Piyasalar 29 Temmuz'da açıklanacak ABD Merkez Bankası (Fed) kararına kilitlendi. Ancak bu kez asıl belirleyici olan faiz kararı değil, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın vereceği mesajlar olacak. Çünkü masadaki en büyük soru, petrolün yeniden 100 doların üzerine yerleştiği bir ortamda enflasyonun tekrar yükselip yükselmeyeceği.
Haziran verileri Fed'e nefes aldırmıştı. ABD'de yıllık enflasyon yüzde 3.5'e gerilerken çekirdek enflasyon yüzde 2.6'ya indi. Üretici fiyatları beklentilerin altında kaldı, istihdam artışı yavaşladı. Bu tablo, faizlerin sabit bırakılması beklentisini güçlendirdi.
Ancak jeopolitik riskler denklemi yeniden değiştirdi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilere uyarı ateşi açması, Kızıldeniz'de Husilerin Suudi petrol tesislerini hedef alması ve deniz ticaretindeki risklerin artması petrolü yeniden 100 dolar seviyesine taşıdı. ABD'de benzin fiyatları da tekrar galon başına 4 doların üzerine çıktı.
Bu nedenle Fed'in Temmuz toplantısında faizleri sabit bırakması hala en güçlü senaryo olsa da açıklamaların tonu önceki toplantılara göre daha şahin olabilir. Çünkü petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş, enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımları kısa sürede tersine çevirebilir.
Trump'ın İran'a yönelik yeni saldırıları şimdilik durdurduğu yönündeki haberler tansiyonu sınırlasa da sahadaki riskler ortadan kalkmış değil. Üstelik İran'ın savaş ve ateşkes döneminde 18 milyar dolarlık petrol ihracatı gerçekleştirmesi, arzın sürdüğünü gösterse de Hürmüz üzerindeki risk primini düşürmeye yetmiyor.
Bu nedenle 29 Temmuz toplantısının asıl mesajı büyük ihtimalle şu olacak: Enflasyon cephesinde zafer ilan etmek için henüz erken. Petrol 100 doların üzerinde kalır ve Orta Doğu'daki gerilim sürerse, bugün düşük görülen faiz artırımı ihtimali sonbaharda yeniden masaya gelebilir. Bu kez piyasalar faizi değil, Fed'in enerji riskine vereceği mesajı fiyatlayacak.
***
"BEN YUKARININ TAKSİSİYİM"
Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uçan taksiler artık gerçeğe dönüşüyor. Son günlerde peş peşe okuduğum iki haber, bu alandaki yarışın ne kadar hızlandığını gösterdi.
ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen eVTOL hava araçlarını ulusal hava sahasına entegre etmek için pilot programını genişletiyor. Archer Aviation gibi şirketler, ilk etapta havalimanı transferleri ve kısa şehir içi hatlarda ticari uçuşlara hazırlanıyor.
Çin de boş durmuyor. AutoFlight'ın geliştirdiği Matrix, 10 yolcu kapasitesi, yaklaşık 20 metre kanat açıklığı ve tek şarjla bir saatlik uçuş performansıyla başarılı testlerini sürdürüyor. Şirket, 2027'de tip sertifikasını almayı hedeflerken, EHANG ise ticari yolcu taşımacılığı için gerekli sertifikaları alan ilk şirketlerden biri oldu.
Henüz güvenlik standartları, hava trafik yönetimi ve altyapı gibi aşılması gereken önemli engeller var. Ancak artık "Uçan taksiler mümkün mü?" sorusu geride kaldı. Asıl soru, hangi şehirlerin bu dönüşüme ilk olarak hazır olacağı. Otomobil nasıl 20. yüzyılı değiştirdiyse, elektrikli hava taksileri de 21.yüzyılın ulaşım devrimlerinden biri olmaya aday görünüyor.
İstanbul'u düşünüyorum. Artık yolu bilmeyen taksicinin "Ben karşının taksisiyim abla" yerine "Ben yukarının taksisiyim" diyeceği günler yakın.