ABD ve İran müzakerelerinde arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Hamed el-Busaidi umutlu konuşmuştu:
"İran, bir bomba üretmek için nükleer materyale asla ve asla sahip olmayacağını kabul etti. Bu, Başkan Obama döneminde müzakere edilen eski anlaşmada yer almıyordu. Bu tamamen yeni bir şey. Barış anlaşması ulaşılabilecek mesafede."
Ne var ki bakanın açıklamasından saatler sonra İsrail, İran'ı vurmaya başladı. İsrail'in "Aslan Kükremesi" adını verdiği saldırılarında füze rampalarının ve çeşitli askeri unsurların imha edildiği belirtiliyor. İran basınında yer alan haberlere göre, vurulan hedefler arasında Tahran'daki bir okul da var.
İran'ın saldırılara cevabı ise 6 Arap ülkesini aynı anda vurmak oldu. Tahran "Sadık Vaat 4" adlı operasyonla, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Suudi Arabistan topraklarındaki ABD üslerini eşzamanlı hedef aldı. Suriye'nin Süveyda kentindeki bir apartmana İran füzesi düştüğü ve 4 kişinin hayatını kaybettiği de iddialar arasında.
Pentagon günler önce üslerini olası bir misillemeye karşı hazırlamış, personeli uyarmıştı. Dolayısıyla İran'ın söz konusu saldırılarının hedeflere ne kadar zarar verdiği büyük soru işareti. Sosyal medyada dolaşıma sokulan ne idiği belirsiz görüntüler üzerinden sağlıklı bir yorum yapmak da mümkün değil.
Ancak başta Suudi Arabistan olmak üzere, İran füzelerinin düştüğü bölge ülkelerinden Tahran'a karşı zehir zemberek açıklamalar yükseliyor. İttifak çağrıları yapılıyor.
Tahran'ın savaşın başında tam da İsrail'in istediği gibi cepheyi genişleterek kronikleşen hatasını tekrar ettiği açık. İsrail'in saldırıları başladıktan sonra "Operasyonu beraber yürütüyoruz" diyen Trump'ın Netanyahu'nun peşinden sürüklendiği de... Zira bu saldırıların, ABD'de ara seçimler öncesi İsrail karşıtlığının tavan yaptığı bir dönemde Trump'a hiçbir faydası yok.
Tahran'ın doğrudan İsrail'e yüklenmek yerine önce Arap ülkelerindeki ilan edilmiş hedefleri vurması; İsrail'in ise saldırılarında "Felç edeceğiz" dediği İran'ın petrol tesislerini hedef almaması bu savaşın da kayıkçı kavgası olduğunun işareti.
"İran düşerse sırada Türkiye var" diyerek suyu bulandırmaya çalışanlara bakmayın. Ortada bizlik bir durum yok.
Zira Tahran'daki rejimin "Sıranın Türkiye'ye gelmesini" herkesten çok istediğine emin olabilirsiniz.