Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

Suriye’de sahadaki gelişmeler algıları çökertti

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bir önceki yazıda, Suriye yönetiminin iki boyutlu bir strateji ile yoluna devam edeceğini belirtmiş ve bir tarafta diplomasiyle bölgesel ve uluslararası aktörlerle konuşarak süreci yönettiğini, diğer taraftan da sürdürülebilir bir askeri operasyonla hareket ettiğini söylemiştim. SDG'nin anlaşarak ya da askeri operasyon neticesinde 10 Mart Mutabakatı'na uymaya zorlanacağını ifade etmiştim. Gelişmeler bu yönde devam ediyor. Suriye Yönetimi geçtiğimiz hafta SDG unsurlarına karşı Halep'te operasyon başlattı. Halep kısa sürede PYD unsurlarından arındırıldı. Ardından Suriye ordusu Fırat'ın bastısında onlarca yerleşim yerini kontrol etti. 10 Mart Mutabakatı'nın gerekleri yerine getirilinceye ve kontrolü tüm ülke genelinde sağlayıncaya kadar bu operasyonların devam edeceği anlaşılıyor. Suriye Yönetimi 10 Mart Mutabakatı'nın ardından on ay süre ile SDG'nin anlaşmaya uyması için tüm müzakere yollarını tüketti. Şara'nın Şems Tv'ye verdiği röportajda da belirttiği gibi, SDG yöneticileri Şam'a masaya geldiğinde mutabakatı sahiplenmiş görünüp, tekrar Suriye'nin Kuzeyine döndüklerinde Kandil'in talimatını yerine getirdiler. Zamana oynayıp, bölge ve bölge dışı destekçileri üzerinden algı yönetimine oynadılar. SDG'yi olduğundan güçlü gibi göstererek kendilerinin alternatifsiz ve sahada üstün bir aktör olduğunu pazarladılar. Şam'ın kendileri ile müzakereleri devam ettirme zorunluluğuna inandılar. Muhataplıklarının vazgeçilmez olduğunu zannettiler. Kendilerine dokunulduğu an ABD ve İsrail'in gerekeni yapacağı tehdidini sürekli kullandılar. SDG sadece Kürtlerin değil, çoğunluğu Araplardan oluşan şehirleri kontrol etmek istiyordu. Suriye halkına ait olan petrolün, gazın, suyun ve verimli tarım alanların yer aldığı bölgelerin kontrolünü devretmeye yanaşmıyordu.
Bu bölgelerde yaşayan Arap aşiretleri ve yerel unsurlar, konjonktürü ve gelişmeleri takip ederek bir süre ortada durdular. Böyle davranmalarının bir nedeni de SDG'nin silah zoru ve baskısı yüzündendi. Ayrıca bir kısmı SDG'ye İsrail ve ABD'den gelen yardımlardan ekonomik getiri elde ediyordu. Ancak gelinen süreçte, SDG'nin varlığından rahatsız oldukları anlaşıldı. Şam yönetiminin egemenliğini tercih ediyorlar. Çatışmalarda SDG'nin karşısına geçtiler. SDG, Şam yönetimine kapsayıcılık ve haklar konusunda ahkam keserken, kontrolündeki alanlarda dışlayıcı, zor ve şiddet kullanan ve kendi ideolojisini dayatan bir yönetim sergiliyordu. Kandil güdümlü yapılar, her türlü baskıyı uyguluyordu. Bu bilinmesine rağmen, Türkiye'de DEM Partisi kadroları ve onlara eklemlenen bazı siyasetçi ve kamuoyu oluşturucuları bu gerçeklikleri konuşmaya yanaşmadılar. SDG üzerindeki Kandil baskısına tek bir cümle kurmadılar. Sürekli olarak Türkiye ve Şam yönetiminin, Kürtlerin haklarına karşı olduğu yalanını söylediler. Sahadaki gelişmeler, Şara'nın Kürtlerin hakları konusunda imzaladığı kararname ve net açıklamaları bu algı kampanyasının çökmesine yol açtı. SDG'nin iddia edildiği gibi geniş bir sosyal tabanın, sahada kullanacağı insan kapasitesinin ve askeri varlığının olmadığı görüldü. Yani SDG'nin uzun süre "güçlüyüm" diye kurduğu algı eridi. Sahada baskı artınca söylem ile kapasite arasındaki fark görünür oldu. Şara, hem açıklamaları ile hem de uygulamaları ile "Kürtlerin tek temsilcisinin SDG olduğu" algısını zayıflattı. Kültürel hakları vatandaşlık temelinde garanti ederek SDG'nin meşruiyet iddiasını boşa çıkardı. Bugün için SDG'nin pazarlık gücü zayıfladı. Dış destek beklentisi umduğu gibi gerçekleşmedi. Şara'nın yürüttüğü diplomasi sonuç verdi. Petrol başta olmak üzere kaynakların Şam yönetimine geçmesi, sahada çözülmeyi hızlandıracak. SGD'nin bundan sonra kontrol etmek isteyeceği alanlarda coğrafi bütünlük ortadan kalktı. "Kürtlerin tek temsilcisiyim" söylemi yeterince karşılık bulmayacak. Şam yönetimi, içerde siyasi meşruiyet ve güç dışarıda ise bölgesel dengeler açısından daha da güçlendi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.