31 Aralık geçti. 10 Mart 2025'te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG'nin başındaki Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşmanın uygulama takvimi resmen doldu. Petrol sahaları, sınır kapıları, silahlı unsurların entegrasyonu... Dokuz ayın sonunda tek bir başlıkta bile somut ilerleme sağlanamadı. Görüşmeler askıya alındı. Çatışmalar düşük yoğunluklu da olsa sürüyor.
MEMLEKET MESELESİ
2025'i esir alan magazin gündemi yeni yılda da medyayı oyalıyor olabilir. Ancak SDG dosyası yalnızca Suriye'nin değil, Türkiye'nin de doğrudan memleket meselesi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in yıl sonu mesajı bu açıdan netti: Suriye'nin toprak bütünlüğü yönünde adımlar atılırsa Türkiye destek vermeye hazır. Şu aşamada kapsamlı bir askeri operasyon yok; ancak Deyrizor-Rakka hattında aşiretlerle temaslar, sevkiyatlar ve sahadaki hareketlilik dikkat çekiyor.
MHP'DEN SERT HATIRLATMA
MHP'li Feti Yıldız'ın 1 Ocak'ta yaptığı açıklama, sürenin dolduğuna dair en açık siyasi işaretti. SDG'nin kontrol ettiği bölgelerin Suriye'nin kaynaklarını bloke ettiğini vurguladı. İmralı sürecinin mimarı ve en ateşli savunucularından biri olan MHP'nin bu çıkışı, Türkiye'de yürüyen iç sürecin Suriye dosyasından bağımsız olmadığını; aksine göbekten bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi.
ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ
Bu tabloda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pazartesi günü Trump'la yapacağı görüşme kritik. Gündemde Ukrayna ve Filistin'in yanı sıra Suriye başlığının da yer alacağı kesin. ABD'nin SDG'ye desteği hâlâ muğlak; ancak Trump'ın bölgesel güçlerle yeniden şekillendirmeye çalıştığı Ortadoğu perspektifini, bir terör örgütünün beklentilerine endekslemeyeceği de açık. Bu paradoksu Trump'a en net ve en güçlü şekilde anlatabilecek liderin Erdoğan olduğu tartışmasız.
AŞİRETLER RAHATSIZ
Fırat'ın doğusunda Arap aşiretleri uzun süredir SDG yönetiminden rahatsız. Petrol gelirlerinin adil paylaşılmaması, zorunlu askerlik uygulamaları ve yerel yönetimde dışlanmışlık hissi tepkileri büyüttü. Göç eden aşiret üyelerinin geri dönüşüyle birlikte ayaklanma ihtimali yüksek sesle konuşuluyor. Yerel destekten yoksun bir yapının uzun vadeli bir kontrol sağlaması mümkün değil. Bu gerçek, SDG'nin sahadaki en büyük açmazı.
İSRAİL BLÖFÜ
SDG açısından manevra alanı giderek daralıyor. Trump'ın 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde Ortadoğu'dan çekilme sinyali vermesi, Şam'ın artan baskısı, aşiret hoşnutsuzluğu ve Türkiye'nin kararlı tutumu birleştiğinde entegrasyon dışında gerçekçi bir seçenek kalmıyor.
Bu noktada İsrail kartını öne sürmek -ki bazı temaslar olduğu kulislere yansıyor- SDG için kısa vadeli bir blöf, uzun vadeli bir intihar olur. Entegrasyonu bile ararlar.
Bakmayın aba altından Kalaşnikof gösterdiklerine... Uçuruma sürüklenen Netanyahu'nun arkasına takılıp daha da yalnızlaşacaklarını; yarın bölgede kurulacak yeni dengede "çerez" muamelesi göreceklerini kendileri de biliyor.