Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Arap devrimlerinin fitilinin ateşlendiği Tunus, devrim sonrası dönemdeki en önemli seçim maratonuna sahne olacak. Ülkenin yaşı ilerlemiş Cumhurbaşkanı Baci Kaid Essebsi'nin hayatını kaybetmesinin ardından normalde Kasım'da yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi 15 Eylül'de gerçekleştirilecek. Gerek seküler ve liberal kesimler gerekse siyasi İslam'ın ülkedeki önemli temsilcisi Nahda hareketi seçime büyük önem atfediyor. Raşid Gannuşi ile birlikte hareketin kurucularından birisi olarak kabul edilen Abdülfettah Moro'nun seçimde aday olması Nahda'nın Tunus siyasetinde yeniden ön plana çıkmak istediğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanında Raşid Gannuşi'nin de Ekim'de yapılacak parlamento seçimlerinde aday olacağını açıklaması bu durumun bir başka göstergesi olarak kabul edilebilir.

Devrim sonrası süreçte önce iktidarı ele geçiren ancak diğer devrimci gruplar ve eski rejim unsurlarının yoğun baskısı sonucu uzlaşı yoluna giderek siyasette geri planda kalma stratejisi tercih eden Nahda hareketi gelinen noktada yeni bir yaklaşımı benimsemiş durumda. Özellikle eski rejime yakın figürlerin ve yabancı aktörlerin desteklediği oluşumların ülke siyasetine etkisinden endişe eden Nahda toplumsal desteği siyasi kazanıma dönüştürerek iktidarda etkin bir konuma yükselmeyi hedefliyor. Bu noktada Nahda hareketinin cumhurbaşkanı seçiminden ziyade parlamento seçimlerinde başarı elde ederek iktidarın önemli bir parçası kalmayı amaçladığı da söylenebilir.

Nahda'nın parlamento seçimlerinde üstünlük kurmaya çalışmasının arkasındaki en önemli neden hareketin adayı Moro'nun cumhurbaşkanı seçiminde ipi göğüslemesinin sürpriz olarak görülmesi. İlk turu geçmesine kesin gözüyle bakılsa da Moro'nun ikinci turda Munsef Marzuki, Abdelkerim Zübeydi, Yusuf Şahid ve Nebil Karvi gibi adaylardan birisi karşısında yüzde 51'i geçmesi düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Nahda hareketinin kemikleşmiş yüzde 30 civarındaki oyuna ek olarak bazı küçük gruplardan oy gelebilecek olsa da seküler ve laiklerin desteğini alacak bir adayın seçilmesi ihtimali daha gerçekçi olarak görülüyor. Bu anlamda öne çıkan isimler arasında Munsef Merzuki, Abdelkerim Zübeydi, Nebil Karvi ve Yusuf Şahid gibi figürler bulunmaktadır.

Bu anlamda dikkat çeken adaylardan birisi Munsef Merzuki'dir. 2011-2014 arasında başkanlık görevini yapan Merzuki hem Nahda hem de seküler-liberal grupların desteğini almıştı. Başkanlık sonrası süreçte de liberal söylemleriyle dikkat çeken Merzuki, Türkiye ve Katar gibi ülkelerin bölgedeki politikalarını olumlayan açıklamalarda bulunmuş, 2015'te İsrail'in ablukası altındaki Gazze'ye düzenlenen "Özgürlük Filosu"na katılmıştı.

Seçim öncesinde öne çıkan adaylardan bir diğeri de Ağustos'ta adaylığını ilan ettikten sonra savunma bakanlığı görevinden istifa ettiğini duyuran Abdülkerim Zübeydi. Seküler hareket Nida Tunus'un ciddi desteğini alan Zübeydi ülkedeki İslami hareketlere karşı söylemleriyle ön plana çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanı seçimi adaylarının katıldığı televizyon programında Nahda hareketi ve ülkedeki İslami grupların olası bir darbesine karşı orduyu "en üst düzeyde alarm"a geçirdiğini belirten Zübeydi'nin bu açıklamaları tepki çekmişti. Hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Baci Kaid Essebsi'nin hastanede olduğu sırada Nahda hareketi üyelerinin bu yönde bir planı olabileceğini belirten Zübeydi devlet binalarının korunması talimatını verdiğini belirtti. Zübeydi ayrıca seçim kampanyası sırasında seçilmesi durumunda Anayasa'da değişikliğe giderek cumhurbaşkanının yetkilerini artıracağını ve başkanlık sistemine geçilmesi konusunda referanduma gidilmesi çağrısında bulunacağını ifade etti. Bu söylemler Nahda hareketi tarafından kabul görmezken mevcut sistemin kuvvetler ayrılığı ilkesi bağlamında yeterli olduğu ve olası bir değişiklik için erken olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan son dönemde kamuoyunun daha fazla gündemine gelen bir diğer isim de Nebil Karvi'dir. Nida Tunus hareketinin kuruluşu sürecinde önemli rol oynayan ancak daha sonra fikir ayrılıkları nedeniyle hareketten ayrılan Karvi, Tunus'un Kalbi Partisi'nin başkan adayı olarak yarışıyor. Kara para aklamak suçundan yargılandığı dava nedeniyle 23 Ağustos'ta tutuklanan Karvi 12 Eylül'de hapishanede açlık grevine başladığını duyurdu. Tunus medya sektörünün önde gelen isimlerinden olan Karvi'nin popülist söylemleri nedeniyle halkın bir kesiminin desteğini almış durumda.

Öne çıkan bir diğer aday da Baci Kaid Essebsi döneminde başbakanlık yapan ve bu görevden başkanlık adaylığı için istifa eden Yusuf Şahid. Fikir ayrılıkları nedeniyle 2018'de Nida Tunus'tan ayrılarak Yaşasın Tunus Partisi'ni kuran Şahid özellikle seküler kesimden destek alıyor. Parlamentodaki ikinci büyük parti olan Yaşasın Tunus'un başkan adayı Şahid başbakanlığı döneminde birçok kez protestolarla karşılaşmış ve gençlerin tepkisini çekmişti.

26 adayın yarışacağı Tunus'taki başkanlık seçimlerinin ikinci tura kalmasına kesin gözüyle bakılıyor. İkinci tur ise en geç 3 Kasım 2019'ta gerçekleştirilecek. Bununla birlikte Ekim'de de parlamento seçimlerinin yapılacak olması nedeniyle önümüzdeki ayların devrimden bu yana Tunus siyasetinin en hareketli dönemlerine sahne olacağı söylenebilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN