Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Öyle anlaşılıyor ki siyasi ve ekonomik çevreler, tümüyle 14 Haziran'daki Erdoğan-Biden görüşmesine odaklanmış durumda. 'deki marjında gerçekleşecek görüşme, gözü dışarıdaki Türkiye içi aktörler kadar başında Rusya'nın da bulunduğu pek çok ülkeyi yakından ilgilendiriyor.
Peki "Ankara bu görüşmeye nasıl hazırlanıyor?"
Bilgi, belge ve görsellerle desteklenmiş hummalı bir çalışma yürütülüyor. Türk- Amerikan ilişkilerini ipotek altına alan her bir konuda, "dünü, bugünü ve yarını" ile kapsamlı ve seçenekli dosyalar oluşturuluyor. Amerikan yönetimlerinin farklı tarihlerdeki tespitlerinin yanı sıra sözlerini de içeren süreçlerin kritik dönüm noktaları da hafıza tazeleme adına bir kenara yazılıyor.
İlke olarak, ilişkileri onarıcı yaklaşımlar üzerinde duruluyor. Temel hareket noktası olarak da Türkiye'nin ulusal güvenliği ve mutlak egemenlik haklarındaki tavizsiz duruşu esas alınıyor
Türkiye için birinci sırada ABD'nin, Suriye'nin kuzeyinde YPG terör örgütüne verdiği destek yer alıyor. Terör örgütü PKK ile YPG'yi ayrı unsurlarmış gibi gösterme eğilimindeki ABD yönetimine Ankara'nın mesajı net:
"Adına SDG de deseniz, işbirliği yaptığınız yapı bir terör örgütü. Bu örgüt, Türkiye'nin güvenliğine öncelikli tehdit. O yüzden bu taktik söylemden vazgeçin. Diyorsanız ki 'DEAŞ ile mücadele ve alanda boşluk oluşmaması için SDG ile birlikteyiz.' Sizin de iyi bildiğiniz gibi Türkiye, DEAŞ'la karada göğüs göğse mücadele eden tek devlettir. DEAŞ'ı tümüyle etkisiz kılmak üzere TSK, ABD ile kalıcı netice alacak operasyonu her an planlayabilir."
"Adına SDG de deseniz, işbirliği yaptığınız yapı bir terör örgütü. Bu örgüt, Türkiye'nin güvenliğine öncelikli tehdit. O yüzden bu taktik söylemden vazgeçin. Diyorsanız ki 'DEAŞ ile mücadele ve alanda boşluk oluşmaması için SDG ile birlikteyiz.' Sizin de iyi bildiğiniz gibi Türkiye, DEAŞ'la karada göğüs göğse mücadele eden tek devlettir. DEAŞ'ı tümüyle etkisiz kılmak üzere TSK, ABD ile kalıcı netice alacak operasyonu her an planlayabilir."
S-400 meselesine gelince... Bu problematikte, Pentagon ile arasındaki yaklaşım farkı Ankara'da biliniyor. Kısa süre önce Amerikalı askeri yetkililer, bağlamındaki riskleri görüşmeye sarı ışık yakarken, Dışişleri'nin uyarısı üzerine, "Yanlış anlaşıldık" deme durumunda kaldılar. Belli ki Amerikan diplomasisi, S-400'ler bahanesi ile kurduğu baskıyı sürdürme ve daha sonraki hamleleri için pazarlık unsuru olarak masada tutma niyetinde. Bu noktada da Ankara'nın pozisyonu aynı. Testleri yapılan S-400 bataryaları şu an aktif değil ve hangarda tutuluyor. Ne zamana kadar? Tabii ki hava ve füze savunması gerektiren tehdit algısı oluşana kadar. Ankara hala Patriot ve Fransa-İtalya ortaklığındaki SAMP-T sistemlerinin tedarikine de açık olduğunu da belirtiyor. Bu arada tabii k i milli savunma teknolojisini de geliştiriyor.
F-35, 5. nesil savaş uçağı projesinden dışlanan Ankara, milli muharip uçak projesine ağırlık verdiği için, F-35'le ilgili tek yanlı tasarrufun müttefiklik dayanışmasına ve uluslararası hukuka aykırılığını savunmayı sürdürüyor. Maddi kayıplarının da telafisini önceliyor.
Başkan Biden'ın, sözde Ermeni soykırımını tanımasının yarattığı travma da canlılığını koruyor. Bu konuda, Amerikalılara, yine kendilerinin hazırladığı raporlardan örnekler sunulması düşünülüyor. Ki bunlardan biri de MSB Hulusi Akar'ın tezi, 1919 Harbord Askeri Heyeti Raporu. Tarihin siyasal yargılamaya dönüştürülemeyeceğini her fırsatta dile getiren Türkiye, tarihçiler ve arşivler temelinde her türlü yüzleşmeye açık olduğunu söylemekten çekinmiyor. Soykırım yalanı gölgesinin kalkması halinde Kafkaslara kalıcı huzur ve barış geleceğini anımsatıyor. Ermenistan yönetimini de Karabağ'daki yeni şartlardan sonrası oyuna girecek şekilde ön yargılarını kırmaya davet ediyor.
Tabii ki FETÖ elebaşının iadesi, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta Yunan-Rum ikilisini himaye eden sorunlu Amerikan yaklaşımı, Libya'nın geleceği ile Afganistan'da TSK'nın üstleneceği rol de dosyalarda geniş yer tutuyor.
Özetle...
Karşılıklı pozisyon güncellemesinin yapıldığı, bazı hassas meselelerin paranteze alındığı ama kırılganlığının sürdüğü bir dönemin kapısı açılıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.