İran savaşı, yıllardır yabancı sermayenin güvenli liman olarak gördüğü Dubai gibi Körfez şehirlerin imajını sarstı. Özellikleri farklı olsa da alternatif arayışlarında İstanbul öne çıkıyor.
Dubai büyük ölçüde finans, lojistik ve hizmet ekonomisi üzerine kurulu. İstanbul ise Türkiye'nin sanayi, ihracat ve tedarik zincirine doğrudan bağlı. Marmara hattındaki üretim gücü, İstanbul'u sadece finans değil, gerçek ekonomiyle temas eden bir finans merkezi yapma potansiyeli taşıyor.
Dubai'de vergi politikaları yatırımcılar için daha avantajlı. Ancak İstanbul'daki Avrupa eğitimli, çok dilli nitelikli işgücü havuzu, Dubai'ye göre çok daha geniş ve düşük maliyetli. İstanbul'un Dubai'yle kıyaslanmayacak derinlikteki tarihi ve kültürel dokusu da yabancı çalışanlar için cazip.
İstanbul ulaşım altyapısıyla, coğrafi erişim kolaylığıyla, uçuş ekonomisiyle ve Avrupa'ya yakınlığıyla da öne çıkıyor.
Tüm bunlar bir yana, İstanbul'u öne çıkaran başlıca özelliği, Dubai'nin aksine güvenliğinin kırılgan olmaması, NATO'nun en büyük ikinci ordusu tarafından korunması. Zaten mevzu da bu yüzden konuşuluyor.
Türkiye'nin bu yönde bir çabası, uğraşı var. Ne kadar başarılı olunur bilinmez ama ihtimali bile kimilerini huzursuz etmeye yetiyor.
Avantajlarını kaybetme olasılığı olan BAE'den ya da Türkiye'nin Körfez'deki sermaye için cazibe merkezi olarak tartışılmasından rahatsızlık duyan İsrail'den bahsetmiyorum.
Konu gündeme gelir gelmez, ağzına nişadır sürülmüş gibi seri tweet'lemeye başlayan ekonomist Mahfi Eğilmezleri almış bir telaş.
"Finans merkezi olmak için yapılacak son şey inşaat yapmaktır" şeklindeki eski paylaşımlarını marifetmiş gibi yeniden hatırlatıyorlar.
İstanbul, BAE gibi "hukukun üstünlüğünü" garanti altına almazsa bu iş olmazmış. Zira World Justice Project adlı sivil toplam kuruluşunun her yıl düzenlediği Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ne göre Birleşik Arap Emirlikleri, hukukun üstünlüğü sıralamasında 143 ülke arasında 37'nci sırada yer alırken Türkiye 118'inci sıradaymış.
Bu beyefendilere referans gösterdikleri söz konusu listede uluslararası hukuku tümden yok sayan, mülkiyet hakkını tanımayan işgalci, soykırımcı İsrail'in 59. sırada olduğunu hatırlatalım. Yabancı bireyler bir yana, ülkelerin malına, petrolüne toptan çöken ABD de 29. sırada. Ukrayna savaşında İngiliz vatandaşı Rus zenginleri "oligark" ilan edip 25 milyar sterlinlik Rus servetlerine el koyan İngiltere ise 15'te.
Evet, Türkiye'nin hukuk sisteminde sorunlar olduğu ortada. Ne var ki Türkiye gibi hukuku, ekonomisi Avrupa ve Batı'yla tam entegre olan bir devi Körfez'in devletten sayılmayacak bir emirliğiyle kıyaslamak da en hafif tabirle abesle iştigal.
Hepsinden öte, bu ekip Türkiye'yle ilgili hepimizin faydasına olacak bir gelişme gündeme gelince neden köstek olmak için yırtınıyor. Dertleri tam olarak ne?