Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki ilişkiler, son yıllarda klasik anlamda iki kardeş ülke arasındaki diplomatik yakınlığın ötesine geçerek Avrasya jeopolitiğinin önemli stratejik ortaklıklarından biri hâline gelmiştir. 1995'te diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla başlayan süreç, tarihî, kültürel ve dilsel ortaklıkların oluşturduğu güçlü zeminde gelişmiştir. Özellikle Şevket Mirziyoyev döneminde Özbekistan'ın dışa açılım politikası ile İlham Aliyev döneminde Azerbaycan'ın Orta Koridor ve Türk dünyası merkezli jeopolitik açılımının kesişmesi sonucunda iki ülke ilişkisi yeni bir boyut kazanmıştır. Azerbaycan-Özbekistan ilişkileri, bugün iki ülke arasındaki ikili bağların ötesine geçerek Hazar havzası ile Orta Asya'yı birbirine eklemleyen, Türkiye'nin Türkistan coğrafyasına açılımını güçlendiren ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın ekonomik, ulaştırma ve jeostratejik bütünleşmesine ivme kazandıran çok boyutlu bir stratejik ortaklığa dönüşmüştür.
İki kardeş ülkenin ilişkilerindeki dönüşümün en önemli göstergelerinden biri, 2024'te ittifak ilişkilerinin kurulması ve bunun 2025-2029 dönemini kapsayan bir yol haritasıyla somutlaştırılmasıdır. Temmuz 2025'te Bakü'de gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Devletlerarası Konsey'in ikinci toplantısında iki ülke ittifak ilişkilerinin uygulanmasına yönelik yol haritası, sanayi işbirliği programı ve 2030'a kadar ticaret hacmini 1 milyar dolara çıkarma hedefi dâhil çok sayıda belge kabul edilmiştir.
Bu süreç, 23 Ağustos 2026'da İlham Aliyev'in Taşkent ziyaretiyle tarihî bir aşamaya ulaşmıştır. Üçüncü Yüksek Düzeyli Devletlerarası Konsey toplantısında iki ülke cumhurbaşkanları Ebedî Dostluk Antlaşması'nı imzalamıştır. Ayrıca bu toplantıda ticaret hacminin 2030'a kadar 1 milyar dolara çıkarılmasına yönelik yeni bir program kabul edilmiştir. Özbekistan Cumhurbaşkanlığı, son beş yılda ikili ticaretin üç katına çıktığını ve enerji, kimya, madencilik, tekstil, tarım ve şehircilik gibi alanlarda çok sayıda ortak projenin yürütüldüğünü bildirmiştir.
Dolayısıyla ilişkilerin bugünkü aşamasını "kardeşlikten stratejik ortaklığa, stratejik ortaklıktan ittifaka, ittifaktan ekonomik ve jeopolitik bütünleşmeye" doğru ilerleyen bir süreç olarak tanımlamak mümkündür. 2026 Taşkent zirvesinde bankacılık, inşaat malzemeleri, eğitim, enerji altyapısı, turizm, madencilik ve tarım gibi alanlarda yeni projelerin başlatılması, siyasi yakınlığın ekonomik karşılığının da güçlendirildiğini göstermektedir.
Orta Koridor: İlişkilerin Jeopolitik Omurgası
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin stratejik değerini artıran en önemli unsur ulaştırma ve transit bağlantıları olduğunu ifade etmek mümkündür. Özbekistan, denize doğrudan erişimi bulunmayan bir ülke olmakla birlikte, Türkistan coğrafyasının merkezinde konumlanması, bölgedeki tüm Orta Asya devletleriyle sınırdaş olması ve yaklaşık 38 milyonluk nüfusuyla bölgenin en büyük demografik ve ekonomik merkezini oluşturmaktadır. Azerbaycan ise Hazar'ın batısında, Orta Asya'yı Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayan doğal bir geçiş ülkesidir. Bu coğrafi tamamlayıcılık, iki ülkeyi Orta Koridor'un doğal ortakları hâline getirmektedir.
Dolayısıyla Özbekistan açısından konu sadece Azerbaycan'a ulaşmak değildir elbette. Asıl hedef, Çin ve Orta Asya'dan çıkan malların Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan'a, oradan Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmasını sağlayan alternatif ve güvenilir güzergâhların güçlendirilmesidir. Nitekim Azerbaycan'ın verdiği bilgilere göre Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki transit taşımacılık 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 18'den fazla artarak 1,3 milyon tonun üzerine çıkmış, 2025'in ilk dokuz ayında ise yaklaşık 1 milyon tona ulaşmıştır.
Bu nedenle, 23 Ağustos 2026'da gerçekleştirilen Taşkent Zirvesi'nde Trans-Hazar/Orta Koridor'un ortak geliştirilmesi ve iki ülke arasındaki bağlantısallığın güçlendirilmesinin özellikle öne çıkarılması, salt bir ulaştırma projesine ilişkin teknik bir tercih olarak değerlendirilemez. Bu vurgu, Bakü ile Taşkent'in sadece kendi ekonomik ilişkilerini geliştirme iradesini değil, Hazar'dan Türkistan'a, oradan Türkiye ve Avrupa'ya uzanan yeni Avrasya jeoekonomik hattının şekillenmesinde birlikte rol alma ve bu hattın stratejik potansiyelini ortaklaşa değerlendirme kararlılığını da ortaya koymaktadır.
Zengezur Koridoru Bu Denklemde Nereye Oturuyor?
Zengezur Koridorunun açılması, Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin jeopolitik değerini daha da yükseltecektir. Çünkü Özbekistan'ın Orta Koridor üzerinden Batıya ulaşmasında Azerbaycan zaten kritik bir transit merkez konumundadır. Zengezur bağlantısı ise Azerbaycan ile Nahçıvan üzerinden Türkiye arasındaki kara ve demiryolu bağlantısını güçlendirerek Orta Koridor'un yeni ve daha doğrudan bir kolunu oluşturma potansiyeline sahiptir. Zengezur güzergâhındaki yol ve demiryolu altyapısının önemli bölümü Azerbaycan tarafında tamamlanma aşamasındadır. Demiryolunun başlangıç kapasitesinin 15 milyon ton olması öngörülmektedir. Azerbaycan ayrıca Zengezur bağlantısını Orta Koridor'un yeni bir kolu ve Kuzey-Güney Koridoru ile de bağlantılı stratejik bir hat olarak değerlendirmektedir.
Burada Özbekistan'ın önemi ortaya çıkmaktadır. Zengezur Koridoru Özbekistan'ın topraklarından geçmeyecektir. Ancak Özbekistan'ın Avrupa pazarlarına erişim maliyetini ve güzergâh çeşitliliğini etkileyen bir bağlantı noktası olacaktır. Özbekistan açısından Azerbaycan üzerinden Hazar'ı geçen taşımacılık hattının Türkiye'ye daha güçlü bağlanması, ülkenin denize çıkış sorununu kısmen aşmasına yardımcı olacak stratejik bir alternatif yaratmaktadır. Daha önemlisi, Zengezur'un açılması Orta Koridor'u sadece Çin-Kazakistan-Hazar-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye güzergâhından ibaret olmaktan çıkarıp Türkistan-Kafkasya-Anadolu ekseninde daha bütünleşmiş bir Türk dünyası ulaşım ağına dönüştürebilir. TDT Genel Sekreterliği de Zengezur bağlantısının Orta Koridor'a yeni ekonomik ve transit imkânlar sağlayacağını ve Türk dünyasının jeopolitik bütünleşmesini güçlendireceğini açık biçimde vurgulamaktadır.
Türkiye Açısından Önemi
Azerbaycan-Özbekistan yakınlaşmasının Türkiye açısından üç temel sonucu bulunduğunu ileri sürmek mümkündür. Bunlardan birincisi, Türkiye'nin Türkistan ile ekonomik bağlantısı güçlenmektedir. Özbekistan, Türkistan'ın en büyük nüfusuna ve önemli bir üretim-tüketim kapasitesine sahip ülkesidir. Azerbaycan ise Türkiye'nin Orta Asya'ya açılan Hazar ötesi kapısıdır. Bu nedenle Ankara açısından Bakü-Taşkent yakınlaşması, Türkiye'nin Özbekistan'la doğrudan geliştirdiği ilişkileri tamamlayan bir üçgen jeoekonomik yapı meydana getirmektedir.
İkincisi, Zengezur Koridoru'nun Orta Koridor'a eklemlenmesi Türkiye'nin transit merkez niteliğini güçlendirebilir. Azerbaycan, Nahçıvan ve Türkiye arasındaki bağlantının güçlenmesi, Türkistan'dan gelen yüklerin Türkiye'ye ulaşmasında alternatif güzergâhların çoğalması anlamına gelir. Türkiye'de Kars-Nahçıvan demiryolu projesinin başlatılmış olması da bu entegrasyonun sadece siyasi söylem düzeyinde kalmadığını göstermektedir.
Üçüncüsü ise Türkiye'nin TDT içindeki konumudur. Türkiye'nin Azerbaycan ve Özbekistan'la aynı anda güçlü ilişkiler geliştirmesi, TDT'nin kültürel dayanışma platformundan ulaştırma, enerji, ticaret ve dijital bağlantısallık örgütüne dönüşme potansiyelini artırmaktadır.
TDT Açısından Yeni Bir Jeopolitik Mimari
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin stratejik önemi, ikili bağların ötesine geçerek Türk dünyasının ekonomik ve jeopolitik bütünleşmesine katkı sunmasında yatmaktadır. TDT'nin geleceği, ortak tarih ve kültürel bağların yanı sıra üye ülkelerin ulaştırma, ticaret, enerji ve yatırım ağlarını ne ölçüde birbirine bağlayabildikleriyle şekillenecektir. Bu çerçevede Bakü-Taşkent işbirliği, Hazar'dan Türkistan'a, oradan Türkiye ve Avrupa'ya uzanan yeni jeoekonomik hattın önemli bir ayağı oluşturmaktadır.
Azerbaycan'ın Hazar'daki stratejik konumu ile Özbekistan'ın Türkistan'ın merkezindeki ağırlığı, Türkiye'nin Avrupa bağlantısıyla birleştiğinde Türk dünyası için güçlü bir ulaşım ve ticaret ağı ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan-Özbekistan arasında 23 Ağustos 2026'da imzalanan Ebedî Dostluk Antlaşması ve Orta Koridor'un geliştirilmesine yönelik kararlar, bu ilişkilerin siyasi yakınlıktan somut ekonomik ve jeostratejik ortaklığa evrildiğini göstermektedir. Önümüzdeki dönemde Zengezur bağlantısının işlerlik kazanması, bu bütünleşmeyi daha da hızlandırabilir. Dolayısıyla Bakü-Taşkent ilişkileri, sadece iki ülkenin değil, TDT merkezli yeni Avrasya jeoekonomik mimarisinin de önemli yapı taşlarından birini teşkil eder.