Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CEM SANCAR

Bir suikastçının ruhsal portresi

On yıl boyunca bir gölge gibi yaşadı. Sonra tek bir fotoğraf, onu açığa çıkardı.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris'te Cumhurbaşkanı'na suikast girişiminde bulunan ekipteki Özel Kuvvetler mensubu eski Yüzbaşı Burkay Karatepe, tam 10 yıl boyunca yakalanmadı. Suikast timinin 36 üyesi kısa sürede yargılanırken, "Selim" kod adlı Karatepe, ağustos ayındaki bir operasyona kadar izini kaybettirmeyi başardı. Ama bu sadece katliamcı-darbeci bir askerin firar vakası değil; sırtını dayayacağı devlet mekanizmasını yitiren bir FETÖ mensubunun paranoyaya sürüklenişinin, kaçınılmaz zihinsel ve ruhsal çöküşünün hikâyesi.

İbretlik bir portre...

***

Karatepe'nin 10 yıllık firarının temelinde, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda edindiği operasyonel disiplin ve arazi eğitimi yatar tabii. Gayrinizami harp ve hayatta kalma teknikleriyle yetişmiş bir asker için kriz anındaki ilk refleks bellidir: "Soğukkanlı izolasyon!"

Kaçışın ilk safhasında Karatepe, suç ortağı Ali Sarıbey'i askerî kamuflaj taşıdığı ve yakalanma riskini artırdığı gerekçesiyle terk etmiştir. Bu hayatta kalma psikolojisindeki "duygusal yükleri ekarte etme" prensibinin net bir göstergesi. Yanındaki kişiyi buz gibi bir risk analiziyle tehdit unsuruna indirgemiştir...

Hemen ardından tüm nakdi çekip sivil kıyafetler bularak "turist" imajına bürünmesi, devreye girenin amigdalanın anlık paniği değil, prefrontal korteksin soğukkanlı stratejisi olduğunu gösterir. Karatepe, daha en başından kaçışın altın kuralını kavramıştır:

"Dikkat çekmeyecek kadar sıradanlaş!"

***

Kaçış istikâmetine bakıldığında, İzmir-Afyonkarahisar-Eskişehir hattındaki ilk korku evresinin ardından Karatepe'nin Afyonkarahisar'da bir hücre evinde izole geçen 7 yıla girdiği görülür. Ailesinin sağladığı finansal ve lojistik destek; babasının, özellikle "arkadaki beyin" konumundaki ablasının tutuklanmasıyla aniden kesilmiştir. Dış dünyayla bağı tamamen kopan Karatepe için bu an, psikolojik bir felcin en şiddetli safhasıdır.

Ablanın "kurtarıcı" rolü ayrıca dikkat çekicidir. Kardeşinin işlediği suçun ağırlığını görmezden gelip "ne olursa olsun kurtarma" içgüdüsüyle hareket etmiş, onu bir firari değil bir "kurban" olarak algılayıp kendi vicdani çelişkisini örtmüştür. Nitekim mektubunda "Bir B planınız yokmuş!" derken, bilakis milletin ve liderinin direnişine, "kontrollü darbe" diyen tüm kalabalığın ar damarına hitap etmiştir.

Yakalanma korkusuyla derin bir paranoyaya gömülen abla ("çöpçü beni takip ediyor!") yurt dışına kaçış planı için adımlar atacak kadar da cüretkârdır...


Bu görsel YZ ile CS tarafından yapılmıştır.

***

Evindeki yüklü parayı kullanamayan Karatepe, geceleri kameralara yakalanmamak için çöplerden hurda toplamaya, gündüzleri de kaçak olarak inşaatlarda amelelik yapmaya başlamıştır. Çevresine "Salih Usta" olarak tanıtan bu adam, ağır bir kimlik erozyonu yaşamış olmalıdır. Ablasına yazdığı "Hurda işinde para var" cümlesi, fikrimce odağının artık dağıldığını gösterir.

Cumhurbaşkanına suikast düzenleyen bir asker, artık toplumun en alt katmanında görünmez bir amele-hurdacı, hiçbir resmi kaydı olmayan karanlık bir hayalettir...

Psikolojide "bilişsel daralma" denen bu durum, firarinin zihnini kariyer ve gelecek gibi büyük hedeflerden arındırıp yalnızca "bugün hayatta kalma" hedefine kilitler. Sefalet, cezaevine girmenin alternatifi olduğu sürece zihin tarafından meşrulaştırılır. Karatepe bu sefil hayatı bir tür "savunma zırhı" olarak benimsemiştir.

***

Yıllarca yakalanma tehdidi altında yaşamak, beyni sürekli "aşırı uyarılmışlık" hâlinde tutar. Tehdit algılama merkezi amigdala, hiç kapanmayan bir radar gibi çalışır: Sokakta atılan her adım, yanından geçen her araç, yüzüne bakan her insan, firari için anında bir "kaç!" alarmına dönüşür.

Bu sürekli alarm hâli ağır bir bedbinlik ve yalnızlaşma yaratır. Sosyalleşmek deşifre olmak demektir; nitekim tadilatını yaptığı bir tesiste çalışan bir kadının evlenme teklifini reddetmesi, insani bağ kurma ihtiyacını tamamen bastırdığını gösterir. Karatepe, duygusal yakınlaşmayı bir "güvenlik açığı" saydığından, yalnızlığın ağır yükünü göze almıştır.

Uzun süreli firarilerin en büyük düşmanı, çoğu zaman kolluk takibinden çok ziyade zihinlerinin kontrolünü kaybetmeleridir. Karatepe'nin 10 yıllık kaçışını bitiren de profesyonel istihbarattan önce, zihninde patlayan panik duygusudur.

***

2026 Temmuz'unda, darbe girişiminin 10. yıldönümü nedeniyle fotoğraflarının basında yeniden dolaşıma girmesi, Karatepe'nin inşa ettiği "görünmezlik" algısını paramparça eder. Firari artık tüm dünyanın kendisini izlediği ve her an tanınacağı illüzyonuna kapılır.

10 yıl boyunca soğukkanlılıkla hareket eden Karatepe, bu medya baskısı karşısında kontrolünü kaybeder ve hayati bir hata zinciri başlatır:

1. Yıllardır kaldığı güvenli bölgeyi panikle terk eder.

2. Babasının daha önce sağladığı sahte kimlikle sokağa çıkar.

3. Kendisini tanıyan bir inşaat ustasından yardım isteyerek dış dünyaya bir iletişim kanalı açar.

Yedi yirmi dört çalışan savunma mekanizması, tek bir panik anıyla çöker. Durumu fark eden bir vatandaşın ihbarıyla firar son bulur.

***

Yakalandıktan sonra Karatepe'nin ifadesinde kaçış rotasından darbenin nasıl planlandığına, kimden tişört aldığından, kimlere hurda sattığına kadar her detayı tek tek itiraf etmesi, sürecin en dikkat çekici psikolojik ânıdır.

Bu itiraf, adli bir zorunluluktan çok derin bir ruhsal boşalma ihtiyacıdır. Halkın meşru liderine gönderilen ölüm mangasında yer almak ve sürekli yakalanma korkusuyla yaşamak muazzam bir zihinsel yük yaratır. Onun için ona kelepçe takıldığı an, o hiç dinmeyen korku beklendiği gibi yakalanmaya dönüşür ve beynin tehdit radarı nihayet kapanır...

Bu noktada devreye "katarsis" girer: Firari üzerindeki ağır baskıyı tek celsede boşaltır, artık saklayacak bir şeyi kalmamıştır. Yıllarca yalnız yaşamış bir darbecinin kendi hikâyesini en doğru şekilde kendi ağzından anlatma dürtüsü de ifadedeki o şaşırtıcı detay zenginliğini bize açıklar.

***

Burkay Karatepe vakası, askeri disiplinin sivil hayatın görünmez kıvrımlarında nasıl bir firar mekanizmasına dönüşebileceğine, ama insan psikolojisinin sonsuz bir tehdit algısını ilanihaye taşıyamayacağına çarpıcı bir örnektir.

Çöp kenarlarında ve amele pazarlarında geçen bu 10 yıl, aslında Karatepe'nin kendi kafasındaki bir "Sanal Hapishanede" yaşadığını anlatır.
Yakalandığı an, zihnî kelepçeden kurtulmuş ve onun için de her şeyi dökülmüştür...

Meraklısına:

Amigdala arabanın gaz pedalı (veya ani freni), prefrontal korteks ise direksiyonu ve sürücüsüdür. Stresli anlarda amigdala kontrolü ele geçirmeye çalışırken (duygusal patlama), prefrontal korteks onu sakinleştirip mantıklı yolu bulmanızı sağlar.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA