Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Küresel ekonomi bir kez daha veriyle değil, riskle yön buluyor. ABD-İran hattından gelen çelişkili açıklamalar yalnızca diplomatik belirsizlik yaratmıyor; petrol fiyatları üzerinden enflasyon beklentilerini de yukarı itiyor. Bu nedenle 22 Nisan'da açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararı, klasik bir para politikası adımının ötesinde anlam taşıyor.
Son bir ayda küresel para politikası algısı belirgin biçimde değişti. "Güvercin" beklentilerin yerini giderek "şahin" öngörüler alıyor. Bunun temel nedeni, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü risk ve enflasyonun yeniden inatçı hale gelebileceği endişesi. Petrol fiyatlarındaki dalgalı ama yukarı eğilimli seyir, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet kanalı üzerinden baskı yaratıyor. Türkiye de bu denklemde hassas ekonomilerden biri.
Bu tabloda TCMB'nin kararı daha da kritik hale geliyor. Mart ayında politika faizini yüzde 37'de sabit tutan Merkez Bankası, metninde jeopolitik gelişmelerin enflasyona etkisini açıkça vurgulamıştı. Yani riskler not edilmiş, "bekle-gör" yaklaşımı tercih edilmişti. Ancak o günden bu yana küresel koşullar daha karmaşık bir hal aldı.
22 Nisan toplantısına yönelik beklentiler de bu belirsizliği yansıtıyor. Ekonomistlerin çoğu faizin sabit kalacağını öngörürken, önemli bir kesim 100 ila 300 baz puan artış ihtimaline dikkat çekiyor. Bu da piyasanın ikiye bölündüğünü gösteriyor: Dezenflasyon sürecinin devam edeceğini düşünenler ve dış şokların bu süreci bozabileceğini öngörenler.
Veri tarafı ise görece olumlu. Mart ayında aylık enflasyon yüzde 1.94, yıllık enflasyon yüzde 30.87 oldu. Özellikle hizmet enflasyonundaki gerileme ve kira artış hızındaki yavaşlama, dezenflasyonun çalıştığını gösteriyor. Ancak para politikası yalnızca mevcut veriye değil, beklentilere odaklanır. Bugün o beklentiler jeopolitik riskler nedeniyle daha kırılgan.
Bu nedenle en güçlü senaryo, politika faizinin sabit tutulması ancak koridorun üst bandında 100-300 baz puanlık artışla "örtülü sıkılaştırma" yapılması. Bu adım hem sıkı duruş mesajı verir hem de esneklik alanını korur.
Yıl sonu beklentileri ise hâlâ faizlerin kademeli olarak gerileyeceği bir patikaya işaret ediyor. Ancak bu patikanın gerçekleşmesi büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı olacak.
Sözün özü 22 Nisan kararı, sadece bir faiz seviyesi tartışması değil; Türkiye'nin küresel şoklara karşı nasıl bir para politikası refleksi vereceğinin de işareti olacak. Enflasyonla mücadele artık sadece içeride değil, dışarıdaki fırtınaya karşı da veriliyor. Ve bu fırtına ne zaman diner belli değil.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA