Sıcak gelişmeler el verdiği ölçüde, mermere sürekli damlayan su misali konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Bu duruş, yerli medyanın sürdürülebilirliği adına milli bir görev aslında. Ankara'da aylardır konuşuluyor. Ama "Bakan!" var, "Gören" yok! "Bilen" var, "Harekete geçen" yok! Adeta görünmez bir el, bu derece ciddi sorunun çözümünü zamana yayıyor gibi. Biz, üzerimize vazife edinerek ilgilileri uyandırma, kamuoyunun farkındalığını artırma misyonu ile yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Bakınız ABD yakın zamanda Çin menşeli Tik Tok platformunu, "milli güvenlik" gerekçesiyle yasaklamayı tartıştı. Sonunda ne mi oldu? Tik Tok, ABD'deki faaliyetlerini sürdürebilmek için Tik Tok USDS Joint Venture LLC adıyla yeni bir şirket kurdu. Ve bu yapı, ABD'li yatırımcıların çoğunluk kontrolünde olacak şekilde anlaşma sağladı.
Sosyal medya platformları denilen "ağlar!", kaynak ülkesi ABD'de de tartışılmakta... Reklâm pastasına bedel ödemeksizin çöken bu ağlar için... 1- "İçerik bedava değildir" fikri yerleştirilmekte. 2- Platformların, savunma pozisyonuna geçmesi başarılmakta. 3- Reklam ve dağıtım tekeline hukuki sınırlar çizilmekte.
Hatta ABD Kongresi bile bu problemi, şu üç başlıkta ele aldı... 1- Platform ile yerli medya arasındaki asimetrik durum. 2- Yerel gazeteciliğin sarsılması. 3- Demokrasi ve bilgi ekosistemi riski!
Tekrar hatırlatacak olursak, küresel platformlar...
1- Türkiye'de içerik üretmeden, 2- Yerli istihdama katkı sağlamadan, 3- Yayıncılıkta somut sorumluluk almadan, 4- Telif ve içerik bedeli ödemeden reklam pazarının büyük bölümünü kontrolüne almakta!
Bu anormal tablo ise 1- Yerli ve milli medyanın ana geliri olan reklam hasılatını hızla aşındırmakta, 2- Editoryal özgünlüğü, haber alma hakkını ve bilgi güvenliğini zedeleyen yapısal tehdit oluşturmakta.
***
Peki ne yapılabilir? Elbette, mevcut güç dengesizliği karşısında sabırla, kararlılıkla açık ve örtülü bir dizi önlem alınabilir...