Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MAHMUT ÖVÜR

Özgür Özel ve Sanchez farkı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

CHP'lilerin klasik yaklaşımıdır, ne zaman siyasi bir aktör hakkında yolsuzluk iddiası ortaya atılsa ya da gösteriye kaçan şatafatlı bir karşılama yapılsa Batılı siyasetçileri örnek gösterilir ve "istifa" çağrısı yapılır.
Ancak iddia kendileriyle ilgiliyse gözler kör, kulaklar sağır olur.
Alın "mutlak butlan" sayılan eski CHP yönetimini... O yönetim bırakın son model pahalı arabalarıyla, villalarıyla toplumu şaşkına çeviren CHP'lileri, suçüstü yakalananları ya da rüşvet itirafında bulunanları bile "ihraç" etmemekte direndi.
Daha vahimi, CHP'nin "korsan" Grup Başkanı Özgür Özel, bütün bu olanları "siyasi operasyon" olarak niteledi, yetinmedi yargının son "mutlak butlan" kararı karşısında CHP Genel Merkezi'ni Vandalizm'in sergilendiği mekana dönüştürdü.
Bu noktada nedense o çok örnek verdiği Batı'yı hiç hatırlamadı. Ama hayat hatırlattı. Sosyalist Enternasyonal'den "yoldaşı" İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, partisine yönelik bir yolsuzluk operasyonu iddiası karşısında, önce yolsuzluğa adı karışan üyeleri Leire Diez'i partiden uzaklaştırdı sonra da yargıya engel olmak yerine önünü açacağını söyledi:
"Saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Herhangi bir usulsüzlük varsa, gerekli önlemler alınacaktır. Soruşturmanın ciddiyetini küçümsemek istemiyorum. Adalet sistemiyle tam bir işbirliği içindeyiz. Herhangi bir yeni usulsüzlük tespit edilirse, daha önce olduğu gibi aynı kararlılıkla hareket etmeye kararlıyız"
Şunun da altını çizelim, bu operasyonu İspanya Jandarma Merkez Operasyon Birimi (UCO) yürüttü ve Sosyalist İşçi Partisinin (PSOE) Madrid'deki genel merkez binasında belge araması yaptı. Kimse de çıkıp yargıya meydan okumadı.
Keşke Özgür Özel, İngiliz İşçi Partisi'ne yalvararak "terk edilmiş hissediyoruz" diyeceğine, önce "yoldaşı" Sanchez'le konuşup yargı kararları karşısında "sosyalist" bir parti başkanını nasıl davranması gerektiğini öğrenseydi.
Gerçek "sol" olmamak ve "Batıcı" olmak herhalde böyle bir şey...

***

ENGİN ARDIÇ VE CHP

CHP siyaset üretmese de gündem olmayı başaran ender partilerden biri ve iç kavgası hiç bitmez. Manşetler bir tarafa hangi köşe yazısına baksanız CHP var. CHP'yle yatıp CHP'yle kalkıyoruz. Böyle zamanlarda hep Engin Ardıç'i hatırlarım.
Acaba bugünleri görseydi CHP için ne yazardı? Aynı tadı vermeyeceğini biliyorum ama Yapay Zekanın Ardıç yazısı da fena değil:
"CHP yine kendi kendini yemeye başlamış.
Parti değil, aile apartmanı mübarek. Her katta ayrı kavga, her dairede ayrı küslük. Kapıcı bile kime selam vereceğini şaşırmıştır.
Eskiden bunlar "iktidar olacağız" derlerdi. Şimdi birbirlerinin tweet'ine ayar vermekten memlekete sıra gelmiyor. Kurultay mı yapıyorsunuz, survivor konseyi mi belli değil. Biri çıkıyor "değişim" diyor, öteki "ihanet" diyor, beriki "emanetçi" diyor. Bu kadar çok "-etçi" olunca ortaya siyaset değil, ancak lahmacun siparişi çıkar.
Atatürk'ün partisi diye diye partiyi mahalle dedikodusuna çevirdiler.
Bakıyorsun ekranda eski genel başkan, yeni genel başkan, yarı genel başkan, potansiyel genel başkan... Sanki hanedan kavgası. Osmanlı'da şehzadeler birbirine bu kadar girmezdi.
Bir de bunların meşhur "taban" masalı vardır.
Taban dediğin artık beton olmuş kardeşim. Üzerine ne dökersen dök filiz çıkmıyor. Seçmen üzgün mü? Evet. Kızgın mı? Evet. Ama en çok yorgun. Çünkü her seçimden sonra aynı tiyatro:
"Mesaj alındı."
Kim aldı?
Nereye koydu?
Belli değil.
İşin en komiği de şu:
Herkes birbirine "partiyi bitiriyorsun" diye bağırıyor ama kimse dönüp aynaya bakmıyor. E kardeşim, bu bina zaten yıllardır kolon keserek ayakta tutuluyor. Şimdi deprem olunca müteahhidi suçlamanın manası yok.
Netice?
CHP yine CHP'ye yeniliyor.
Rakibe gerek kalmadan.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA