Ertelenmiş bir yüzleşmenin eşiğindeyiz. Maskeler düşüyor, ardındaki gerçek pişmiş kelle gibi sırıtıyor...
Ümit Meriç Hanımefendi geçende "Gardırop Müslümanlığı" kavramını ortaya atarak gerçeğin üstündeki uykulu örtüyü kaldırdı. Süregiden hayatı anlamak için bize bir uyanma sinyali çaktı.
Ama bir de "Standup vaizleri" var...
Onlar da ayrı bir yaşam formu. İcat ettikleri ketçaplı bir dinselliği ücreti mukâbilinde satan kişiler.
Eklektik bir göz boyama, "gelsin paralar bozulmasın aralar" tadında bir kırkyama...
***
"Gardırop Atatürkçülüğü gibi, Gardırop Müslümanlığı icat ettik. Nasıl ki, Atatürkçülüğü kıyafete indirgeyen bir kesim varsa, İslamiyet'i de kıyafet üzerinden tartışan bir İslami kesim var. Bizim bu şekilleri kırıp ruha nüfuz etmemiz lazım." Demiş Ümit Hanım.
Yazıp durduğumuz sakil "Şekilcilik" üstüne cuk oturan bir kavram...

Oturmuş da fırsat bu fırsat diye ortaya çıkan standup vaizlerine ne demeli?
Bunları Amerika'dan biliyoruz. Rezaletleri üstüne bin türlü belgesel yayınlandı. Orayı taklit ediyorlar. Tıpkı öyle bir Yeni Dünya Dini.
Epeydir duyduğumuz "Deneysel Tasarım Öğretisi" adındaki havalı zamazingo tam da bu işte.
İsme göz attığınızda kimler üstüne çalıştıklarını herhalde anlamışsınızdır...
Bu "Deneysel" şeyin kurucu lideri de enteresan bir şahıs. Amerika'da NPL eğitimi, sahne eğitimi filan almış. NPL dediğin bir tür beyin yıkama, manipülasyon yöntemi. Kişisel gelişim. Kişisel gelişim de biliyorsunuz, youtube fenomenlerinin eşref vakitlerinde yaptıkları kopyala-yapıştır paylaşımlar...
Bizim deneysel "Eleman" kendine psikolog diyor. Klinikten bahsediyor ama ortada ne bir diploma ne klinik ne bir şey. Gizem işte bu noktada tavan yapıyor.
"Eleman" orta sınıfın seküler semtlerinde işe başlamış. Moda, Caddebostan vesaire. Ateist eğilimlerden bıkmış usanmış, mânevi arayıştaki insanlara yöneliyorlar. Dini anlama çabasındaki ürkek kişileri kendilerine çekiyorlar. Bu kişiler takdir edersiniz ki İslam Medeniyeti konusunda oldukça bilgisizler. Büyük bir kısmı İslam'ın ruhu, aşkı ve mânâsı üstüne düşünmemiş, hayatları lâdini rüzgarlarda geçmiş. Bazılarının problemleri, bazılarının depresyonları, bazılarının evliliklerinde çatırdamalar var. Cezalandırıcı dil dışında kapsayıcı ve rahmani bir hakikat dili arıyorlar.
Bu oluşuma katılıp para akıtanlar işte böyle bir sosyoloji...
***
Bu standup tipleri İslam medeniyetinin fikri birikimine doğru yürümek isteyen arayıştaki kitleyi ara yolda durduruyor, onlara itaatkâr bir illüzyon pazarlıyorlar.
Bir ticaret dönüyor. Eğer resmi bir ticaretse, alan memnun veren memnun belki de...
"Para ödemezseniz aldığınız fikirlere kıymet vermezsiniz," diyerekten bir bedeli mütemadiyen size dayatıyorlar. Çeşitli kademeleri aşmak için bütün parasını yatıranlar var... Sizi gruplara alıyorlar, yoğun bir telkin fırtınasından geçiyorsunuz, cahilsiniz ne verirlerse yutuyorsunuz. Öyle bir çalışma ki nefes bile alamıyorsunuz. Sürekli buluşma, sürekli internet toplantısı. Evinizde de boş bırakılmıyorsunuz. Videolarınızı istiyorlar. Hipnoza girip etrafa yabancılaşıyorsunuz.
Sonra hadi bu çalıştıklarınızı "Kitap" olarak yazın diyorlar. Gururunuz da okşandı mı okşandı! Durup dururken bir de "yazar" oldunuz. İlk duygunuz "vay be, yerimi buldum" oluyor. Hemen ardından başka kademeler geliyor, her seferinde nakit...
Zaten işi gücü olanın orada yeri yok. Parası ve boş vakti olan isteniyor. O yüzden kadınlara dönük. "Kocanızdan derslere nasıl para aktarsınız?" çalışmaları da... İllâ ki mevcut.
***
2.500 kişilik konferanslara gelince işte orada "Eleman" sahneye çıkıyor. Şişman bir varoluş. Göbek atıyor, konuşuyor, espri yapıyor. Ağlatıyor güldürüyor. Bir ara kıyametin tarihini veriyor, sonra vazgeçip erteliyor. Orada adam başı elden 10-15 bin verip Mesih bekliyorsunuz. Tuhaf bir "örgüt" jargonuyla konuşarak dış dünyadan iyice kopuyorsunuz...
Aman diyorlar "Eleman" gizli kalsın, aman diyorlar dersleri dışarıda göstermeyin. Biz size gizli hakikatleri açıklıyoruz diyorlar, biz "Beyazız," dışarda "Siyahlar" var. Onlar size verdiğimiz gizemli hakikatlerin düşmanıdırlar. Siyaha düşen eşinizden kocanızdan ayrılmak evlâdır, diyorlar.
Boşanmalar gırla. Kocalar ikna olmamışsa sepet havası.
Tam bir Amerikan filmi. Değişik bir ideotloji...
***
İşin en gırgır yanına gelince...
Eleman şişman zamanlarında şöyle diyormuş; "zayıf olanın kafası çalışmaz, en iyisi kilo almak..."
Sonradan Gökçeada'da koca bir zayıflama kampı açmaları da zannımca başka bir tat, başka bir lezzet...
***
Anlayacağınız büyük şehirlerde ortam karışık. İnsanlar modern hayatın kıskacından mânevi bir çıkış arıyor ve Gardırop Müslümanlarının yarattığı boşluğu bu standup vaizleri dolduruyor. Hem iyi kalpli insanların irfanî, felsefi olgunlaşmasını, hak bir noktaya erişmesini engelliyorlar hem de kazançlarını emiyorlar.
Çoğumuza pek tanıdık gelen bu "yeni nesil cemaatlerin" hiç ayırt etmeden hepsinin, yasal olarak denetlenmesi sanırım elzem...