MAHMUT ÖVÜR
MAHMUT ÖVÜR

Devleti 'olağan şüpheli' yapmak

Türkiye'yi yasa boğan Ankara katliamını, yapacak ve yaptıracak olan ve olağan şüpheli diyebileceğimiz çok sayıda güç var.
Küresel ve bölgesel güçlerin, onlarla ilişkili olağan şüpheli örgütlerin hangileri olduğunu herkes biliyor. Ama geldiğimiz noktada artık bu tespitleri yapmak yetmiyor. Devletten ve güvenlik güçlerinden çok daha fazlası bekleniyor. En azından olağan şüpheli olarak adı geçen örgütlere ilişkin daha somut adımların atılması gerekiyor.
Geriye dönüp bakınca, ne Diyarbakır ne de Suruç bombalamalarıyla ilgili tatmin edici bir adım atılmış değil. Bu durum kafalarda soru işareti yarattığı gibi boşluğu da PKK gibi spekülasyon yapmakta mahir olan örgüt ve Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanı bazı medya unsurları dolduruyor.
İstedikleri gibi algı yaratıyorlar.
Bu noktada onları güçlü kılan bir başka gerçek daha var; saldırıları üstlenen bir örgütün olmaması... Öne çıkan iki olağan şüpheli DAEŞ ve PKK. Ama ikisi de bu bombalamaları üstlenmiyor.
DAEŞ onca eylemi üstlenmesine rağmen, ne Diyarbakır'ı ne de Suruç'u üstlendi. DAEŞ'in Türkiye'yi düşman ilan eden açıklamaları var ama saldırıları üstlendiğine dair bir açıklaması yok. Bu işte bir gariplik yok mu? Bu kadar DAEŞ mensubu gözaltına alınıyor, hiç mi bu eylemlere ilişkin bir istihbarat alınmıyor?
PKK'nın durumu çok daha ilginç... Bu saldırılardan en çok PKK yararlanıyor. Belirsizliği kendi lehine kullanıyor. Zaten daha önce ısrarlı bir biçimde yalanlarla dolu AK Parti- DAEŞ ilişkisini seslendirmiş, Kobani üzerinden etkili bir algı operasyonu yürütmüştü.
Şimdi aynı şeyi, Diyarbakır, Suruç ve Ankara patlamaları üzerinden yapıyor. Anlayacağınız Türkiye bilinçli bir biçimde seçilmiş kirli bir yöntemle karşı karşıya. Amaç da, olağan şüpheliler arasına "Türkiye devleti"ni sokmak.
Dikkat edin, hem HDP yöneticileri hem de PKK'lılar sık sık 90'ları hatırlatıyor. Bunu niye yapıyorlar biliyor musunuz? Dünün yani 90'ların işkence yapan, faili meçhul cinayetler işleyen, inkâr ve ret siyaseti izleyen devletiyle bugünkü değişen devleti özdeşleştirmek.
Bunu satın almaya ve köpürtemeye hazır bir medya yapısı da var zaten. Bu algı operasyonunu en iyi yapanlardan biri de hiç kuşkusuz HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş... Demirtaş'ın Ankara'daki kanlı saldırının boyutu daha anlaşılmadan alelacele konuşmasının ve devleti "katil" ilan etmesinin nedeni de bu. Daha sonra sözlerini yumuşatmasının hiçbir önemi yok. Aslolan o ilk algıyı pekiştirmekti onu da pervasızca siyasi ahlak ilkelerini ayaklar altına alarak yaptı.
Hükümet güvenlik güçleriyle adımlar atmalı, soruşturmayı derinleştirmeli ve somut bir bilgiyle toplumun karşısına çıkmalı. Ama bu saatten sonra bu da yeterli olmaz. Seçim sürecini sabote etmeye çalışanlara karşı AK Parti'ye de büyük görev düşüyor. AK Parti'nin siyaset yapıcıları bu gerçeği görmeli ve buna göre yeni bir siyaset devreye sokmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN