Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ABDÜL SAMET ÇELİKÇİ

Terörsüz Türkiye’de Nihai Oylama: 467 Oyun Siyasi Haritası

Terörsüz Türkiye, terörün yalnızca Türkiye'nin kendi sınırları içerisinde kalıcı olarak sona erdirilmesini değil, bölgesel tehdit unsuru olmaktan tamamen çıkarılmasını hedefleyen kapsamlı bir süreçtir. Öte yandan süreç, Türkiye'nin kendi devlet kapasitesi, siyasi iradesi ve tecrübesiyle geliştirdiği müstakil bir girişim niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle süreci Türkiye'nin kendi şartlarından hareketle ortaya koyduğu bir "Türkiye Modeli" olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Bizzat devlet kurumlarının koordinasyonunda yürütülen süreç, terör örgütü PKK/KCK'nın koşulsuz bir şekilde silah bırakmasıyla birlikte, Türkiye'nin ve bölgenin terörsüz bir geleceğe taşınmasını amaçlamaktadır.

İşte bu hedefte, 2024 sonbaharında başlayan ve Türkiye siyasetinin en önemli başlıklarından biri olan "Terörsüz Türkiye" sürecinde, geçtiğimiz günlerde kritik bir eşik daha aşıldı. Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" 10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. 12 maddelik teklif, 87 ret ve 7 çekimser oya karşı, 467 kabul oyuyla yasalaştı.

TBMM'de bugüne kadarki en geniş desteklerden biriyle kabul edilen kanunla ilgili geniş bir mutabakat oluşmuştur. Öte yandan bu geniş mutabakata rağmen, Meclis'teki oylamada aynı yönde oy kullanan siyasi partilerin dahi farklı siyasi saiklerle hareket ettiğinin altı çizilmelidir. Peki, TBMM'deki siyasi partilerin süreç boyunca ve nihai oylamada sergiledikleri tutumlar nasıl yorumlanabilir?

Cumhur İttifakı: Sürecin Kurucu Ortaklığı

AK Parti ve MHP, süreç boyunca teklifin asıl sahibi ve savunucusu konumunda yer aldı. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye fikrinin başlangıcından itibaren son derece önemli bir rol üstlenirken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın göstermiş olduğu irade, sürecin bir devlet politikası haline gelmesini sağladı.

AK Parti, Terörsüz Türkiye sürecini sahiplenirken, toplumsal dayanışma ve güvenlik politikalarını aynı çatı altında birleştiren bir söylem benimsedi ve teklifi yalnızca bir güvenlik düzenlemesi değil, uzun vadeli bir toplumsal bütünleşme adımı olarak sundu. Benzer bir tutumu MHP'nin de benimsediği görülmektedir. Sayın Bahçeli, kanunun teklif aşamasında Terörsüz Türkiye'nin yalnızca siyasi bir müzakere başlığı olmadığını, Türkiye'nin terör sorununu kalıcı biçimde sona erdirmesine yönelik bir devlet politikası olduğunu vurguladı.

DEM Parti'nin Tutumu

DEM Parti, PKK'nın silah bırakması ve terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi için başlatılan Terörsüz Türkiye sürecine temkinli yaklaşsa da teklifin yasalaşması aşamasında kabul oyu kullanarak sürece desteğe devam ettiği ifade edilebilir. Bu noktada, DEM Parti'nin aynı noktaya farklı yollardan geldiğini söylemek mümkün. Çünkü Cumhur İttifakı, Terörsüz Türkiye saikiyle yola çıkarken DEM Parti'nin farklı evrelerde farklı önceliklere ağırlık verdiği görüldü. Ancak sonuç olarak ilk defa bu kadar belirgin biçimde, terörün sona erdirilmesi ve meselenin Meclis zemininde ele alınmasına DEM Parti'nin katkı sunduğu söylenebilir.

CHP Yönetiminden Teklife "Evet"

CHP, teklifin TBMM Başkanlığı'na sunulması sürecinde imza veren partiler arasında yer almıştır. CHP yönetiminin başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere teklifin içeriğine kurumsal katkı sunan bir pozisyonda durmaya özen gösterdiği söylenebilir. Zira Kemal Kılıçdaroğlu kabul oyu kullanacağını açıklamıştır. Ancak CHP grubunun tamamı aynı yönde oy kullanmamıştır. Parti yönetiminin ve grubun ana çizgisinin "evet" yönünde şekillenmesine rağmen Partiden 14 milletvekili oylamaya katılmamıştır. Öte yandan 29 kabul ve 2 ret oyuyla CHP'nin yasaya destek verdiği söylenebilir. Bu durum, parti içinde yaşanan bölünmenin ardından böylesine önemli bir meselede kurumsal kimliğin yeniden tesis edilmesi çabası olarak da okunabilir.

Yeni Parti'de Yaşanan Bölünme

Oylamanın en dikkat çekici sonuçlarından birinin Yeni Parti cephesinde ortaya çıktığı söylenebilir. Hazırlık sürecinde teklife imza vermeyen Yeni Parti'de Genel Başkan Özgür Özel, kendisinin ve parti yönetiminin yasaya "kabul" oyu vereceğini açıkladı ve bunu "tarihsel tutarlılık ve sorumluluk" olarak gerekçelendirdi. Ancak aynı zamanda milletvekillerinin kendi seçim bölgelerindeki toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak oy kullanabileceklerini söyledi. Parti yönetiminin benimsediği bu yaklaşımın parti içinde kanun teklifi konusunda ciddi bir bölünmeye yol açtığı görülmektedir. Yeni Parti'den 35 milletvekili "kabul", 54 milletvekili "ret" oyu kullanırken, 2 milletvekili ise oylamaya katılmadı.

Kanun teklifi oylamasında kabul oyu kullanan Yeni Parti yönetimi, Terörsüz Türkiye sürecinin tamamen dışında kalmamak yönünde bir strateji benimsemiştir. Bununla birlikte, teklife ret oyu veren 54 milletvekilinin de tek bir çizgide olmadıkları izlenmiştir. Ret oyu kullanan milletvekilleri kabaca iki gruba ayrılmakta. Bunlardan birincisi ulusalcı hassasiyetlerini ifade eden ve buradan hareketle meseleye büyük ölçüde güvenlikçi perspektiften yaklaşan grup. Bu saikle hareket eden isimlerin toptancı bir ret yaklaşımında oldukları söylenebilir. Ret oyu kullanan diğer grubun ise Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi çıktılarına yönelik hamasi söylemlerle hareket ettiği ifade edilebilir. Bir devlet politikası haline gelen ve bizzat devlet tarafından yürütülen böylesine önemli bir sürece dair bu grubun temsil ettiği pozisyon, aslında "her koşulda iktidar karşıtlığı" anlayışının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Parti yönetiminin kabul oyu açıklamasına rağmen, milletvekillerinin yarısından çoğunun ret oyu kullanması, Yeni Parti'nin kuruluşunun hemen ardından Türkiye siyasetinin en hassas başlıklarından biri konusunda, kendi içinde belirgin bir görüş ayrılığı yaşadığını göstermekte. Çerçeve yasa oylaması, Yeni Parti açısından partinin siyasi kimliğinin hangi eksende şekilleneceğinin de ilk ciddi testi olmuştur. Öte yandan ret oylarının fazlalığı ve bölünmüş tablo her şeyden önce, Özel'in parti içindeki konumuna dair tartışmaları da gündeme getiriyor.

İYİ Parti Mutabakatın Dışında Kalmayı Tercih Etti

İYİ Parti, çerçeve yasaya genel olarak itiraz eden Parti olarak konumlanmıştır. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, partisinin "ret" oyu vereceğini süreç boyunca tekrarlamıştır. Parti, komisyon aşamasından itibaren teklife mesafeli durmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefinin 'güya' kendisine karşı çıkmaktan ziyade, bu hedefe ulaşmak için izlenen yöntemin yanlış olduğu görüşünü savunmuştur. Teklif TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülürken de aynı tutumunu devam ettiren İYİ Parti, teklife muhalefet şerhi koydu. Nihai oylamada ise beklendiği gibi İYİ Parti'nin 29 milletvekilinin tamamı "ret" oyu kullandı. Bu tutumu ile İYİ Parti'nin, Meclis'te oluşan geniş uzlaşı zemininin dışında kaldığı ifade edilebilir.

Yeni Yol Grubu ve Diğerleri

Yeni Yol Grubu yasaya bütünüyle karşı çıkmamıştır. Zaten bölünmüş yapısı dolayısıyla grup kararından ziyade partilerin duruşları oylamadaki safları belirlemiştir. Saadet Partisi yasayı desteklemiş, ancak desteğin "şartlı" olduğunu açıklamıştır. DEVA Partisi de hak ve özgürlüklerle ilgili müzakere alanının Meclis olduğunu vurgulamıştır. Oylama sonucunda Yeni Yol'dan 16 kabul, 3 çekimser oy çıkarken, 1 milletvekili oylamaya katılmamıştır.

Bağımsız milletvekillerinde 7 kabul, 1 ret oyu kullanılırken, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. HÜDAPAR'da 4 kabul oyu, Yeniden Refah Partisi'nde 4 çekimser oy kullanıldı. Türkiye İşçi Partisi'nde 3, Demokratik Bölgeler Partisi'nde 2, Emek Partisi'nde 2, Demokratik Sol Parti'de 1 kabul oyu kullanıldı. Demokrat Parti'de ise 1 ret oyu kullanıldı.

467'nin Siyasi Haritası ve Sonrası

Partilerin süreç boyunca izlediği çizgiler ile oylama anındaki tutumları yan yana koyulduğunda ortaya ilginç bir siyasi harita çıkıyor. Bir tarafta AK Parti ve MHP'nin oluşturduğu, süreci devlet politikası ve terör örgütünün tasfiyesi ekseninde değerlendiren siyasi yaklaşım bulunmakta.

Süreçte CHP'nin pozisyonu oldukça dikkat çekici. CHP, Türkiye'nin ortak bir sorununun çözümü için Meclis zemininde sorumluluk almayı tercih etmekte. Yeni Parti ise bölünmüş görüntüsüyle bu siyasi fay hatlarının tam ortasında duruyor. Parti yönetiminin kabul oyu kullanmasına rağmen, ret oylarının fazla olması bu bölünmenin daha da derinleşebileceğini işaret etmekte. DEM Parti'nin, sürece destek veren ama meseleyi daha küçük ölçeklerde değerlendiren yaklaşımı bulunuyor.

Saadet ve DEVA Partileri ise desteklerini daha geniş demokratikleşme beklentileriyle birlikte ifade etmekte. İYİ Parti bütün bu çizgilerden keskin bir şekilde ayrılarak sürece yönelik itirazını "ret" oyuyla somutlaştırmakta.

Tüm farklılıklara rağmen, "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin yasalaşması, Terörsüz Türkiye hedefi yolunda atılmış tarihi bir adımdır. Meseleye ilişkin TBMM'de oldukça geniş bir mutabakatın yakalanması da ayrıca anlamlıdır. Ancak bu geniş zemin, henüz ortak bir siyasi perspektif anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda, teklifin Meclis'te yasalaşması, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefini yeni bir aşamaya taşıyan bir eşik olarak değerlendirilmelidir.

Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olacak husus, PKK'nın silah bırakması ve örgütsel yapının tasfiyesidir. PKK'nın silah bırakması ve terör örgütünün bölgesel bir tehdit olmaktan çıkarılması yönündeki adımlar somutlaştıkça, siyasi partilerin bugünkü pozisyonlarını yeniden değerlendirmeleri kaçınılmaz hale gelebilir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA