Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SOLİ ÖZEL

Necef ve sonrası

Irak'ta iki iktidar savaş eş anlı olarak sürüyor. Bir yandan işgal güçleri kendi istedikleri gibi bir Irak'ın şekillenmesini sağlamak için hamleler yapıyorlar. Bu hamlelerin çoğu da daha önce izlenmiş siyasetlerden vazgeçilmesi şeklinde oluyor. Örneğin eski Baasçılar yönetime geri dönüyor, Kürtler'in hakim olduğu bölgede şimdiye dek yapılanlar sorgulanmaya başlıyor. İkinci düzeydeki iktidar savaşnda ise Irak'ın geleceğine hangi grupların ve siyasi hareketlerin hakim olacağıyla ilgili bir mücadele yapılıyor.
Geçici Irak hükümetinin talebiyle Amerikan kara kuvvetleri ve deniz piyadelerinin kutsal Necef kentinde giriştikleri saldırı şimdilik bir ateşkesle sonuçlandı. Bu saldırı neticesinde, giderek gücü ve prestiji artan Şii lider Mukteda es Sadr'ın kanatlarını kırabileceklerini uman diğer Şii aktörler hayal kırıklığına uğramış olmalılar. Bugün varılan noktada, İran ile de yakın teması olan es- Sadr'ın siyasal hareketinin temeli çok güçlü.

Aba altından sopa göstermek
Gücünü de yalnızca 2 milyon kişinin yaşadığı Bağdat'ın Sadr Kenti mahallesinden ve örgütlediği Mehdi ordusundan da almıyor. Amerikalılar'ın art arda yaptığı hatalar neticesinde başta Türkmenler olmak üzere Irak genelinde ve daha ötesinde bir nam kazandı. Necef'teki çatışmalarda kendisine yardım etmek üzere yanına Irak'ın hatta Arap ülkelerinin bir çok yerinden gönüllülerin koşması da bunu gösteriyor.
Amerikan seçimlerine üç, Irak seçimlerine beş buçuk ay kala manzara-i umumiye bakıldığında ise ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. ABD'nin aba altından sopa göstermek istediği, hatta saldırırım imasında bile bulunduğu İran bu savaştan şimdilik en karlı çıkmış ülke. ABD'nin kendisine bir şey yapamayacağından emin olalı beri nükleer silah üretme programını, imzaladığı anlaşmaları bir kenara atarak sürdürüyor.
Bu şekilde AB'nin bu meseleyi diplomatik yollarla çözme hevesini kursağında bıraktı. Tabii AB indinde de kredibilite kaybetti. Bunun olumsuz etkileri ise ortaya çıkar. Dahası İran, Körfez bölgesinin başat gücü olarak yeniden ortaya çıktı. Bu sefer kendisine denge oluşturacak herhangi bir yerel güç de ortalarda yok. Ne de olsa baş düşmanı Irak'taki Saddam rejimini de Amerikalılar devirdiler ve Irak'ta Şiiler'in bir siyasi güç olarak yükselmelerinin önünü de açtılar.

Sünniler'le hareket edebilirler
Amerikan işgalinin şimdilik görülebilen bir diğer sonucu ise Irak milliyetçiliğini ve o vesileyle Arap milliyetçiliğini canlandırması oldu. Normal şartlarda birbirileriyle ilgili söyleyecek pek de makbul sözleri olmayan hatta birbirilerinden nefret eden Selefi Sünnilerle Sadr'ın destekçisi Şiiler Irak milliyetçiliği çerçevesinde birlikte hareket edebildiler. Bunun örneği daha önce Felluce'de de görüldü. Daha önemlisi tarihsel olarak İslam ile karmaşk bir ilişkisi olmasına rağmen laik özellikler taşyan Arap milliyetçiliğinde de İslamcı öğeler giderek baskın olmaya başladı. Necef'teki harekat bitmedi. Genç molla teslim olmadı ve mücadeleyi sürdüreceğini belli etti. Kendisi öldürülse bile Mehdi Ordusu'nun yok edilmesi, Sadr'ın ideolojik ağırlığının bitmesi ya da Sadr şehri semtindeki ideolojik örgütlenmenin sona erdirilmesi kolay olmaz.
Giderek belirginleşen olgu Allavi hükümetinin Irak toplumu nezdinde meşruiyet kazanamadığı ve etkisini arttıramadığıdır. Bunun olası sonuçları ise Irak ve bölge açısından pek de iç açıcı sayılmaz.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.