Türkiye'nin en iyi haber sitesi

OKAN MÜDERRİSOĞLU

Ticarete, Amerikan baskısı!

İran'ı uluslararası toplumla karşı karşıya getiren nükleer programı, giderek Türkiye'nin de başını ağrıtıyor. Ticari ve finansal açıdan kıskaca alınan İran, tek çıkış yolu olarak Türkiye'yi görüyor. Türkiye de prensipte BM yaptırımlarına taraf olduğunu ilan etti. Ancak, ABD'nin ayrıca aldığı ek önlemlere birebir uymakta isteksiz. Buna karşın Amerikalılar; İran'ı her yönden kuşatmak için Irak, Azerbaycan, Afganistan ve Körfez ülkelerini markajda tutuyor.
Geriye sadece Türkiye'nin ikna edilmesi kalıyor!
Diyorlar ki:
"BM'nin yaptırım kararları sadece bir ilk adım. Biz, Kongre'den ayrıca yasa çıkardık. İç mevzuatımızda yaptırımların kapsamını genişlettik.
Bunlara müttefiklerimizin de uymasını arzu ediyoruz. Yoksa!"
İşte bundan sonrası hem "dostça uyarı" hem de "aba altından sopa gösterme" niteliği kazanıyor. Örneğin, sendikasyon kredileri ve vadeli piyasa hareketleri ile birlikte 85 milyar dolarlık işlem hacmini Amerikan ve İngiliz bankaları üzerinden gerçekleştiren Türk finans sektörünün, yukarıdaki mesajı almaması düşünülebilir mi?
Kaldı ki ABD Hazine Bakanlığı'nın kilit isimleri bu aralar sıkça İstanbul'da, Ankara'da.
Muhtelif kamu kurumlarını, bankaları ve petrol şirketlerini ziyaret edip, adeta korku salıyorlar.
Maalesef bu görüşmelere Türk Dışişleri'nden bir yetkili eşlik edip, olan biteni not almadığı için Bakan Ahmet Davutoğlu'nun, gözünün önündeki gelişmeleri satırı satırına bilmesine imkân kalmıyor.
Aslında, ABD'nin baskısı yer yer sonuç da veriyor. İran'la finansal ilişkisi bulunan özel bankalar, rafineri şirketleri hatta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bile iç muhasebesini gözden geçiriyor.

***

ABD Hazine Bakanlığı'nın finansal istihbarattan sorumlu Müsteşarı Stuart Levey'e de özellikle dikkat etmek gerekiyor. Levey, İran'la Türkiye arasındaki para transferlerini mercek altına almış. Daha 15gün öncesine kadar buralarda idi. Yakın hedefinde, Türkiye'de de faaliyet gösteren İran menşeli Bank Mellat olduğunu gizlemedi. Görüştüğü herkese, "İran'la para akışını kesmelisiniz.
Diğer ülkeler bize destek veriyor.
Sizin yalnız kalmanızı istemiyoruz!"
demeye getirdi.
Girişimlerinde kısmen başarılı da oldu.
Örneğin, Bank Mellat'ın, Türkiye'deki büyüme planı Ankara tarafından şimdilik askıya alındı!
Buna karşın Levey, "Türkiye ile İran arasında 522 km sınır var. Siz, komşunuz Meksika ile o uzun sınırınızda ticareti kesebilir misiniz ki Türkiye ile İran arasındaki ticaret durabilsin?" sorusuna yanıt vermemeyi yeğledi.
***

Olayın en ilginç yanı; dağınık biçimde Türkiye'ye gelen İranlı gruplar ve peşlerinde onların attığı her adımı izleyen İsrail ajanları.
İranlıların, işin vahametini yeterince kavradıkları ise söylenemez. Zira Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Türkiye, BM kararlarına uyar. Şirketler, kendi hesabını yapar" görüşünde. Yani resmi politikanın; 8 milyar dolarlık legal ticaretten mahrum olmaya tahammülü yok. Ama özel sektör ürkek ve frene basmaya başladı bile. Belki de bu yüzden İranlılar'ın çarpıcı istek ve tekliflerini duyuyoruz: "Türkiye'de banka alma şansı verin" veya "Fırsat tanıyın yüklü miktarda nakit getirelim" gibi.
Sözün özü şu:
AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, 10 Kasım'dan itibaren İran'ın nükleer müzakerelere hazır olduğunu teyit etti. Burada Türkiye'nin rolü büyük. Ama İran bu şansı da kullanamazsa Ankara'dan eski ilgiyi göremeyebilir!

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA