Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Ekranda kaydırmanın sonu yok

‘Sonsuz akışın’ icadı zihnimize el koydu. İnsan dikkatini küresel ölçekte bir hammaddeye dönüştürdü. Tek bir tasarım kararı, dünyada her gün toplam 200 bin insan-saati harcatıyor. Bu rakam bir mühendisin pişmanlığı ancak bir kısım için milyarlarca dolar gelir oldu

2006 yılının sonbaharında New York'ta bir yazılım mühendisi, ekrana bakarken düğmeye basmak zorunda kalmadan sayfanın kendi kendine uzayıp gitmesini sağlayan bir kod yazdı. Aza Raskin'in o gece birkaç saatte geliştirdiği bu özellik, sonsuz kaydırma (infinite scroll) olarak tarihe geçecek ve dijital dünyanın seyrini kalıcı olarak değiştirecekti. Raskin'in babası Jef Raskin, Apple Macintosh'un arayüzünü tasarlayan isimdi. Oğul da babasının mirasını sürdürür gibi göründü. Ancak bu kez kalıcı büyük bir pişmanlıkla devam etti. Raskin 2012'de Humane Technology kuruluşuna dönüşecek bir hareketin öncüsü oldu. Yıllar sonra verdiği röportajlarda sonsuz kaydırmayı tasarlarken ne yaptığının tam olarak farkında olmadığını söyledi. "Tek bir tasarım kararı, dünyada her gün toplam 200 bin insan-saati harcatıyor." Rakam, pişmanlığın büyüklüğünü ele veriyordu. Aza Raskin pişmanlığını şöyle anlatıyordu: "Durma noktası koymazsanız, insanlar durmaz. Ben o noktayı kaldırdım."

BÖLME KAYDIRMAYA DEVAM ET
Sonsuz kaydırmadan önce web sayfaları sayfalara bölünürdü. Sonraki içeriğe geçmek için bir düğmeye tıklamak gerekirdi. Bu minik sürtüşme, kullanıcıya bir durup düşünme anı veriyordu: Devam etmek istiyor muyum? Raskin bu soruyu ortadan kaldırdı. Sayfa bitmiyordu artık. Kullanıcının bir karar vermesine gerek kalmıyordu çünkü seçim kendiliğinden yapılmış oluyordu: Kaydırmaya devam et. Bu mekanizmanın tasarımcılar tarafından bilinçli olarak uygulandığını, eski Facebook yöneticisi ve Napster'ın kurucusu Sean Parker 2017'de açık açık itiraf etti. "Bu uygulamaları nasıl mümkün olduğunca çok vaktinizi ve dikkatinizi tüketeceğiz diye inşa ettik" dedi Parker. "Bir insan psikolojisi güvenlik açığından yararlandık." Şirketin kurucusu bu sözleri söylemek için Facebook'tan ayrılmasını bekledi.

KUMAR MAKİNESİNE DÖNÜŞTÜ
Sonsuz kaydırma tek başına çalışmaz. Onu gerçek bir bağımlılık motoruna dönüştüren, değişken ödül takviyesi adı verilen psikolojik mekanizmaydı. B.F. Skinner'ın 1950'lerde fareleri üzerinde keşfettiği bu ilke basitti: Ödülün ne zaman geleceğini bilmiyorsanız, aramayı bırakamazsınız. Kolunu çektiğinizde bazen fındık, bazen hiçbir şey alan bir fare gibi. Instagram'da aşağı kaydırdığınızda bazen dostunuzun yeni fotoğrafı, bazen eğlenceli bir reels, bazen düz reklam çıkar. Twitter/X'te bazen çok beğenilen bir tartışma, bazen ilginizi çekmeyen içerikler akar. TikTok'ta ise algoritma sizi o kadar iyi tanır ki doğru videoyu doğru anda çıkarmayı öğrenir. Belirsizlik de planlıdır, tatmin de. Parmağınızın durması biyolojik olarak giderek güçleşir.

ZAMANIN NAKİTE ÇEVRİLMESİ
Sonsuz kaydırmanın yarattığı gerçek ürün içerik değildi. Ürün, sizin dikkatinizdi. Ekonomist Herbert Simon 1971'de bunu öngörmüştü: "Bilgi bolluğu dikkat kıtlığı yaratır." Bundan yarım asır sonra Silicon Valley bu öngörüyü bir iş modeline dönüştürdü. İşleyiş basit ama derin: siz platforma zamanınızı verirsiniz, platform bu zamanı reklamcılara satar. Her kaydırma, her bekleme, her geri dönüş; algoritmanın sizi daha iyi tanımasına hizmet eder. Meta 2023 yılında 116 milyar dolar reklam geliri elde etti. Google aynı yıl 237 milyar dolar. TikTok'un sahibi ByteDance, 2023'te 120 milyar doları aştı. Bu rakamların arkasında tek bir kaynak var: insanların dikkatinin saniyesi.


İnsanın dikkat süresini kısaltıyor
Nörobilimciler, sosyal medya kullanımının beyin üzerindeki etkilerini incelediğinde ortaya çıkan tablo kasvetliydi. Beğeni bildirimlerinin dopamin sistemiyle etkileşimi, uyuşturucu tetikleyen devrelerle örtüşüyordu. California Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, sürekli platform kullanımının prefrontal korteks işlevlerini, yani karar verme ve dürtü kontrolünü zayıflattığını ortaya koydu. Dikkat süresi kısaldı. Microsoft'un 2015 tarihli araştırması çok alıntılandı: ortalama insan dikkat süresinin 2000 yılındaki 12 saniyeden 8 saniyeye gerilediği iddia edildi — ki bu bir altın balığının süresinin altındaydı. Bu rakam metodolojik açıdan tartışmalı olsa da, araştırmacıların büyük çoğunluğunun hemfikir olduğu bir gerçek kaldı: bölünmüş dikkat alışkanlığı, derin odaklanma becerisini köreltiyor.


İçerik üreticisi ekonomisi: Yeni bir çalışma biçimi
Sonsuz akış yalnızca tüketiciyi değil, üreticiyi de dönüştürdü. Platformların içeriğe olan açlığı, milyonlarca insanı ekran karşısına geçirerek kamera açmaya itti. "İçerik üreticisi" (content creator) adı verilen yeni bir mesleki kategori doğdu. Türkiye'de TÜİK 2023 verilerine göre 18–35 yaş arası gençlerin yüzde 14'ü birincil ya da ikincil gelir kaynağı olarak içerik üreticiliğini sayıyordu. Ancak bu ekonomi son derece eşitsizdi. Milyonlarca takipçiye sahip bir avuç isim aslan payını alırken, küçük üreticilerin büyük çoğunluğu algoritmanın değişen rüzgarlarına teslim oluyordu. Platform, oyunun kurallarını istediği zaman değiştirebiliyordu. YouTuber'lar bir gün uyandığında gelirlerinin yarısının uçtuğunu görebiliyordu. TikTok'çular ülkelerindeki siyasi gelişmelere göre aniden silinebiliyordu. Güç asimetrisi tartışmasızdı.


Düzenleyici tepkiler ve sınırların arayışı
Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile 2023'ten itibaren büyük platformları algoritmik şeffaflık yükümlülüğüne bağladı. Kullanıcılar, profiline göre özelleştirilmiş algoritma yerine kronolojik akışı seçebilir hale geldi. Avustralya 2024'te 16 yaş altına sosyal medyayı yasaklayan bir yasa çıkardı. Dünyada bir ilkti bu. ABD'de ise süreç çok daha yavaş ilerledi. Kongre daveti üzerine ifade veren sosyal medya şirketleri CEO'ları, senatörlerin teknik sorularla boğuşmasına tanıklık etti. Meta'nın veri kullanımını soruşturan davalar yıllarca sürdü. Sonuçlar çoğunlukla küçük para cezaları oldu. Şirketin günlük geliriyle kıyaslandığında sembolik kalıyordu.


Çocuklar ve gençler: Asıl maliyet
2021'de kamuoyuna sızan Facebook iç belgelerinde şirketin kendi araştırmacılarının bulgularına yer veriliyordu: Instagram, ergen kızların yüzde 32'sinin beden algısını kötüleştiriyordu. Uygulama bunun farkındaydı. Yine de tasarımını değiştirmedi; çünkü değiştirmek, o demografiyle geçirilen süreyi azaltacaktı. Sosyal psikolog Jonathan Haidt, 2024'te yayımladığı "The Anxious Generation" kitabında bu tabloyu 'büyük yeniden düzenleme' olarak nitelendirdi. Çocukların gerçek dünyayla geçirdikleri zaman daraldı, ekran başında geçirdikleri zaman genişledi. Kırılganlık, yalnızlık ve anlık kıyaslama kültürü derinleşti. Haidt'in çözüm önerileri radikaldi: akıllı telefon ve sosyal medya için yaş sınırları, okullarda telefon yasağı.


Parmak durabilir mi?
Aza Raskin, sonsuz kaydırmayı tasarladıktan yaklaşık on beş yıl sonra düşünsel liderliğini tamamen tersine çevirmiş biri olarak konuşuyor. Humane Technology merkezinde yürüttüğü çalışmalar, insanların teknolojiyle daha sağlıklı ilişkiler kurmasını amaçlıyor. Tasarıma "durma noktaları" eklemek gerektiğini, yani kaldırdığı şeyi geri koymak gerektiğini söylüyor. Bazı platformlar küçük adımlar attı. YouTube "Bugünlük bu kadar yeter" hatırlatıcısını ekledi. Instagram zaman uyarıları sunmaya başladı. Ancak bu özellikler varsayılan olarak kapalı geliyor; açmak için ekstra adım atmak gerekiyor. Temel tasarım mantığı değişmedi: daha fazla süre, daha fazla gelir. Belki de en dürüst sonuç şu: sonsuz kaydırma bir hata sonucu ortaya çıkmadı. Öngörülmemiş yan etkiler, zamanla özelliğe dönüştürüldü. Ve bu özellik, üzerine trilyon dolarlık bir endüstri inşa edilmiş çok güçlü bir temel olmaya devam ediyor. Parmağınız aşağı kayarken, birileri yukarı çıkıyor.


eSIM teknolojisiyle kolay, hızlı ve çevre dostu bir deneyim yaşatıyor
Türkiye'nin dijital dönüşümünde lokomotif rol üstlenen Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle müşterilerine daha kolay, hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunuyor
eSIM Teknolojisi, fiziksel SIM kart taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırarak dijitalleşmenin sunduğu çevreci dönüşümün bir parçası haline geliyor. eSIM kullanımı doğal kaynak tüketimini azaltırken, karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. eSIM sayesinde kullanıcılar, uzaktan aktivasyon ve dijital yönetim imkânlarıyla işlemlerini daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Türk Telekom, yenilikçi çözümleri ve müşteri odaklı yaklaşımıyla dijitalleşen dünyada kullanıcı deneyimini zenginleştirmeyi sürdürüyor ve bu kapsamda eSIM'e geçiş yapan müşterilerine avantajlar sunuyor. Uzaktan tanımlama ve dijital yönetim imkânı sunan eSIM teknolojisi, kullanıcı deneyimini hızlandırırken kâğıt ve enerji tüketimini de minimize ediyor. Böylece eSIM, yalnızca teknolojik bir yenilik olmanın ötesinde; daha verimli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ekosistemin oluşmasına destek oluyor. Dijitalleşme ile çevresel sorumluluğu aynı potada buluşturan eSIM, teknoloji odaklı büyümeyi sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla ileri taşıyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

E-SIM KULLANIMI ARTIYOR
Fiziki hat sahibi olan Türk Telekomlular, mağazaya gitmeden Türk Telekom uygulaması üzerinden kolayca eSIM'e geçiş işlemlerini gerçekleştirebilirler. Aynı telefonda birden fazla hat kullanabilme şeçeneği ile tüm mevcut tarife ve paketlerden yararlanabilirler. Üstelik eSIM'e geçiş yapan müşteriler her ay bir kez Sil Süpür'den, Haftalık 10GB internet hediyesinden ve indirimli ek paket fırsatlarından faydalanabiliyor ve yeni eSIM aktivasyonuna hiçbir ücret ödemiyorlar.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.