Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÖZÜN ÖZÜ ÖZLEM DOĞANER

Yeşil mi? Sosyal mi? Geç kalmamak lazım

Pandemiyle birlikte farkındalığımızın arttığı konulardan birisi sürdürülebilirlik. Doğayla mücadeleden vazgeçip doğayla uyumlu yaşama dönme çabasındayız. Bireyler, şirketler ve ülkeler bu noktada büyük taahhütler içinde. Sıfır karbon emisyonundan, döngüsel ekonomiye geçişe pek çok alanda önemli sözler duyuyoruz. Türkiye'de ise büyük şirketlerde sürdürülebilirlik dönüşümü daha yaygın ama aynı şeyi KOBİ'ler için söylemek pek mümkün değil. Araştırmalara göre herkes küresel ısınmanın farkında ancak "kendisinin" değil, "kendisinden sonraki neslin" bir aksiyon almasını bekliyor. Oysa sonraki nesil için çok geç kalınmış olabilir. Kimsenin seyahat etmediği, evden çıkmadığı pandemi döneminde bile karbon emisyon hacmi dünyada sadece %7 düştü. Bu bile daha ne kadar yolun başında olduğumuzu gösteriyor.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı ve Garanti BBVA GMY Ebru Dildar Edin ile konuştum. Edin, "Daha büyük farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz ama yeterli değil. Büyümek istiyorsak mevcut kaynakları kullanarak büyümenin yöntemlerini bulmamız lazım. Döngüsel ekonomi de bunun için çok iyi bir örnek" dedi. Örneğin araştırmalar döngüsel ekonomiye geçişin ABD'ye 550 milyar dolar, AB'ye ise 600 milyar Euro katkı sağlayacağını gösteriyor.
Sürdürülebilir finans ürünleri de dünyada en popüler borçlanma araçları. Yeşil, sosyal ve sürdürülebilir tahviller gündemde. Edin, "Dünyada büyüklüğü 1.5 trilyon dolara ulaştı. Sadece 2020 yılındaki toplam hacim 500 milyar dolar. Türkiye'de ise şu anda kullanıcı sayısı iki elin parmakları kadar. 4,5 milyar dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz. Bunun 3 milyar doları bankaların çıkardıkları tahviller, bonolar ve kullandıkları kredilerden oluşuyor. Geri kalanı ise reel sektöre ait. Bu sene ilk defa bir şirket için sürdürülebilir yeşil tahvil ihraç ettik, bireysel yatırımcılara ulaştı. Pek çok yatırımcı sadece sürdürülebilir ve yeşile destek vermek için bu ürüne ilgi gösterdiler. Önemli bir potansiyel görüyoruz hem yurtdışı hem de yerli yatırımcılar açısından" dedi.
Peki, sürdürülebilir kredi kimlere veriliyor? Şirketin çevresel konulardaki faaliyetlerle ilgili resmini çekmesi gerekiyor. İleriye yönelik birtakım hedeflerde, "Elektriğimin bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan alacağım" gibi taahhütlerde bulunması gerekiyor. Bunları gerçekleştirince de faizde indirim yapılıyor. Ama maalesef büyük kurumsal şirketler bile taahhüt altına girmemek için sınırlı kullanımda bulunuyor. İstanbul Finans Merkezi hazırlıkları yaparken sürdürülebilir finans ürünlerini geliştirmenin de yeni çağı yakalamak açısından büyük katkısı olacak.

***

GIDA SAVAŞININ ÖNCÜSÜ DE ÇİN OLABİLİR

Küresel teknoloji ve ticaret savaşlarını yaşadık. Şimdi de küresel ısınma ve pandemi derken ciddi bir gıda savaşı kapıda bekliyor. Ve yine Çin öncü davranıyor. İnanılmaz bir hızla stratejilerini geliştiriyor, tarım yapmak için dünyanın her yerinden toprak alıyor. Dünyada ekilebilir alanların %6'sına sahip olan Çin'in nüfusu ise dünya nüfusunun %15- 16'sı düzeyinde. Zaten nüfusunu doyurmak için ek toprağa ihtiyaç var ama bir yandan tarımı stratejik bir yatırım olarak görüyor. Rakamlar ilginç. Tahıl yetiştirmek için Ukrayna topraklarının %5'i olan 3 milyon hektar, Mozambik'ten ise 500 bin hektar toprak satın aldı. Soya yetiştirmek için Arjantin ve Brezilya'dan toprak aldı. Avustralya ve Yeni Zelanda'dan ise süt ihtiyacı için çiftlikler satın alıyor. Afrika'da ise alabildiği kadar toprak satın almanın planlarını yapıyor. Yeni dünya maalesef bize bambaşka kavgalar vadediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA