Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MERT HÜSEYİN AKGÜN

12. Yargı Paketi Meclis Gündeminde

1 Temmuz'da tatile girmeyerek çalışmalarını devam ettirme kararı alan TBMM'nin yasama mesaisinin önemli bir parçasını uzun süredir beklenen 12. Yargı Paketi ile ilgili düzenlemeler oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamındaki ikinci paket olan bu kanun teklifi adalet hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik pratik ihtiyaçları gözeten çözümler getirmeyi hedefliyor. Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olan "süresiz nafakanın" ise başka bir yasa teklifinde ele alınacağı belirtildi.

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin" yargısal süreçlerin daha hızlı ilerlemesi ve etkili sonuçlar üretmesine yoğunlaştığı anlaşılıyor. Bunlar esasen bütün bir yargı reformu sürecinin sürükleyici faktörleridir. Muhakemeye özgü çok sayıda usul kuralının etkisi sebebiyle yargılamanın adil bir neticeyle hitama ermesi ile bunun mümkün olduğunca hızlı bir şekilde gerçekleşmesi arasında doğal bir gerilim vardır. Önemli olan kanun koyucu ve uygulayıcılarının bu iki hedefi en makul şekilde bağdaştırmasıdır. Bu, strateji belgesinin "gecikmeyen adalet" vizyonuna da uygun düşen bir yaklaşım olacaktır.

Gecikmeyen Adalet Vizyonu

Pakette bu bağlamda ilk olarak duruşmaların en fazla üçer aylık aralıklarla belirlenebileceğinin hükme bağlanması önemlidir. Gelecek duruşmaların çok ileri tarihlere bırakılması vatandaşlarda "bitmeyen dava" algısını oluşturan ciddi bir faktördür. Bununla birlikte mevcut yargı pratiği de dikkate alınarak bilirkişi incelemesinin uzaması gibi zorunlu hâllerde, hâkimin "gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebileceği" istisnasına da yer verilmiş. Diğer yandan yargılamayı uzattığı gerekçesiyle sıkça eleştirilen gereksiz bilirkişi başvuruları disiplin cezası kapsamına alınıyor. Hakimler ve Savcılar Kanununda yapılan düzenleme ile "mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran" hakim ve savcıya uyarma cezası verileceği öngörülüyor.

UYAP'la başlayan SEGBİS, e-tebligat ve e-duruşma ile devam eden yargılamanın hızlı ve usul ekonomisine uygun şekilde tamamlanabilmesi için dijital teknolojilerden yararlanma eğilimi de sürmektedir. Bu bağlamda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılan kişilerin "ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere", elle atılan imzaya ilişkin hükümlere tabi olmayacağı belirtiliyor. Böylece ön inceleme duruşmaları da ses ve görüntünün bilişim sistemleri üzerinden nakledilmesi suretiyle gerçekleştirilmesinin önü açılıyor. Dolayısıyla hem adalete erişim hem de yargılamanın hızlanması amaçları gözetilmiş oluyor. Benzer bir perspektifle idari yargı kolunda makul sürede yargılama hakkını güçlendirmek için tek hâkimle görülen dava türü kapsamının genişletilmesi de öngörülüyor.

AYM Kararlarına Uyum

Teklifin önemli bir kısmını Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının doğuracağı boşlukları gidermek için yapılan düzenlemeler oluşturuyor. Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararında ceza mahkumiyetinin infazını engelleyen "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun" kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele fiillerini de kapsadığı gerekçesiyle CMK'nın ilgili fıkralarını iptal etmişti.

Teklif ile Anayasa Mahkemesinin gerekçesine uygun şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının "işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından" uygulanmayacağı düzenleniyor. Böylece hukuk devleti ve cezasızlıkla mücadele bağlamında yerinde bir adım atılmış olacaktır.

Yine Anayasa Mahkemesinin enflasyon karşısında yeterli korumayı sağlamadığı gerekçesiyle iptal ettiği kanuni faize ilişkin de yeni bir düzenlemeye gidiliyor. Mahkeme, parasal alacağın değerinde enflasyon etkisiyle oluşacak azalmayı giderecek yasal güvencelerin bulunmasını Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirerek ödenmeyen alacaklara ilişkin yıllık yüzde yirmi dört oranındaki azami kanuni faiz hükmünü "Sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri" yönünden iptal etmişti.

Paket bu alandaki boşluğu doldurmak için yasal faizi, aksi sözleşme ile belirlenmemişse Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirliyor. Şayet bu reeskont oranının, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için belirlenen oranın yüzde sekseninin geçerli olacağını öngörüyor. Reeskont oranı genellikle enflasyona görece daha yakın bir oran ihtiva edeceği için alacaklıyı koruyan makul bir düzenleme söz konusudur.

Adli Tıp İncelemelerinde Kişisel Verilerin Korunması

Ceza Muhakemesi Kanununun mevcut 80. maddesi, kişiden alınan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi dokular üzerinden yapılacak moleküler genetik inceleme sonuçlarının "kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde" derhal yok edileceğini düzenleyerek kişisel verilerin korunmasını amaçlıyordu. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin de işaret ettiği üzere bu kararların kesinleşmesine kadar olan sürede veyahut mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi diğer karar türlerinde söz konusu bilgilerin ne kadar süreyle ve ne şekilde saklanacağı, imha edilip edilmeyeceği veya hangi usulle imha edileceği kanunda gösterilmemiştir.

Dolayısıyla Mahkeme, Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında aradığı kanunilik şartının sağlanmadığı gerekçesiyle hükmü iptal etmişti. 12. Yargı Paketi ise bu iptal gerekçesini karşılamak için kapsamlı bir düzenlemeye giderek yeni bir gizlilik rejimi ihdas ediyor.

Buna göre moleküler genetik inceleme sonuçları, öncelikle kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği delil olarak dosyada muhafaza edilecek. Kayıt altına alınan bu bilgiler beraat, kovuşturmaya yer olmadığı veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi hâlinde derhâl, diğer hâllerde ise kararın kesinleşmesinden yirmi yıl sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda ve tutanak tutularak yok edilecek.

Ancak kişisel verisi sisteme kaydedilen kişi, bu süre içinde saklama amacının ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hakim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilecek. Muhafaza altına alınan kayıtlar yalnızca yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim ya da Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecek. Bu kararlara karşı itiraz yolu öngörülerek sulh ceza hâkimliğine başvuru imkânı tanınıyor. Bunlara ilişkin usul ve esasların ise Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği öngörülüyor.

Adalet Komisyonunda kabul edilen 29 maddelik Teklifin uygulamadaki sorunlar dikkate alınarak hazırlandığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının oluşturduğu ihtiyaçlar üzerine de dikkate değer düzenlemeler yapıldığı görülüyor. Toplumun özellikle doğrudan kendi hayatına etki eden aile hukuku, borçlar hukuku ve ceza hukukuna ilişkin en kısa sürede ve etkili çözüm beklentisi içinde olduğu düşünüldüğünde, yargısal süreçlere ilişkin iyileştirmelerin proaktif şekilde sürdürülmesi yargıya güvene katkı sağlayacaktır.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA