Siyasetin merkezi Ankara'da seçim havası yok ama bütün partilerde müthiş bir hazırlık var. Kimi kendini yeniliyor, kimi ortak hareket edebileceği partilerle dirsek temasını sürdürüyor, kimi de küçük pazarlıklara kendini hazırlıyor.
Herhalde tek istisna CHP olabilir. Çünkü CHP dışında kendisini "tek merkeze, tek konuya" kilitleyen parti yok. Ne yazık ki CHP yönetiminin Ekrem İmamoğlu dışında bir gündemi yok. Seçmeni "ara seçim"le oyalamanın perde arkasında da bu gerçek var.
Oysa büyük-küçük bütün partiler ağırlıkla bir yıl sonra ya da bilemediniz 2027 sonbaharında yapılacak seçimlere fokuslanmış durumda.
İktidarda 24 yılı geride bırakan AK Parti bile onca bölgesel ve küresel negatif gelişmeye rağmen hem yeni aktörleri sahaya sürüyor hem de yarın seçim olacakmış gibi yeni projelere devam ediyor. Her an seçim olacakmış gibi ciddi hazırlık içinde.
Partilerin yenilenmesi ve hazırlanması açısından belki de en radikal çıkışı yapan parti MHP. MHP yönetimi son günlerde öyle ilginç adımlar attı ki, sadece rakipleri değil siyaseti izleyen uzmanlar bile bu adımların ne anlama geldiğini yorumlamakta zorlandı. Bir yanıyla MHP içinde farklı bağlantıları olan isimler ayıklanırken, öte yanıyla da partiye güç katabilecek yeni siyasi aktörler devreye girdi.
Bir anlamda MHP, küresel altüst oluşa, "terörsüz Türkiye"ye ve yeni milliyetçilik dalgasına hazırlık yapan ve zamanın ruhunu doğru okuyan ilk parti oldu. Bunda da derin bir tecrübenin, Devlet Bahçeli'nin imzası var.
Benzer derin bir değişimin sancıları da DEM Parti'de yaşanıyor. Henüz somut bir hamle görülmedi ama önümüzdeki siyasi döneme bir hazırlık yapıldığı da çok açık.
İyi Parti ve Saadet Partisi gibi küçük partilerde ise tam tersi bir durum var; arayış olsa da sonuç yok. Çünkü çoğu, ülkenin temel sorunlar karşısında tarihin yanlış tarafında durdu ve büyüme potansiyellerini kendi elleriyle yok etti. Böylece iktidar karşıtlığından kurtulamadıkları gibi rasyonel siyaset üretme becerisi de gösteremediler.
Böylece çoğu "saha partisinden çok salon partisi" oldu. Kısaca küçük partiler, "Yüzde 1 alsak pazarlık şansımız" olur siyasetine mahkûm partilere döndü.
Bu yüzden küçük partilerde "yüzler" yeni olsa da siyaset "eski" kaldı ve bu partilerin toplumda rüzgâr estirme ihtimalleri sıfıra indi.
Bu durumun önemli bir nedeni, büyük partilerin hâlâ kendilerini yeniliyor olması. Ortada bu açıdan garip bir durum var. Hâlâ yeni yüzler de yeni siyasi çıkışlar da iktidar yıpranmışlığı yaşayan AK Parti'den ya da destek veren MHP'den çıkıyor. DEM Parti bile bu kadar "değişimci" görünmüyor. Sadece ezber bozan "terörsüz Türkiye" siyaseti bile bu iki partinin siyaset üretme kapasitesini göstermeye yetiyor.
Şu iki örnek de bu tabloyu gözler önüne seriyor.
Gelecekte yıldızı parlayacak iki siyasi aktörden söz etmek istiyorum. Biri AK Parti'nin yeni nesil siyasetçilerinden İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, diğeri ise MHP'nin yeni İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz. İkisi de siyasetin tabanından geliyor ve belediye başkanlığı yapmış. Kamuoyu, AK Partili Özdemir'i sokağı yalnız bırakmayan, sahiplenen ve örgütü harekete geçiren alternatif siyasetiyle tanıdı.
MHP'li Volkan Yılmaz'ın siyasi fotoğrafı da farklı değil. O da sokağı iyi biliyor ve MHP'nin üstlendiği "değiştirici" siyasi rolün farkında. Bu yüzden İstanbul İl Başkanlığı'na gelişi de tesadüf değil ve MHP lideri Bahçeli'nin ezber bozan siyasetinin yeni nesil temsilcisi.
Yakın gelecekte bu iki siyasi aktörü daha çok konuşacak ve sık göreceğiz.