Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CENAY BABAOĞLU

Sosyal Ağlarda ve Sosyal Ağlardan Çocuklarımızı Korumak

Çoklu krizler dünyasında ve ateşten gömlek coğrafyada bir vaha misali konumlanan Türkiye'mizin en ironik sorunlarından bir tanesi sosyal medya maalesef. Bir yandan dezenformasyon bir yandan manipülasyon çalışmalarıyla ülkemizin gündemi sürekli bir işgal harekatı yaşıyor. Gün geçmiyor ki çocuklarımıza, gençlerimize, kadınlarımıza, devlet görevlilerimize, kamu kurumlarımıza, milli birliğimize yönelik bir operasyon yaşanmasın. Öyle operasyonlar yürütülüyor ki; sokakta vahşi hayvan olmaz, vahşi hayvanlar çocuklardan değerli değildir demek bile 'yürek' istiyor. İşte bu operasyonlarla mücadeleler devam ederken, çocuklarımızın vahşi sosyal ağlarda korunması için yeni bir kanuni düzenleme yapıldı.

Sosyal Medyada Çocukları Korumak

22 Nisan 2026'da kabul edilen 7578 sayılı Kanun sosyal medya düzenlemesi olarak ele alınmış olsa da farklı başlıklarla beraber sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmasını ve bu yasağın uygulanması için yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirlere odaklanıyor. 15 yaş üstü çocuklar için ise 'çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet' zorunluluğu getiriyor.

Bu kanunu, istemezükçü bir güruh bir kez daha yasak tanımlamalarıyla anarak, tekno devlerin borazanını çalıyor olsa da dijital çağda çocukluk yalnızca aile, okul ve toplumun şekillendirdiği bir dönem değil. Algoritmaların dikkat ekonomisi, sonsuz akış tasarımları ve veri sömürüsü, çocukların beyin gelişimini, dikkat sürelerini, sosyal becerilerini ve psikolojik sağlıklarını doğrudan tehdit ediyor. Türkiye de Kanunla bu riskleri çocuğun üstün yararı ve kamusal yarar ekseninde ele alarak bu küresel soruna somut ve kararlı bir müdahalede bulunmayı hedefliyor.

Yakın zamanda Avustralya da 16 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı getiren ilk ülke olmuştu. Malezya ve Endonezya da benzer şekilde 16 yaş sınırını uygulamaya koyan ülkelerden. Norveç, Danimarka, Fransa ve İspanya gibi ülkeler de 15-16 yaş aralığında yasak veya kısıtlama planlarını ilerletiyor. Yunanistan, Avusturya ve İrlanda da düzenleme yolunda adım atan diğer ülkelerden. Avrupa Birliği düzeyinde ise Digital Services Act (DSA), platformlara çocuklar için özel yükümlülükler getiriyor. DSA, reşit olmayanların yüksek düzeyde gizlilik, güvenlik ve koruma önlemleriyle korunmasını zorunlu kılıyor. Buna göre platformlar kişiselleştirilmiş reklamları yasaklamalı, zararlı içerik risklerini azaltmalı ve öneri sistemlerini çocuk odaklı hale getirmeli. Avrupa Parlamentosu'nun, Kasım 2025'te 16 yaşı sosyal medya için asgari yaş sınırı ve 13 yaş altı için ise hiçbir erişim yasağı olarak öneren bir kararı da bu açıdan önemli gelişmelerden. Bu örnekler, Türkiye'nin 15 yaş sınırını hem küresel eğilimle hem de AB'nin DSA yaklaşımına uyumlu kılıyor.

Dijital Alanda Çocuğun Üstün Yararı

Türkiye İstatistik KurumU tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması verilerine göre Türkiye'de 6-15 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 91,3. Düzenli internet kullanan çocukların en fazla yürüttükleri faaliyetler arasında sosyal medya kullanım oranı ise yüzde 72,7. Çocukların genelinde sosyal medya kullanımı ise yüzde 66,1 olarak tespit edilmiş durumda. 6-10 yaş arasındaki çocuklarda dahi bu oran yüzde 53,5'e ulaşıyor. Çocuklarımızın bu yüksek kullanım oranları korkutucu, çünkü bir yandan bu alanların sınır tanımaz yapıları siber zorbalık, cinsel istismar riski ve zararlı içerik maruziyeti gibi riskler barındırırken diğer yandan günde üç saati aşan kullanım anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları ve intihar düşüncesiyle güçlü ilişki gösteriyor. Dolayısıyla yeni yasal düzenleme bu tabloya acil bir yanıt niteliğinde.

7578 sayılı Kanun, 5651 sayılı Kanun'da yaptığı değişikliklerle sosyal ağ sağlayıcılara net yükümlülükler getiriyor. Birincisi, kesin yasak ve yaş doğrulama yükümlülüğü. Kanunun ilgili maddesine göre "Sosyal ağ sağlayıcı, on beş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür." Ayrıca alınan tedbirlerin, platformların kendi internet sitelerinde şeffaf şekilde yayımlanması zorunlu kılınıyor. Dolayısıyla sosyal medya şirketleri Türkiye pazarında e-Devlet entegrasyonu, kredi kartı doğrulaması veya düşük riskli anonim yöntemler geliştirmek zorunda kalacaklar. Uygulama altı ay sonra yürürlüğe gireceği için platformların hazırlık süresi olacak. Kanuna aykırı davranan ya da yeterli tedbirleri almayan platformlar içinse ağır yaptırımlar devreye girecek.

Kanunla birlikte getirilen bir diğer düzenleme, 15 yaş üstü için ayrıştırılmış hizmet zorunluluğu. Kanun; "Sosyal ağ sağlayıcı, on beş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır" hükmüyle 15-18 yaş grubuna daha güvenli, kısıtlanmış hizmet modeli öngörüyor. Bu, DSA'daki gibi karanlık mod sınırlaması, gece bildirim yasağı, sonsuz akış ve otomatik oynatma kısıtlaması, kişiselleştirilmiş akış denetimi gibi tedbirler içerebilir. Ayrıştırılmış hizmetin detayları yönetmelikle netleşecek ve platformların şeffaflık yükümlülüğüyle desteklenecek.

Kanundaki bir başka düzenleme, ebeveyn kontrolü ve işlem güvenliği. Kanun; "Sosyal ağ sağlayıcı; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar" diyerek somut mekanizmalar öngörüyor. Bu araçlar; hesap ayarlarının kontrolü, satın alma ve üyelik işlemlerinin ebeveyn onayına bağlanması, kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması gibi unsurları içermek zorunda. Sosyal ağlarda aldatıcı reklamların engellenmesi de söz konusu. Bu düzenlemeyle aileler dijital ebeveynlikte daha etkin rol alabilir ve daha güvenli ağlar sağlanabilir.

Kanunda yer alan dördüncü düzenleme, içerik kaldırma ve kamu düzenini sağlama yükümlülüğü. Platformlar, yaşam hakkı ve suç önleme gibi acil hallerde erişim engelleme kararlarını en geç bir saat içinde uygulamak zorunda olacaklar. İhlallerde; reklam yasağı, bant genişliği daraltma, küresel ciro üzerinden cezalar gibi kademeli yaptırımlar öngörülüyor. Bu düzenleme de DSA'nın risk yönetimi yaklaşımını ulusal yaptırım gücüyle destekleyen bir başlık.

Bir diğer düzenleme ise oyunlara yönelik olarak; 'oyun', 'oyun geliştirici' 'oyun dağıtıcı' ve 'oyun platformu' gibi kavramların tanımlarını netleştirilerek derecelendirme ve ebeveyn kontrolünün zorunlu kılınmasını amaçlıyor. İhlallerde ise benzer kademeli cezalar öngörülüyor. Bu düzenleme de oyun bağımlılığı ve şiddet içeriği maruziyetini düşürmeye, çocuklara daha kontrollü bir dijital oyun ortamı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca günlük erişimi 100 bini aşan yurt dışı oyun platformlarına temsilci bulundurma zorunluluğuyla beraber daha etkin bir iş birliği amaçlanıyor.

Bundan Sonra Ne Yapmalı?

İlerleyen dönemlerde sosyal medya ağlarına yönelik genel bir düzenleme düşünüldüğü de dikkate alındığında sürecin takibi oldukça önem arz ediyor. Çünkü kanunu çıkarmak kadar uygulamaların akıbetini takip ve devamlılığı kontrol de gerekiyor. Bu açıdan atılacak bazı adımlar da öncelikli. Örneğin yaş doğrulama sistemlerinde biyometrik verilerin minimumda tutulması zaruri. E-Devlet entegrasyonu ise başka uygulamalarda daha önce uygulandı ancak yine de yabancı sosyal ağlar söz konusu olduğunda riskler barındırıyor.

Kanunun uygulama süreçlerinde çocukları denetleyecek ailelere yönelik dijital ebeveynlik eğitimi de bir ihtiyaç olarak öne çıkabilir. Aynı şekilde çocukları yalnızca uzak tutmak değil, dijital okur yazarlıkla bilinçli kullanım düzeyine eriştirmek de bir diğer öncelik olmalı. Hatta sadece sosyal ağlar ya da oyunlar açısından değil, dijital alanın tamamında çocuklarımızı güvenli kılacak şekilde bilinçlendirebilmek temel gayemiz olmalı. Sosyo-teknik bir boyutla değerlendirilecek ayrıştırılmış hizmetler için, somut kriterlerin belirlenme süreci de önemli. Burada gerekirse ayrıntılı düzenlemelere girilmesi gerekiyor. Zararlı içerikler konusu ise yine teferruatlı bir diğer başlık. Burada ise otonom sistemler gibi hızlı müdahale sağlayacak tedbirler belki gündeme gelebilir.

Tüm bunların yanında kanunun uygulama süreçleri, çocuklara etkiler, ailelerin tepkileri gibi konuları takip etmek ve gerekiyorsa düzenlemeleri iyileştirmek de düşünülmesi gereken başlıklardan biri. Sınırları her an değişen esnek sosyal ağlara yönelik düzenlemelerin de dinamik bir yapıda olması gerekiyor. Bu nedenle sosyal ağlara yönelik düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yıllık değerlendirme raporları hazırlanması ve saha araştırmalarıyla etki analizleri gerçekleştirilmesi düşünülebilir.

Sonuç olarak Türkiye'nin attığı bu adım, dijital dünyada çocuk haklarını koruma stratejisinin bir diğer parçası. Çocuklarımızı algoritmalara teslim etmemek, geleceğimizi başkalarının şekillendirmesine izin vermemek adına atılmış önemli bir adım. Devletin temel sorumluluklarından biri olan aileyi ve çocukları koruma hedefinin, dijital alana yönelik bir yansıması. 7578 sayılı Kanun, bu sorumluluğu yasal zemine oturtan bir başlangıç düzenlemesi. Kanun, hem Avrupa Birliği hem diğer ülke örneklerinden elde edilen tecrübeleri de içermesi dolayısıyla başarılı bir çerçeve çiziyor. Bu çerçevenin özneleri olan çocuklarımızı, yasal sınırlarımızla ve insan merkezli bir yaklaşımla korumanın, aynı zamanda daha geniş bir dijital egemenlik hamlesinin inşasına ise devam etmek gerekiyor. Bu yolda bir yandan dijital alanları yerel ve 'biz'e ait platformlarla daha güvenli hale getirmeye çalışırken bir yandan daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha nitelikli nesilleri yetiştirmek temel hedef olarak beliriyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA