insanlarla münasebet kurmayıp onlara sırt dönmeyi; içinde hiç su kaynağı, vaha bulunmayan bir çöl olarak yaratmış.
Nefes alıp verişi rüzgâr, konuşması gök gürültüsü, sesi yıldırım, ağlaması yağmur.
Mutluluğu sabah ışığı, hüznü gecenin karanlığı, uykusu ölüm, uyanışı hayat, doğumu yolculuk, çocukluk ilkbahar, gençlik yaz, olgunluk sonbahar, ihtiyarlık kış, ölüm yolculuğun sona erişi!
Ömrün boyunca geçirdiğin seneler şehirler, aylar konakladığın menziller, haftalar kat ettiğin fersahlar, günler mesafe.
Tükettiğin nefes yolculuk boyunca attığın adımlar gibidir. İnsanın alıp verdiği nefes ecele doğru yürür."

***

Diye başlıyor.
Ara başlıklar ise, insanı meraktan öldürecek cinsten. Misal:
"Allah'ın yazdığı iki vesika.
Emanete riayet.
Ameldeki eksiklik onun sevabını azaltır mı?
Allah müminin hatalarını örter..."

***

Nasıl örter? Sırf bu cevabı öğrenmek için bile yeter.
Yeter de. İki muhakkik, araştıran insanın, sırf bu kitabı yayımlamak için kurdukları yayınevine, bu 'nekes kapitalizm' çağında böylesi amatör ruha, şöyle bir medeni cesarete selam çakmamak da olmaz. Bu da var!
Bu kitabı almalı, onu diyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA