Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Gazetemizin Türkiye gündemine getirdiği Dalaman dosyası, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nca görevlendirilen dört savcı tarafından derinlenmesine soruşturulmaya başlandı. Sonunda… Aldığımız bilgilere göre dosya, Ankara'daki ilgili bakanlıklar ve kurumlar nezdinde de yakından takip ediliyor. Biz de gazeteci olarak 'fikri takip' ilkesi gereği Dalaman dosyasının karanlıkta kalan noktalarına eğilmeye devam edeceğiz.
SABAH Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek'in dört günlük yazı dizisinin temel tezi şuydu: 'u 16 Temmuz'a bağlayan gece ATA uçağının 'na indiği 00:40 sularında bölgede üç esrarengiz helikopter bulunuyordu. Mezkûr helikopterlerin varlığı radar kayıtları ve tanık ifadeleriyle sabit olmasına, hatta transponder (kimliklendirmeye yarayan aygıt) numaraları belli olmasına rağmen bu konu araştırılmadı, bilakis sümenaltı edildi.
Bu hafta Üç Boyutlu Portre'de Dalaman dosyasının eklerindeki belgelerden yola çıkarak olayın nasıl karartıldığını gözler önüne sermeye çalışacağım.
Dosyada adı geçen üç ByLock kullanıcısı var. Bunlardan biri 15 Temmuz gecesi Dalaman Kule'de görevli Muhammed Mustafa Öğüt. Bir diğeri yine kulede görevli olan Semih Akdağ. Diğer isim de dönemin Muğla Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Atilla Aksoy. FETÖ'nün askerlerden sorumlu sivil imamı olan 'Asım' kod Öğüt, örgüt üyeliğinden 6,6 yıl hapis cezası aldı. Akdağ tutuklu. Aksoy da ByLock kullanıcısı olduğu için tutuklu yargılanıyor. 15 Temmuz'un ardından bile aylarca görevine devam eden Atilla Aksoy'un üç helikopter olayı ile soruşturmanın aydınlatılmaması için yargıyı yönlendirdiği belirtiliyor. Bu şahsın o dönemdeki tüm faaliyetlerinin bir idari tahkikatla açığa çıkarılması zaruri.

İFADEDE DOĞRU SÖYLER, RAPORDA ŞAŞAR
Gelelim Mustafa Öğüt'e… Öğüt, tıpkı hava trafik kontrolörü Ender Namsal gibi bilirkişi raporunda hiç söz etmediği helikopterlerden -radar kayıtlarının kendisine gösterildiği- polis sorgusunda bahsetmek zorunda kalıyor.
Namsal da, bilirkişi raporunda "Yok" dediği helikopterlerle ilgili kayıtlar kendisine gösterilince helikopterlerin varlığını kabul etmek zorunda kalıyor. 15 Temmuz gecesi saat 00:35 sularında Dalaman Havalimanı'nda esrarengiz helikopterleri gördüğünü söylüyor.
Namsal, ifadesinde ZULU Zamanı'na göre (Askeri havacılıkta kullanılan zaman birimi. Normal saatten üç saat geri. Yani ZULU Zamanı'na üç saat eklendiğinde gerçek zaman elde ediliyor.) 21:35;54-21:36;54 zaman dilimleri arasında bir tanesi ESKA Evleri üzerinde, diğeri havalimanının batısında olmak üzere iki adet tanımsız hedef gördüğünü belirtiyor.
Haddizatında helikopterlerin varlığı, radar kayıtları ve tanık ifadeleriyle de sabit. Hem Dalaman, hem Kütahya Kule'nin radar kayıtları, hem de Milli İstihbarat Teşkilatı'nın uhdesindeki Gölbaşı Elektronik Sistemler'in (GES) Dalaman'daki teknik kayıtları helikopterlerin, ATA uçağı havalimanındayken orada olduğunu gösteriyor. Helikopterlerin kimlik numaraları bile belli. Ancak ne hikmetse pilotlarının kim olduğu açığa çıkarılmamış. Dalaman Deniz Üs Komutanlığı tarafından yazılan bir yazıda o gece saat 00:38:44'te askeri kaynaklarca LK 423-LL014 iz numaraları ile takip edilen bir trafikten bahsediliyor. Ayrıca GES'in tespit ettiği LK 460 numaralı helikopter var. Diğer helikopterlerin transponder numaraları ise LK 2563 ve LK 2475.
Uçuşların durdurulduğu o gece bütün bu helikopterlerin düşman unsur olarak addedilmesi ve buna göre işlem yapılması gerekiyordu. Ancak bu şöyle dursun, konu daha önce araştırılmadı bile.

SAVCI YAZDI, ANCAK CEVAP ALAMADI
Soruşturmayı Muğla'da yürüten Cumhuriyet Savcısı Çağlar Dilek, 15 Temmuz'u 16'sına bağlayan gece Dalaman Havalimanı'nda olan üç esrarengiz helikopterin kimliğinin tespit edilmesi için Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı'na ve Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi'ne (BHHM) yazılar yazdı, ancak tatmin edici bir cevap alamadı. Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı'na yazılan 11 Ağustos 2016 tarihli yazıda şöyle deniliyor:
"16 Temmuz 2016 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve beraberindekilerin Marmaris'ten helikopter vasıtasıyla getirildikleri 'ndan İstanbul iline havayoluyla nakilleri için tahsis edilmiş TC-ATA uçağının, Dalaman Havaalanı'na inmesinden hemen önce ve indiği sırada, helikopter olduğu değerlendirilen, ışıkları kapalı olması nedeniyle gözle görülemeyen ve ancak Hava Üs Komutanlığı'nda bulunan primary radar kayıtları marifetiyle tespit edildiği bildirilen üç adet hava aracından, saat TSİ: 00:35;54 - 00:36;54 arasında Dalaman Havaalanı'nın doğusunda bir (ESKA Evleri üzerinde) hava aracının, batısında bir hava aracının ve yine aynı zaman dilimi içerisinde Dalaman Havaalanı'nın 19 pistinin yaklaşık 2 km kuzeyinde pist merkez hattını batıdan doğuya kastederek rota çizen başka bir hava aracının dolaştığına ilişkin tanzim edilen ifade tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olmakla;
Tespitine çalışılan 3 adet hava aracının Başkanlığınızın bilgisi dâhilinde ve güvenlik amacıyla havaalanı çevresinde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi…"

APRONDAKİ KAMERALAR BOZULDU!
Ne tesadüf ki (!) o gece ATA uçağının park edildiği 5 numaralı peronun kameraları kasıtlı biçimde yere doğru çevrildi. Bir başka deyişle uçak, kameranın görüş alanından çıkarıldı. Bununla da yetinilmedi, bölgede çekim yapan dome kamera da manuel olarak sabitlendi ve uçağı görmesi engellendi.
Dalaman Kule'de o gece görevli olan kontrolörlerden Giray Bişmiş, 24 Temmuz 2016 tarihli ifadesinde uçağın 5 numaralı perona park ettirilmesinin de teamüllere aykırı olduğunu söylüyor. Bişmiş şöyle diyor:
"Bildiğim kadarıyla ATA uçağının 5 numaralı özel pak alanına gitmesini söylediler. Kimin söylediğini bilmiyorum. Ancak bu gibi VIP uçakları havalimanımıza indiklerinde genelde 24 numaralı park alanına girerler." Darbe girişiminin en kritik anlarında, en kritik yerde yani Dalaman'da olan kripto isimlerden biri de kule görevlisi Semih Akdağ. ByLock'çu Akdağ, 24 Temmuz 2016 tarihli ifadesinde Cumhurbaşkanı'nın ATA uçağı Dalaman Havalimanı'na indiği sıralarda havalimanı çevresinde bir hava aracı görmediğini söylüyor. Semih Akdağ, Cumhurbaşkanı'nın uçağının -VIP öncelikli olmasına rağmen- pist başında neden 11 dakika bekletildiği sorusuna ise "Monarch uçağına iniş verdiğim için bekletildi" gibi iler tutar yanı olmayan bir yanıt veriyor.

İMAM BANKAMATİĞE GİTMİŞ!
Muğla Emniyeti'nce şüpheli olarak ifadesi alınan sivil imam Muhammed Mustafa Öğüt, 24 Temmuz 2016 tarihli ifadesinde şöyle diyor:
"Kulede ATA uçağı limanımıza inmeden kısa bir süre önce ben, Semih Akdağ ve Bülent Aldaç vardı, ekip şefi Ramazan Kalelioğlu ve Ömer Çelik yıllık izindeydiler. Sinan Küçükkahraman da vardı ancak 15.07.2016 günü saat 22:30 gibi istirahata çekildi. Bunların haricinde kimse yoktu, ben zaten saat 23:30'da kuleden ayrılarak DHMİ idari binasındaki Vakıfbank bankamatiğine para çekmek için gittim. On dakika içerisinde kule binasına geri döndüm. ATM'de para yoktu çekemedim." Öğüt'ün darbe gecesi para çekme senaryosu pek inandırıcı değil. Bu sırada Öğüt'ün, havalimanının yanındaki Dalaman Hava Meydan Komutanlığı'na gittiği yönünde değerlendirmeler var.
Öğüt'e Cumhurbaşkanı'nın uçağının acilen kaldırılmasını sağlaması gerektiği halde neden pistbaşında beklettiği sorusu da yöneltiliyor. Öğüt bu soruya da çelişkili bir cevap veriyor. Kulede iken Cumhurbaşkanı'nın uçağına kalkış izni verilirse Monarch Havayolları'na ait bir sivil uçağın pas geçmek zorunda kalacağını, bu yüzden kalkış izni verilmediğini ileri sürüyor. Önemli ve öncelikli olan ATA uçağının kalkışı iken uçağı beklettiklerini doğruluyor ve "Semih Akdağ isimli arkadaşımız T.C. ATA uçağını benim de onayımı alarak bekletti" diyor.
Toparlarsak, bütün karine, bulgu ve belgeler gösteriyor ki Dalaman olayı daha çok su kaldırır. O gece Dalaman Kule'de görevli Mustafa Ö��üt başta olmak üzere FETÖ'cüler Erdoğan'ın, İzmir Adnan Menderes'ten gelip Dalaman'a inen ATA uçağında olduğunu değerlendiriyorlardı. Ve FETÖ; darbenin eski saati olan 03:00'e göre değil, 21:00'e göre Erdoğan'ı almak için yeni bir plan yapmıştı. Ancak Erdoğan'ı uçakta bulamayınca örgütün hain planı suya düştü.
15 Temmuz gecesi Dalaman semalarında dolaşan helikopterleri hangi pilotların kullandığı ve bu helikopterlerin kimleri taşıdığı ancak eski kuşakların deyimiyle 'tafsilatlı' bir araştırma sonucu açığa çıkarılabilir. Malum, şeytan ayrıntıda gizlidir.

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN