Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli seçimi olan 30 Mart'a az kaldı. Maalesef artık ülkemizde Serengeti kanunları işlemeye başladı. Hukuk devleti namına elimizde hiçbir şey yok. Eğer arkasında millet durmazsa Yeni Türkiye'nin lideri Tayyip Erdoğan ve ailesini topluca zindanlara atacak bir medya- mafya ittifakı var karşımızda. O sebeple tüm Türkiye halkı biliyor ki bu bir yerel seçim değildir. 30 Mart bir ölüm kalım savaşının adıdır. Ya sivil siyaset ya da mafya ittifakı bu savaşı kazanacaktır.

***

Türkiye'nin ve Türk medyasının geleceğine de bu seçimde halk karar verecektir. Millet isterse bizlerin savunduğu Yeni Türkiye hedefi meşruiyetini kaybedecek ve bizler tasfiye olacağız. Ya da millet Yeni Türkiye hedefini destekleyecek ve siz mafyacılar tasfiye olacaksınız. 30 Mart'tan sonra ağlamak yok. Kimin tasfiye olacağına kimin yola devam edeceğine millet karar verecek. Büyük jüri millettir. Karar ve hüküm makamı bu toprakların halkına aittir.
***

Aydın Doğan'ın bu savaşta ne tarafta durduğunu kanıtlarıyla yazıyorum. Doğan gerçekleri ifade eden bu yazılarıma çıldırıyor. En başta üzerime yalakası bir tetikçiyi salmıştı. Elbette muhatap almadım. Son kullanma tarihi dolan ve bir yıl içinde medyadan tamamen tasfiye olacak bu Deniz Feneri mücrimi tetikçinin işe yaramadığını anlayınca doğrudan kendi kavgaya girdi Aydın Doğan. O satılık köleye "Çekil aradan bıdıklık. Burada babalar kapışıyor. Çimenler bu kavgada ezilir" dedik ve gerçek kavgaya başladık.
***

Aydın Doğan Yargıtay'ı benim etkilemeye çalıştığım gibi bir komediyi dillendiriyor. Artık rasyonalite hasletini de kaybettin Aydın Bey.
Doğan Yayın Holding'in yüzde 25'inin Alman firması Axel Springer'e satışının kayıtlara hileli olarak işlendiğini savunan ben değilim, paralel yargı böyle söylüyor.

***
Aydın Doğan ile Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu üyeleri hakkındaki beraat kararının bozulması yönünde tebliğname hazırlayan da ben değilim. Paralel yargı hazırladı. Doğan Yayın Holding'in yüzde 25'inin Alman firması Axel Springer'e satışı işlemlerinin kayıtlara geçirilmesinde "hile yapıldığını" belirterek, Aydın Doğan ve Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu üyelerinden 3'üne verilen beraat kararının bozulmasını isteyen Rasim Ozan değil yine paralel yargı.
***

Malum satış işleminden sonra, "Satış yevmiye defterine 2006 yerine 2007'de yapılmış gibi kaydedilerek, vergi döneminin ötelenip, devletin vergi zararına uğratıldığı" iddiasında olan da ben değilim. Kim bu iddia sahibi? Bildinizz. Yine paralel yargı.
***

Doğan Yayın Holding A.Ş.'nin yüzde 25'inin Axel Springer AG'ye satışı konusunda 16 Kasım 2006'da anlaşmaya varıldığı, aynı tarihte pay alımı ve ortaklar sözleşmesinin hazırlandığı, bu sözleşmenin de Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu'nun 26 Aralık 2006 tarihli toplantısında onaylandığını hatırlatan ve satışa ilişkin hasılat kaydının önce 26 Aralık 2006 tarihli yevmiye defterine yapıldığı ancak "ters kayıt" yöntemi ile hasılat kaydının iptal edildiği, daha sonra 2 Ocak 2007 tarihli yevmiye defterine kaydedildiği ve bu yolla vergi kaybı oluştuğu ve işlemlerin "hileli" olduğunu anlatan kişi Rasim Ozan mıdır?
Hayır... Bütün bunlar paralel örgüte bağlı bir yargısal kararda geçiyor.

***
Bütün bu hukuksal hakikatlere rağmen Aydın Doğan kendisine şantaj yapan bu paralel örgütle kol kola giriyor ve kafeslendiği gerçeğini yazan bana dava açıyor. Bir mağduriyeti dillendirdiği için mağdur tarafından dava edilen ilk insan benim herhalde. Allah iyiliğini versin ve taksiratını affetsin Aydın Bey.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN