Yeni ekonominin ince ayarları krizlerle yapıladursun; netleşen olgu; katma değeri yüksek üretimin yarattığı zenginlik... Bu cümlede "üretim" tanımlanırken "katma değer" ve "yüksek" kelimeleri özellikle seçildi. Üretim gerek şart fakat zenginlik için yeterlilik, katma değerin düzeyinden geliyor.
Türkiye, İSO 500'ünde hâlâ lokomotif üretimi "buzdolabı" olan firmalarımızı baş tacı ediyor.
Amiral gemisi "buzdolabı" olan üretim modeli, yeni ekonominin "gelecek ajandası" nda yok. Zira teknolojik doyuma ulaşmış buzdolabı ile düne kadar yaratılan zenginlik artık, bu dolabın içindekilerden geliyor.
Tıpkı 2'nci Sanayi Devrimi' ndeki gibi, buhar gücü bütün dünyayı değiştirdiğinde, buhar makineleri üreticileri, vapur, tren gibi buharlı taşıyıcılar da kazandı. Ancak büyük ve sürdürülebilir zenginlik, mallarını buharlı teknolojiyi üretim süreçlerine sokup katma değeri yükseltenler kazandı.
Televizyon, buna bir başka örnektir. Bugün hâlâ lokomotif üretimi televizyon olan şirketlerin kazandığını görüyoruz. Ancak bu TV'lerin evlerimize taşıdığı "içerik", asıl zenginlikleri doğuruyor.
Buzdolabı gibi 6 yılda bir yenilenen taşıyıcı (container) ile her hafta yenilenen içeriği (content) bir arada düşününce, asıl kazancın hangi alanlarda oluşacağını görmek pekala mümkün. Yüksek teknolojiyi yalnızca bunun sembol üretimleri olan bilgisayar, telefon gibi mallarla özdeşleştirmek yanlış...
Yüksek teknoloji, gıdadan tekstile, sağlıktan barınmaya dek, hayatın her alanında ileri uygulama alanlarını tanımlar. Biz de bunlara yüksek katma değer diyoruz zaten.
İlk 10 ülke olma dinamiklerine bakınca teknoloji yanı sıra yüksek katma değeri görmemiz bu yüzden. Lokomotif ürünü ancak "buzdolabı" olan bir endüstri ile ilk 10 ülke olmak; mümkün mü?