Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MAHMUT ÖVÜR

Ecevit’in şapkası ve Özel’in partisi

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Siyasetin en ilginç yanı şudur: Bazıları fikir üretmek yerine fotoğraf üretir.
Özgür Özel aylardır meydan meydan dolaşıyor. Belediyelerin bütün imkânları arkasında ama anlattığı hikâye hep aynı: "Mağdurum."
Otobüs var, kürsü var, mikrofon var... Ama fotoğrafın ruhu eksik. O yüzden bazen bir banka, bazen bir sandalyeye çıkıyor. Çünkü amaç konuşmak değil, mağduriyet karesi sunmak.
Yetmeyince sıra nostaljiye geliyor. Başka fikirler ödünç alınmaya çalışılıyor, olmayınca semboller...
Bu kez Ecevit'in şapkası takılıyor, traktöre biniliyor. Hep aynı yöntem. Ne var ki tarihin acımasız bir kuralı vardır: Şapkayı takmak kolaydır; Ecevit olmak zordur.
Eğer liderlik şapkayla kazanılsaydı, konfeksiyon mağazaları siyaset akademisine dönüşürdü. Ecevit'i Ecevit yapan köylü şapkası değildi; inandığı dava, ortaya koyduğu irade ve millet nezdinde oluşturduğu güven duygusuydu. Sembolü alıp ruhunu bırakırsanız geriye sadece kostüm kalır.
CHP bugün "değişim" diyor.
Peki değişen ne?
Sloganlar mı?
Afişler mi?
Sosyal medya etiketleri mi?
Çünkü siyaset değişmemiş görünüyor. Dün mağduriyet... Bugün mağduriyet... Yarın yine mağduriyet... İnandırıcı olmadığı için tutmuyor da.
Aynı senaryo, farklı oyuncular. Bir de yeni parti masalları dolaşıyor. Muhalif ekranlarda öyle bir hava estiriliyor ki sanırsınız sandık kurulmadan seçim bitmiş. Henüz tabelası bile olmayan partiye yüzde 60 yazılıyor. Demek ki artık seçimleri millet değil, televizyon stüdyolarındaki alkışlar kazanıyor! Ya da sosyal medya trolleri...
Oysa anketlerde romantizm değil, matematik konuşuyor. En iyimser tabloda bile yerel seçimlerde ulaşılan seviyenin gerisine düşülmüş durumda.
Rakamların söyleyemediğini propaganda söyleyebilir; fakat sandık günü hesap makinesi slogan dinlemez.
İşin daha ilginç tarafı ise henüz kurulmamış partinin bile kimliği konusunda ortak bir fikir yok.
Merkez sağ mı? Sosyal demokrat mı?
Küreselci mi? Milliyetçi mi?
Yoksa sabah başka, akşam başka konuşan, "günün şartlarına göre" şekil değiştiren yeni nesil bir siyasi organizasyon mu?
En büyük çelişki de burada. Kendi rotasını belirleyemeyenlerin Türkiye'ye rota çizmeye talip olması, pusulasını kaybetmiş bir kaptanın okyanusta sefer planı yapmasına benziyor.
Türkiye'nin çok kutuplu dünyada daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı bir dönemde, çözümü sürekli dış başkentlerin ilgisinde arayan bir siyaset anlayışının millet nezdinde karşılık bulması kolay görünmüyor.
Çünkü bu millet, tarih boyunca diz çökenleri değil; dik duranları hafızasında yaşattı.
Son olarak... Siyasette bavulların da bir ağırlığı vardır. Yolsuzluk iddiaları, siyasi tartışmalar, soruşturmalar ve kamuoyunda oluşan güven bunalımı büyüdükçe, o bavul ağırlaşır. Hiçbir siyasi hareket, iç tartışmalarla dolu ağır bir bagajı sonsuza kadar taşıyamaz.
Mevlânâ'nın şu sözü tam da bugünü anlatıyor:
"Testinin içinde ne varsa dışına o sızar."
Siyasette de böyledir. Vitrin ne kadar parlak olursa olsun, hakikat eninde sonunda kendini gösterir.
Şapkalar değişebilir, logolar değişebilir, partilerin isimleri değişebilir. Ama milletin hafızasını sıfırlayacak bir güç henüz dünyaya gelmedi.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA