BM Zirvesi'ni izlemek üzere Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun davetiyle New York'tayız. Türkiye'yi yakından ilgilendiren gündem maddeleri farklı salonlarda tartışılıyor. Suriye'nin geleceği, daha iyi bir yaşam için Akdeniz'de, Avrupa'nın sınırlarında canlarını tehlikeye atan insanlar, küresel vicdanın kıyılarına vuran cansız bedenler, terörizm ve ayrılıkçılıkla mücadele, yabancı savaşçılar...
Maalesef yine konuşma çok, tedavi reçetesi yok. Tek fark, Türkiye'nin derdinin, çözüm önerilerinin daha iyi anlaşılması. Lakin Suriyeli sığınmacı gerçeğiyle yüzleşen pek çok AB üyesi, ateşi söndürmek yerine Türkiye'de kontrol altına alınması telaşında!
Dikkat çekici bir başka gelişme, Ankara'nın "Suriye'de güvenli bölge" çağrısının askeri veya stratejik bir yaklaşımdan ibaret olmadığı, "insani" açıdan da büyük önem taşıdığının fark edilmesi. İşte bu nedenle Fransa'nın başını çektiği bir grup ülke, Suriye'de "uçuşa yasak bölge" gerekliliğini daha fazla dile getirmeye başladı. Görünen o ki Suriye krizi, bir süre daha "ikili, üçlü mekanizmalara" havale edilecek. DEAŞ'la mücadele önceliği ise Esad rejiminin bitkisel hayatta kalmasını sağlayacak!

***

İç gündeme dönmeden önce New York'tan kısa bir izlenim daha aktaralım... Türkiye ekonomisi hâlâ uluslararası yatırımcıların ilgi odağında. Riskler kadar fırsatlar da söz konusu. Fırsat demişken, kuşkusuz 1 Kasım seçimlerinin nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor. Seçimden sonra kurulacak hükümetin "makro ekonomiye, para politikasına, yapısal reformlara ve hukuk güvencesine" ilişkin alacağı kararlar kredibilite açısından sanılandan da fazla belirleyici rol oynayacak. Bunu Türkiye'yi yönetenler tüm açıklığıyla New York'ta gördü, dinledi.
"Ülke içine" gelince... Malum bugün 1 Ekim. Anayasa gereği Cumhurbaşkanı geleneksel konuşmasını yapacak. Ve bir manada "güncel devlet manifestosunu" açıklayacak.
İç gündemde ayrıca iki husus daha öne çıkıyor:
1- AK Parti Seçim Beyannamesi. Beyannamenin bilhassa "Başkanlık Sistemi" ve "Çözüm Süreci" ile ilgili yeni tanım ve hedefleri.
2- Başbakan Davutoğlu'nun miting programları ve tarz değişikliği...
Başbakan, BM'deki yoğun trafiğe rağmen beyannamenin ayrıntıları için AK Parti Genel Merkez yöneticileriyle sürekli temastaydı.
İlk konudan başlayacak olursak... Yeni Anayasa ihtiyacı kuvvetli biçimde vurgulanacak. Başkanlık modeli ise eskiden olduğu gibi yeni anayasa arayışı kapsamında bir başlık olarak yerini alacak. Çözüm Süreci terminolojisi de değişecek. Özellikle 7 Haziran'dan bu yana yaşananlar hatırlatılarak, demokratikleşme- kamu düzeni dengesi üzerinde durulacak.
İkinci konuda ise yenilikler söz konusu. Şunun şurasında seçime 1 ay kaldı. Vakit dar. Bu nedenle medya imkânlarına, sosyal medya platformlarına ağırlık verilecek. Şimdilik planlama 21-25 arası miting. Mümkünse her ile bir tam gün ayrılacak. Miting tamamlandıktan sonra Başbakan o ilden hemen ayrılmayacak. Şehirde kalacak, halkın içinde olacak. Yüz yüze iletişimin avantajını kullanacak. Tokalaşacak, sohbet edecek, dert dinleyecek. Başarılı olduğu bire-bir görüşmenin gücünden yararlanacak. Doğu ve Güneydoğu'da Diyarbakır, Van, Şanlıurfa ve Mardin'e mutlaka gidecek...
Az oy farkıyla milletvekili kaybedilen merkezlerde kanaat önderleri ile sonuç odaklı çalışma yapılacak. Varsa kırgınlıklar giderilecek. Ortak payda genişletilecek. Büyük Türkiye idealinde buluşma teşvik edilecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN