28 Aralık 2025'te Tahran Esnaflarının başlattığı protestolar giderek büyümekte, İsfahan, Reşt, Kirmanşah, Loristan, Fars ve Kereç gibi diğer büyük şehirlere de yayılmıştır. Protesto ilk olarak Tahran esnaflarının dükkanlarını kapatmasıyla başlamış, ilerleyen süreçlerde Behişti Üniversitesi ve Tahran Üniversitesi öğrencilerinin katılımıyla giderek toplumun diğer kesimlerine de sıçramıştır. Protestoların temel nedenini ise döviz arzı fiyatının giderek yükselmesi ve İran ulusal para biriminin giderek değer kaybetmesi oluşturmuştur. Nitekim protestoların başladığı gün bir doların fiyatı 144.700 Tümene kadar çıktığı ifade edilmiştir. Bu rakam bir gün öncesine göre 4.800 Tümen artışı, bir sene öncesine göre ise %75 oranında bir artışı göstermektedir. Benzer şekilde protestoların başladığı pazar günü bir avronun fiyatı 170.350 Tümene kadar çıkmıştır. Bu durum geçen sene aynı tarihte bir avronun 85.600 Tümen olan fiyatı dikkate alındığında %99 oranında artışın meydana geldiğini göstermektedir.
Durum böyle olunca fiyatlar neredeyse günlük olarak değişmektedir. Esnaflar satın aldığı malları alış fiyatının oldukça üzerinde satsa dahi, bir sonraki dönemde sattığı fiyatta bile bulabileceğinin bir garantisi yoktur. Nitekim İran'ın önde gelen iktisatçılarından Vahit Şekkaki İtimat Gazetesi'ne verdiği röportajda şu ifadeleri kullanmıştır: "Bir esnaf bir malı 9 milyon Tümene satın alır, ertesi gün %10 karla yaklaşık 10 milyon Tümene satar. Ancak bir sonraki gün aynı malı almak için 11-12 milyon Tümen ödemek zorundadır. Böylece gerçeklikte ticaretini yaptığı mal onun karına değil, zararına sebep olacaktır."
Hükümetin Protestolara Yaklaşımı
İran yönetimi bir yandan içinde bulunduğu hassas konjonktürden dolayı sıkı önlemler alırken diğer yandan protestocuların sesini duyduğuna ve onların isteklerine yönelik adımlar atarak durumu kontrol altına almaya çalışmaktadır. Nitekim İran hükümet sözcüsü Fatima Muhacirani yaptığı açıklamada protestoları resmi olarak tanıdıklarını, muhalif sesleri de duymaya hazır olduklarını belirtmiştir. Bu doğrultuda İran Merkez Bankası Başkanlığına yeni bir atama gerçekleştirilerek öncelikli olarak ele alacağı konular enflasyonu durdurma, döviz fiyatlarını kontrol altına alma ve banka bilançolarındaki uyumsuzluğu giderme şeklinde belirtilmiştir.
Benzer şekilde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da yaptığı açıklamada uzun zamandan beri ekonomi piyasasında tartışmalara neden olan İran piyasasında üç farklı dolar fiyatının geçerli olmasını haksızlık olarak tanımlamıştır. Pezeşkiyan "belirli kişilere 28.000 Tümen ve 70.000 Tümen üzerinden dolar temin edilip bu kişilerin 130.000 Tümenlik dolar üzerinden halka mal satması adil değildir" ifadesini kullanmıştır. Bu açıklamasıyla Pezeşkiyan'ın hedefinde İran'da yürürlükte olan farklı döviz kurları bulunmaktadır. Zira mevcut durumda İran'da serbest piyasanın belirlediği 135.000-145.000 tümen civarında olan dolar fiyatının yanı sıra resmi mecralar tarafından piyasaya tanımlayan daha ucuz dolar fiyatları da bulunmaktadır. Söz konusu politika buğday, et ve arpa gibi temel ihtiyaç ürünlerinin düşük fiyatlarla ithal edilip piyasaya sürülmesi adına ilk olarak Hasan Ruhani döneminde uygulanmaya başlamıştır. Ancak zaman içerisinde söz konusu politika bir rant meselesine dönüşmüş, Pezeşkiyan'ın ifadesinde yer aldığı gibi belirli kişiler devletin belirlediği ucuz dolardan yararlanarak mal satın alıp piyasaya normal fiyattan sürmesi gibi suistimaller söz konusu olmuştur. Bu mesele esnafı uğradığı zararın yanı sıra adaletin de gözetilmediği kanısına sürüklemiştir.
