Dikkatler yeniden Fırat'ın doğusuna çevrilmiş durumda. ABD gibi küresel bir aktörle müzakere etmenin güçlüğüne karşın, öğretilmiş çaresizliğe kapılmadan, milli menfaatleri savunmanın gerekliliği bu olayda da bir kez daha karşımıza çıkmıştır.
Suriye meselesini, Türkiye'nin stratejik hamlesini, ABD tarafının hesaplarını bilahare analiz etmek üzere bugün, asli konumuz olan ekonomi ile devam edelim.
AK Parti'nin geçtiğimiz hafta Kızılcahamam'da gerçekleşen değerlendirme toplantısına, "Bazı mal ve hizmetlere zam yapılırken nasıl oluyor da enflasyon düşüyor?" sorusu damgasını vurdu. Hakikaten önemli ve cevap bulunması gereken soruydu bu.
Her şeyden önce...
Halkın günlük hayatına doğrudan tesir eden hususlarda, polemiği bir kenara bırakmayı, samimi olmayı başarabilmemiz lazım.
Artık herkesin ezberlediği gibi...
Enflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki artış hızının ölçülmesi ile ilgili.
Hayat pahalılığı ise kişilerin veya hanelerin gelir seviyesi ile bağlantılı.
Enflasyon var ise fiyatlar yine artıyor, enflasyondaki düşüş ise sadece fiyatların artış hızının yavaşlamasını anlatıyor.
2018 yılının son çeyreği ile 2019'un ilk yarısındaki enflasyon, birikimli maliyetleri yansıtırken tek haneye gerileyen enflasyon, ekonomide doğru yönde alınan kararların neticesine işaret ediyor.
***
Eylül ayı ile birlikte enflasyonun tek haneye inmesinin ana nedenleri şunlardı:
Geçtiğimiz yıl yaşanan kur şokundan kaynaklı hızlı fiyat artışının baskısı, bu yıl endeksten çıktı. Yani, baz etkisi dediğimiz dönemsel faktörler işin matematiğini oluşturdu.
Tabii, enflasyon yapısal problem olduğundan Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2018 sonbaharından itibaren aldığı tedbirler de sonuç verdi. Özellikle gıda kaynaklı fiyat oynaklığına neşter vuruldu.
Merkez Bankası'nın, parasal sıkılaştırma önlemleri de piyasada belirleyici rol oynadı.