Türkiye'nin en iyi haber sitesi

PINAR YILDIZ YÜKSEL

Modern dünyada erkeklik krizi

Özgüven, liderlik, ilişki sorunları, doğada hayatta kalma, buz banyosu, mezar kazma... Tüm bunlar ABD ve Avrupa’da popüler olan Alfa Erkeklik Okulunda verilen eğitimler... Üç günü üç bin dolar olan bu okullara erkeklerin talebi yüksek. Modern hayatın unutturduğu fıtratlarını tekrar hatırlamak isteyen erkekler bu okullara koşuyor. Biz de bu hafta bu trendden yola çıkarak uzmanlarla ‘erkeklik’ üzerine konuştuk. Erkekler dünyasında neler oluyor, gerçekten bir kriz var mı?

Son dönemde kadınlar arasında popüler bir söylem var: Prenses Erkek. Kadınlar, 'kadınsı' özellik gösteren erkeklerden rahatsızlar. Naz yapan, mesajlara cevap vermeyen, evi geçindirme işini karısına yükleyen, hesabı ödeten, kendini evinden aldırıp bıraktıran, bozuk musluğu tamir edemeyen ve dahası...
Yıllarca ekonomik özgürlüğünü elde etmek için mücadele eden kadın, amacına ulaştığında erkeklerin eril davranışlarının azalacağını bilemezdi tabii! Bu durumdan rahatsız olan sadece kadınlar değil, erkekler de fıtratlarından uzaklaştıklarının farkındalar. Öyle ki, yurt dışında açılan Alfa erkeği okulları da dünya genelinde fıtratına uygun yaşamak isteyen erkeklerin olduğunu gösteriyor.
Peki, nedir bu Alfa erkeği okulları? Bunu anlatabilmek için önce Alfa erkeğini tanımlamak lazım. Baskın, girişken, doğal olarak lider, başarılı, rekabetçi erkeklere deniliyor. Eşine sadık, onu koruyan, çocuklarına sahip çıkan, onlara örnek olan, çevresi geniş, doğada mücadele de edebilen şeklinde özellikleri devam ediyor. Okuyunca insana ütopik gibi gelse de aslında bu erkeklerin fıtratında olan şeyler...
Ancak zamanla fıtrattan silinen bu özellikleri artık hem kadınlar hem de erkekler geri istiyor. Çünkü aksinin kimseyi mutlu etmediği deneyimlendi. Ancak dünyada kadın ve erkeğin kendine ait özelliklerinin yok olması için çalışan çok fazla lobi var. Açılan erkeklik okulları, liderlik koçları, mentörlerle ilerleyip fıtratına dönmek isteyen erkeklerin çok fazla olması insanlığın yaradılışı önünde hiçbir lobinin de galip gelemeyeceğine işaret ediyor.

ALFA ERKEKLİK OKULUNDA NELER VAR?
Alfa erkeklik okullarında hangi eğitimler veriliyor? Özgüven, liderlik, ilişki sorunları, doğada hayatta kalma, travmalarla baş etme becerileri gibi dersler var. kamplarda fiziksel ve duygusal olarak zorlayıcı aktiviteler yaptırılıyor. Ağır, yük taşımak, çamurda sürünmek, buz banyosu ve mezar kazmak bunlardan bazıları... Bu aktivitelere baba-oğul olarak da katılmak mümkün.
Bu hafta dünyada yayılan bu trendden yola çıkarak günümüz erkekliğini masaya yatırdık. Erkekler nasıl prensesleşti, fıtrattan uzaklaşmalarına neler sebep oldu? Erkekler doğalarını artık sadece sanal oyunlarda mı buluyor?
Hepsinin cevabı dosyamızda...


GÖKHAN ERGÜR / Psikolog
Erkek ruhsal omurgayı kuramadan büyüyor

Bugün erkeklikle ilgili yaşanan meseleye yalnızca "Erkekler değişti" diye bakmak yetmez. Daha derinde bir durum var. Modern zamanda birçok erkek, kendi rolünün gerektirdiği olgunluk, mesuliyet, dayanıklılık ve yük taşıma kapasitesinden uzaklaştı. Burada meseleyi kaba bir nostaljiyle ele almak da doğru değil. Çünkü geçmişteki her erkeklik biçimi sağlıklı değildi. Ama bugünün sorunu şu: Erkek, kendisinden beklenen ruhsal omurgayı kuramadan büyüyor. Ne için ayakta duracağını, neye emek vereceğini, nasıl sorumluluk alacağını bilmeden yaşıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri teknolojiyle kurulan bağımlılık ilişkisi. Erkek, hayatın gerçek ağırlığıyla temas etmek yerine ekranın sunduğu hızlı hazlara sığınıyor. Oyun bağımlılığı bunun en görünür örneklerinden. Çünkü oyun dünyasında mücadele varmış gibi görünür ama çoğu zaman gerçek bir sorumluluk yoktur. Kazanma hissi vardır ama emekle kurulmuş bir hayat yoktur. Bir erkek saatlerini sanal başarılarla doldurdukça, gerçek hayatta üstlenmesi gereken rollerden yavaş yavaş uzaklaşır. Böylece sabır, disiplin, aileye yönelme, ilişkiyi taşıma, çalışıp üretme gibi erkekliği olgunlaştıran taraflar zayıflamaya başlar.

TATMİN ARIYOR
Teknoloji elbette tek başına düşman değildir; fakat denetimsiz teknoloji kullanımı, özellikle genç erkeklerde iradeyi aşındıran bir etki yapabiliyor. Sürekli uyarılan zihin, eğlenceye açık dikkat ve sürekli kaçış imkânı, erkeği hayatın çetin taraflarına karşı dayanıksız hale getiriyor. Sıkılmaya tahammül edemeyen, beklemeyi bilmeyen, emek vermeden tatmin arayan bir erkeklik biçimi ortaya çıkıyor. Bu da zamanla içi boş, gösterişli ama kırılgan bir kimlik üretiyor. Dışarıdan sert görünen ama içeride yönünü kaybetmiş pek çok erkek profili buradan doğuyor.

ERİLLİK GÖSTERİ DEĞİL
Bugün açılan erkeklik kampları ya da sözde erkeklik okulları, aslında kaybedilen bir şeyin telaşlı biçimde geri çağrılma çabasıdır. Fakat erkeklik, yalnızca bedeni zorlayarak ya da sert ritüeller uygulayarak yeniden kurulmaz. Erkeklik bir gösteri değildir. Asıl erkeklik sorumluluk alabilmekte, bir yükün altına girebilmekte. Hazza değil değere göre yaşayabilmekte, bağımlılıklar karşısında irade gösterebilmekle ortaya çıkar. Mesele daha çok bağırmak, sert görünmek ya da baskın olmak değil; daha derin, daha olgun ve tutarlı bir karakter inşa edebilmektir. Bugün erkeklerin yeniden ihtiyaç duyduğu şey, yapay bir 'alfa' eğitimi değil; gerçek hayatla yeniden temas kurmalarıdır. Çalışmayla, emekle, aileyle, sorumlulukla, sınırla ve anlamla kurulan bir temas. Çünkü erkeklik, kaybedildiğinde törenlerle geri alınan bir unvan değil; her gün hayatın içinde omuzlanan bir ahlaki ve psikolojik duruştur.


PROF. DR. SEFA SAYGILI/ Psikiyatrist
Muktedir erkek gitti, tereddütlü erkek geldi

Lacivert dergisi, Şubat 2026 sayısında yayımlanan Sefa Saygılı'nın görüşleri de oldukça dikkat çekici: "Bir zamanların muktedir, koruyucu ve çözüm üreten erkek figürü; bugün yerini tereddütlü, özgüveni zedelenmiş ve ne yapacağını bilemez bir profile bırakmış görünüyor. Toplumsal rollerin değişimi, kadınların kamusal alanda güçlenmesi ve ekonomik şartlar bu dönüşümün yalnızca görünen yüzü.

Oysa meselenin çok daha derin, biyolojik ve psikolojik katmanları var. Erkekliğin silikleşmesi sadece erkekleri değil; aileyi, çocukları ve toplumsal yapının tamamını doğrudan etkiliyor. Baba figürünün zayıflaması, çocukların ruh dünyasında onarılması güç boşluklar açıyor. Erkekler duygularını bastırdıkça öfke, bağımlılık ve şiddet daha görünür hale geliyor. Gerçek hayatta güç kaybeden erkek, fetih arzusunu bu kez sanal dünyada, kumar slotlarında ya da dijital oyunlarda arıyor. Saygılı, bu söyleşide modern çağda erkekliğin neden bir kimlik krizine sürüklendiğini ve bu krizin bedelini kimlerin ödediğini çeşitli veçheleriyle ortaya koyuyor."


PROF. DR. H.ŞULE ALBAYRAK / Sosyolog
Yeni bir sözleşme gerekiyor

Prof. Dr. H.Şule Albayrak'ın Lacivert dergisi, Şubat 2026 sayısında yayımlanan 'Cinsiyetler arasındaki geleneksel sözleşmenin dağılması ve yeni bir sözleşme gereği' başlıklı yazısında altını çizdiği konular oldukça mühim: "Bugün gerek Türkiye'de gerek Batı'da cinsiyetler arası yeni bir denge arayışı belirginleşmektedir. Seküler Batılı toplumlarda cinsiyete dair sözleşme arayışı günbegün kendini daha belirgin hale getirmekte; bu ülkelerde yükselen sağ hareketlere bakıldığında özellikle genç erkeklerin temel meselelerinden birinin cinsiyetler arası kaybedilen denge ve erkek kimliğinde yaşanan kriz olduğu anlaşılmaktadır.

Yine, erkekler arasında yaygın olarak görülen ve sosyal medya etkisiyle büyüyen akımlar erkekliği yeniden anlamlandırmaya çalışmakta ve yer yer olumsuz bir erkeklik algısını özendirmektedir. Türkiye'de de benzer arayışların izleri görülmektedir. Sonuç olarak, kadın ile erkek arasındaki ilişkileri yeniden dengeye oturtacak; her iki cinsiyetin de varoluşsal onurunu koruyacak yeni bir sosyal sözleşmenin inşası, günümüzün en önemli meselelerinden biridir. Kapitalist kültürün rekabetçi doğasının kadın ve erkek arasındaki krizlerden beslendiği ve yeni krizler doğurmaya çalışacağı gerçeğini göz ardı etmeksizin yeni bir cinsiyetler arası sözleşmenin inşası hem seküler hem de dindar aydınların ortak sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır."


TUĞBA YAĞAN / Uzman psikolog
Yetersizlik hissi zorluyor

Tarih boyunca kadınlar en akılcı mücadele stratejisi olarak, gereksinim duydukları kaynakları sağlayan erkekleri eş olarak seçmiş; erkekler ise bir kadınla beraber olabilmek için kaynaklarını (yiyecek, güvenlik, para) ve sosyal statülerini arttırmaya çalışmıştır. Modern yaşamın getirdiği değişimler yadsınamaz. Hızlı değişen bir dünya ve çağın içindeyiz. Buna uyum sağlamak kolay değil. Erkeklerin yaşadığı kültüre ve çevrelerine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Değerlerine, geleneklerine ve inancına sahip çıkan ve yaşayan erkekler bu konuda bir adım önde. Toplumsal rollerin hatta cinsiyet rollerinin de birbirine karıştığı dönemlerdeyiz.

İş hayatındaki zorlukların artması, rekabetin çok fazla olması, ekonomik zorluklar, teknolojinin çok hızlı değişimi, başkalarına karşı duyarsızlaşmanın artması, insanların kişisel hayatlarında yaşadıkları zorlayıcı ya da travmatik olaylar da, kendilerini yetersiz hissetmelerindeki nedenlerden biri. Hedefleri ve beklentileriyle, gerçekleştirebildikleri yaşam standardı arasındaki büyük farklılıklar, yaşadıkları hayal kırıklıkları da yetersizliklerini tetikleyen nedenler arasında. İlişkilerinde partnerin beklentilerinin gerçeğinden çok daha farklı ya da yüksek olması, partnerlerin çok talepkar olmaları da yetersizlik sebebi. Aile sahibi olan ya da olmak isteyen erkeklerin finansal açıdan da ailesine güvenli bir hayat sürdürme sorumluluğu ve isteği, ya da erkekler toplumsal norm ve geleneklerden uzaklaştıkça, ilkel zaman ve eski çağlardan beri, toplumda erkeğe yüklenen rollerden de uzaklaşıyorlar. Aslında lider ruhlu, kararlı, cesur duruşlu, risk alan, zorluklara karşı koyma cesareti yüksek olan, mücadeleleriyle çevresindeki kişilere de ilham olan erkek oranında azalma var.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.