Mevcut durumda yönetim bir yandan ekonomik çözümler sunarak durumu yönetmeye çalışırken diğer yandan olası bir dış müdahalenin protestoları yön vermemesi için azami çabayı göstermektedir. Zira İran siyasi tarihine bakıldığında protestoların dış manipülasyonlara oldukça açık olduğu anlaşılmaktadır. 1953'te dönemin CIA Ortadoğu Direktörü Kermit Roosevelt'in yüklü miktarda nakit parayla Tahran'a inip protestoları manipüle ederek Musaddık iktidarının düşürülmesine zemin hazırlaması buna somut örnek oluşturmaktadır. Mevcut durumda da böylesi bir geçmiş travması olan İran, protestoculara son derece hassas yaklaşarak olası bir dış müdahaleyi minimuma indirmeye çalışmaktadır. Nitekim protestoya katılan Tahran Üniversitesi ve Behişti Üniversitesi öğrencileri gözaltına alınıp herhangi bir bağlantısı olmadığı tespit edildikten sonra serbest bırakılmıştır. Kaldı ki İran resmi haber ajansları çok sayıda dış bağlantılı kişilerin tutuklandığını da duyurmuştur.
Ancak olayın diğer yönleri bir yana İran'da yönetimin en önemli destekçilerinden sayılan esnafların protestoları tarihi sembolik önemi de bulunmaktadır.
İran Tarihinde Esnaf Protestolarının Önemi
İran siyasi tarihine özellikle son yüzyılda meydana gelen önemli siyasi gelişmelere bakıldığında neredeyse hepsinde esnafların son derece kilit bir rol oynadığı anlaşılmaktadır. 1905'te şeker fiyatında %33, buğday fiyatında %90 oranında bir artış söz konusu olmuştur. Bunun üzerinde Tahran'da esnaflar protestolara başlatmış, söz konusu protestolar İran'da meşrutiyet devrimini başlatan en önemli gelişmelerden biri olmuştur.
1952'de Musaddık görevinden alındığında Tahran esnafı protestolara başlamış, Şah'ı geri adım atmak durumunda bırakmıştır. Ancak söz konusu protestolar, ABD ve İngiltere tarafından sabote edildiğinden dolayı başarısız olmuştur. Musaddık hükümeti devrilince esnaflar tekrar protestolar düzenlemiş, fakat istenilen sonuca varamamıştır. 1953'te meydana gelen bu hadise İran milli gururunu derinden yaralayan nadir hadiselerden biri olup o dönemde bir sonuca ulaşamazsa da başta 1979 devrimi olmak üzere sonraki siyasi gelişmelerde etkisini göstermiştir.
Nitekim dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter 1 Ocak 1978'de Tahran'a bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Yaptığı konuşmada 1953 darbesine yorumlanabilecek ifadeler kullanmıştır. Bir hafta sonra 7 Ocak 1978'de İtilaat gazetesinde "İran ve Kırmızı-Siyah İstismarı" başlığı altında Ahmed Reşidi Mutlak kalemiyle bir yazı yayımlanmıştır. Yazıda o dönemde Şah muhaliflerinin lideri konumunda olan Humeyni'ye karşı sert ifadeler yer almıştır. Yazının yayımlandığı ertesi günü Tahran esnafı dükkanlarını kapatarak protestolara başlatmıştır. 8-9 Ocak'ta devam eden esnaf protestoları 1979'daki İran İslam Devrimine giden en önemli olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bu açıdan bakıldığında esnaf protestoları İran toplumsal hareketleri açısından sembolik bir öneme sahip olup yönetim açısından tabiri caizse uyarı çanlarının çaldığı anlamına gelmektedir. Zira esnaf İran'da bir yandan toplumun geleneksel kesimlerini temsil etmekte, diğer yandan taban kesiminin gündelik ihtiyaçlarıyla birebir ilgilenmektedir. Bu nedenle başlattığı hareketlerinin de toplumun gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşmekte, diğer kitleleri de sürükleyebilme kabiliyeti taşımaktadır.
Mevcut durumda başta Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan olmak üzere hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalarındaki yumuşak tutumu da buna bağlamak mümkündür. Anlaşılan o ki yönetim bu uyarı seslerini dikkate alarak önlemler geliştirmeye çalışmaktadır. Ancak bir yandan İran'a uygulanan ağır ekonomik yaptırımlar, diğer yandan içinde bulunduğu siyasi konjonktür yönetiminin bu yöndeki manevra alanını kısıtlamış durumdadır.