Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NURULLAH GÜR

Türkiye savunmada oyun değiştirici ülke

Türkiye, savunma sanayiinde değişen küresel dinamiklere karşı en hızlı ve etkin biçimde uyum sağlayan ülkelerin başında geliyor. Hatta artık ‘oyun değiştirici’ hamleler yapabilen sınırlı ülkelerden biri...

Tam barışa yaklaşıldı derken, ABD ve İran yeni saldırılarla kendilerini hatırlattılar. Üstelik bu hafta Ankara'da tarihi bir zirve vardı. NATO üyelerinin liderleri, yeni dönemde askeri iş birliklerini ve savunma stratejilerini ele almak için Beştepe'de bir araya geldiler. Haliyle bu hafta ekonominin gündemi savunma harcamaları ve savunma sanayisi üzerinde yoğunlaştı.
Soğuk Savaş'ın ikinci yarısından 2010'ların sonuna kadar geçen dönemde küresel ölçekte savunma harcamalarının ağırlığında ciddi bir gerileme yaşanmıştı. 1960'larda küresel GSYH'nin yüzde 6'sına denk gelen toplam savunma harcamaları, kademeli olarak azalarak 2018'de yüzde 2.1'e kadar gerilemişti. Çatışma fay hatlarının yeniden ısınması ve artan jeopolitik riskler neticesinde son yıllarda dünya genelinde savunma harcamalarının arttığına şahit oluyoruz. Henüz yüzde 3 seviyesi görülmüş değil, ancak gidişat bu yöne doğru ilerliyor. Özellikle NATO'nun yenilenen hedefleri, savunma harcaması seviyelerini daha da yukarı taşıyacaktır.
NATO ülkeleri, geçtiğimiz yıl Lahey'de aldıkları kararla, 2035'e kadar yıllık olarak GSYH'lerinin en az yüzde 3.5'ini temel savunma harcamalarına ayırmayı taahhüt etmişlerdi. Ayrıca kritik altyapıyı korumak, sivil hazırlığı sağlamak, inovasyonu teşvik etmek ve savunma sanayisini güçlendirmek gibi güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalara GSYH'nin yüzde 1.5'ine kadar pay ayrılacağı duyurulmuştu. Ankara'daki zirvede bu taahhütlere bağlılığın altı kalın bir biçimde çizildi.

ULUSAL GÜVENLİK HAYATIN BİR GERÇEĞİ
Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya'yı kendileri açısından daha ciddi bir tehdit olarak gören Litvanya, Estonya, Letonya ve Polonya, NATO üyeleri arasında savunma harcamalarını en agresif biçimde artıran ülkeler olarak dikkat çekiyor. Dünyanın uzun yıllardır huzur ve barış diyarları olarak gördüğü İskandinav ülkelerinde dahi ciddi artışlar yaşanıyor. Türkiye'ye baktığımızda temel savunma harcamalarının GSYH'ye oranının son 10 yılda yüzde 1.38'den yüzde 2.85'e yükseldiğini görüyoruz.
Önümüzdeki yıllarda bu rakamlar artmaya devam edecek. Barışın teminat altında olduğu farazi bir dünyada, savunmaya para harcamak yerine kamu kaynaklarını eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal harcamalara yönlendirmek çok daha etkin olurdu. Böylece kalkınma daha kolay gerçekleşebilirdi. Ama maalesef gerçek hayat böyle bir yer değil. Çatışmalar, terör eylemleri ve savaşlar, hayatın acı ama gerçek yüzü olmaya devam ediyor. Her ne kadar insanoğlu "modernleştiğini" ve "medenileştiğini" iddia etse de...

GÜÇLÜ BİR SAVUNMA SANAYİİ ŞART
Böyle bir evrende savunma harcamalarını artırmak kaçınılmaz bir durum. Ancak bunu akıllıca yapmak gerekiyor. En azından savunma yatırımlarını ekonomik ilerlemeyi hızlandırmak için bir araç olarak kullanmak mümkün. Bununla birlikte, her tür savunma harcamasının büyüme dostu olduğunu söyleyemeyiz. Eğer savunma için ayrılan kamu kaynaklarını sürekli yabancı teknoloji ve ekipman ithal etmek için kullanırsanız, ulusal ekonominizi değil, kendi elinizle diğer ekonomileri ihya etmiş olursunuz. Teknolojik olarak yetersiz kalıp haddinden fazla asker bulundurarak savunma harcamalarını artırmak da ne ulusal güvenliğe ne de ekonomiye fayda sağlar.
Savunmaya ayrılan fonları yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesine yönlendirdiğinizde ise sadece ulusal güvenliğinizi teminat altına almazsınız, aynı zamanda üretim, inovasyon, verimlilik, istihdam ve ihracat yoluyla ekonomik refahınızı da yukarıya taşırsınız.
Türkiye artık böyle bir strateji izliyor. Eskiden sadece asker sayımızla övünürdük. Şimdi ise savunma sanayimizin geliştirdiği teknolojilerle ve bunların sahada oyun değiştirici düzeyde etkinliğe sahip olmasıyla da gurur duyuyoruz. Gerçekten de savunma sanayi son 20 yılda çok büyük mesafe kat etti. Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı 2002 yılında sadece 248 milyon dolardı. 2025'te ise 10 milyar dolar barajı aşıldı. 2002'de savunma sanayi projelerinin hacmi 5.5 milyar dolardı. Türkiye, 2025 itibarıyla 100 milyar doların üzerinde savunma sanayi projesi hacmine sahip. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi listesinde beş Türk şirketi bulunuyor.
Türkiye, savunma sanayinde değişen küresel dinamiklere karşı en hızlı ve etkin biçimde uyum sağlayan ülkelerin başında geliyor. Hatta artık "oyun değiştirici" hamleler yapabilen sınırlı sayıdaki ülkelerden birine dönüşüyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA