Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Kırmızı, turuncu şehirler sizin olsun, ben Mavi Vatan’a gidiyorum!

"Mavi Vatan" deyince aklınıza, son birkaç yıldır telaffuz etmeye başladığımız "doğal deniz sınırlarımız" gelmesin.
Son günlerde revaçta olan İstanbul'dan kaçıp Ege ve Akdeniz kıyılarına yerleşme modasından falan da bahsetmiyorum.
Sözünü ettiğim "mavi vatan", Bilim Kurulu'nun hazırladığı haritadaki Doğu ve Güneydoğu illerimiz...
Çok yüksek riskli illerin kırmızı, yüksek risklilerin turuncu, orta risklilerin sarıya boyandığı malum haritada, tıpkı temiz plajlar gibi mavi bayrak alan Hakkâri, Van, Şırnak, Siirt, Iğdır, Ağrı, Bingöl, Diyarbakır, Şanlıurfa, Muş, Bitlis, Batman, Uşak, Mardin.
Zira hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması ile 65 yaş üstü ve 20 yaş altına yönelik yasaklar gibi uygulamalardan muaf olan mavi illerimizle ilgili spekülasyonun bini bir para.



Bilim Kurulu'na inanacak olursak bu illerimizde hayatın kısmen normalleşmesinin sebebi, vatandaşların izolasyon kurallarına diğer kentlerde yaşayanlara göre daha sıkı uymaları. Bu yüzden de vaka sayıları azalan kentlerimizde normalleşme başlamış.
Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın bazıları, "Doğrudur, ne de olsa buralar medeniyetin beşiği" diye övünüyorlar.
Kimileriyse, "Yok öyle bir şey, burada yaşam her zamanki gibi devam ediyor. Maske, mesafe falan hak getire" diyorlar.
Tabii bu tabloya kırmızı ve turuncu renkli Batı illerinde yaşayan vatandaşlardan "Bize medeniyet mi öğretiyorsunuz" diye karşı çıkanlar da var.
Hangisi doğru bilmiyorum.
Tek söyleyeceğim, mesela Mavi Vatan'ın göbeğindeki Şırnak ne yapıyorsa tüm Türkiye'nin onu yapması gerektiği. Zira sahillerde bile zabıtanın, polisin maske kontrolü yaptığı bugünlerde hayat onlara güzel.
Konuyla ilgili yazılarım üzerine okurlardan "Gelin görün" mesajları yoğunlaşınca ben de mevzuyla ilgili kararımı yerinde vermek üzere bir Doğu-Güneydoğu turuna çıkmaya karar verdim.
Arabaya atladım. Siz bu yazıyı okurken muhtemelen yolda olacağım. Güzergâhıma da karar vermedim. Rüzgâr nereden eserse.
Yeni Mavi Vatan'da ne olup bittiğini hafta başından itibaren SABAH'ta okuyabilirsiniz.

***

KAYMAKAM, VALİ DEYİNCE...



İzolasyon tedbirlerini sokaktaki vatandaşa sert yaparak denetleyen mülki amirlerin görüntülerini izledikçe mütevazılığıyla hatırladığımız isimleri bir kez daha hayırla yâd ediyoruz.
Efsanevi Vali Recep Yazıcıoğlu'nu, şehit Kaymakamımız Muhammed Fatih Safitürk'ü...

***

YILANDAN KORKMAM, YASAKTAN KORKTUĞUM KADAR!

Prof. Dr. Atilla Yayla'ya, devletlerin Kovid ile mücadele gerekçesiyle sokağa çıkma, seyahat, ticaret ve eğitim gibi temel haklarımızı engellemelerinin, liberal perspektif açısında bir özgürlük ihlali teşkil edip etmediğini sormuştum.
Atilla Hoca, Hür Fikirler dergisindeki tamamını okumanızı tavsiye ettiğim yazısında özetle şu cevabı verdi:
Devletlerin dayatmaları bir özgürlük ihlali teşkil etse bile ağır bir özgürlük ihlali değildir. Söz konusu uygulamalara, büyük bir musibetten kurtulmak için bir süreliğine tahammül edilmelidir.
Öncelikle, bu denli sıkı izolasyonun, pandemi olduğu bile bilimsel olarak tartışmalı (DSÖ endemi de dedi) bu kriz sürecindeki tek ve mecburi çözüm olduğu kabulünden yola çıkamayız.



Zira aralarında hekimlerin ve Nobelli bilim adamlarının da olduğu pek çok otorite, hayatımızı ve piyasaları durma noktasına getiren izolasyon tedbirlerinin işlevsiz hatta zararlı olduğu görüşünde. Kapanma kararının bilimsel değil siyasi olduğunu iddia ediyorlar.
Uçakta yan yana koltuklarda seyahat edebilen insanların, açık havada yan yana gelmelerinin sınırlandırılması gibi sayabileceğimiz tonla çelişkili durum da tedbirlerin çoğu zaman keyfi olabildiğinin bir göstergesi.
Kaldı ki zaten devlet dediğimiz mekanizma da durup dururken bireyin hayatında bu denli etkin olamıyor. Tarih boyunca hep bir olağanüstü durum tarifinin ardından devletlerin hayatımıza çöktüğünü gördük.
Ve devlet aygıtı, genişlediği kadar hızlı daralmıyor.
Dolayısıyla bu noktada özgürlükçü ve liberal tavrın, alınan her türlü yasak kararını elzem mi, şart mı diye kırk ölçüp bir biçmek olduğunu düşünüyorum. Hele ki söz konusu bireyin hürriyetiyse şüpheyi hiç elden bırakmamalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA