Türkiye'nin en iyi haber sitesi

OKAN MÜDERRİSOĞLU

İmamoğlu kurgusu: “Savunma yok, manifesto var!”

Sesli dinlemek için tıklayınız.

CHP üzerine yazı yazmak hem kolay hem de zor. Kolay. Çünkü sürekli malzeme veriyorlar. Zor. Çünkü, "memlekette o kadar mesele varken ana muhalefetten başka konu mu yok?"deyiveriyorlar. Oysa ölçümüz gayet sade ve net… Nedir o? Ülkeyi yönetmeye talip olan bir partinin gerek genel merkez gerekse yerel yönetimler düzeyinde sergilediği performans… Yani, "umutla karamsarlık", "beceri ile beceriksizlik", "uyumla uyumsuzluk" arasındaki kırık çizgiler CHP'yi ele almayı gerekli kılıyor.
Yakından incelendiğinde…
CHP Genel Merkezi ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin birbirinin tamamlayıcısı değil, Silivri merkezli aktör dayatmasının zoraki uzantısı olduğu ayan beyan ortaya çıkıyor.
Söğütözü'ndeki CHP MYK'sı ile Çevre Sokağa gönderilen"Gölge Kabine" adlı suni yapılanma açısından tablo, yukardakinden farklı durmuyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in üzerindeki, Ekrem İmamoğlu ipoteği başlı başına soru işareti olmayı sürdürüyor. "Siyasi dayanışma, vefa, sadakat, kazanacak aday" vs. vs.… Hangi ahlaki ya da insani değerle kamufle edilirse edilsin, arka plânı tam manasıyla çözülememiş girift ilişkiler yumağı"şimdilik kaydıyla" geçiştiriliyor.
Özel, cumhurbaşkanı adaylığı başlığı açıldığında "sözde İmamoğlu'nu", "özde alternatif adayları" ima bile ettiğinde açık ve örtülü "ince ayar mesajlarıyla" hemen sınırlanıveriyor. Silivri'deki haftalık olağan görüşmede biçilen elbise Özel'e veya CHP'ye dar geldiğinde, İmamoğlu ya yapay zekâ ile konuşturuluyor yada yazılı soru-cevap yöntemiyle sahne alması sağlanarak Ankara'dakiler yeniden hizaya getirilebiliyor.
Esasen, eski CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun fark ettiği ama müdahalede geç kaldığı "İstanbul-İmamoğlu-Özel ve diğerleri denklemi!" dün olduğu gibi bugün de çözülmeyi bekliyor! Kemal Bey, seri seçim başarısızlıkları ileri sürülerek tasfiye edilmiş olsa da açıktan yaptığı "arınma çağrısının" bir gün bir şekilde gündeme geleceği, er ya da geç büyük yüzleşme yaşanacağı asla unutulmuyor! Kaldı ki… Özel ve arkadaşlarının olağanüstü ve olağan kurultaylarla "aklandığını varsaydığı" maddi ilişkiler ağı ve dış operasyon ayağı siyasi hafızada capcanlı duruyor.

***

Bu kısa hatırlatma ve genel tespitlerden sonra Kasım 2025'e dönmekte ve bugünkü iz düşümüne bakmakta fayda var.
Kasım 2025 bizleri, CHP'nin 39. Olağan Kurultayı'na götürüyor. Kimilerine göre, "Özgür Özel'in partideki tek adamlığını tescillediği" kimilerine göre, "Kılıçdaroğlu ve ekibini partiden kazıdığı" o kurultay, Kasım 2025'teki 38. Olağan Kurultay'ın adeta "ruh ikizi" özelliğini taşıyordu.
Birinde, "Ekrem İmamoğlu kurgusu" vardı, diğerinde ise "İmamoğlu ruhu!" İki kurultay arasındaki tek fark, Kasım 2025'te tutuklu olan İmamoğlu'nun, parti yönetimini istediği gibi şekillendirmeyi başaramamasından ibaretti. Buna rağmen,"İstanbul belediyesinden Ankara'daki merkezi iktidara yürüme senaryosunun ana karakteri" olarak kalabildi ve "yıkılmadım ayaktayım" söylemini diri tutabildi.
Nitekim… 7 hafta önceki kurultayda, "yapay zekâ teknolojisiyle" delegeyle buluşması, duygusal içerikle bezeli konuşma retoriği benimsemesi, ülkenin geleceği için bedel ödeyen aday portresi çizmesi tesadüf değildi. Bugün anlaşılıyor ki doğrudan damara girerek siyasal yükleme denemesine girişmesi İmamoğlu için bir pilot projeydi.
Mart 2026'da merakla beklenen duruşmada İmamoğlu'nun, hakkındaki ciddi iddialara, sağlam savunmayla karşı çıkacağını düşünenler yanılıyor olabilir. Ankara'daki, "İmamoğlu Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisine sipariş edilen sloganlar", Ekrem Bey'in asıl olayı perdeleyerek, "Siyasal Manifesto"okumaya hazırlandığını gösteriyor. İddialar, itiraflar, etkin pişmanlıklar İmamoğlu celsesinde karşılık bulmazsa şaşırmamak lazım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.