Küresel siyaset ve ekonomi üzerindeki baskıların ciddi şekilde arttığı ve öngörülemezliklerin derinleştiği bir dönemde sorunlara kalıcı çözümler üretebilmek için alternatif fikirlerin tartışmaya açılabilmesi niyetiyle 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya'da çok önemli bir organizasyon başarıyla tamamlandı. Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde düzenlenen Beşinci Antalya Diplomasi Forumu (ADF), "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla düzenlendi. Türkiye'nin son yıllardaki en önemli marka değerlerinden biri haline gelen ADF'nin bu yılki programında 150'yi aşkın ülkeden katılımcı yer aldı. Devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra bakan ve üst düzey temsilcilerin iştirak ettiği ADF bünyesinde düzenlenen oturumlarda ele alınan meseleler kadar ikili görüşmeler suretiyle devletler diplomatik ilişkilerini kuvvetlendirmek ya da masadaki gündemlerini dile getirmek için büyük bir fırsat elde ettiler. Siyasetçilerle/devlet yetkilileriyle akademi, medya, düşünce kuruluşları, iş dünyası ve savunma sanayii temsilcilerini de bir araya getiren ADF, belirsizlikler çağında yarına dair tutarlı, kapsamlı ve bütüncül bir perspektif sunabilmek adına hayati bir misyon ifa etti.
2021'den bu yana düzenlenen ADF'de (2023 Şubat depreminden ötürü o yıl program icra edilmedi) genel çerçeve her daim mevcut küresel düzenin krizini aşarak diplomasinin ve işbirliklerinin önemini öne çıkarmak şeklinde belirlendi. Geçtiğimiz yıllardaki programların temalarının "Yenilik Diplomasi: Yeni Dönem, Yeni Yaklaşımlar", "Diplomasiyi Yeniden Kurgulamak", "Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak", "Ayrışan Dünyada Diplomasiyi Sahiplenmek" olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ADF kapsamında izhar edilen niyet net bir biçimde görülmektedir. Değişen dünyaya yeni bir soluk getirmek çabasındaki ADF, normların anlamını yitirdiği ve kavramların yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duyduğu bir vasatta alternatif bir paradigmanın inşasının gerekliliğine ve mümkünlüğüne yaptığı işaretle tüm küreye güçlü bir umut vaat etmektedir. İnsanlık tarihinin en büyük anlam krizlerinden birinin yaşandığı ve küresel düzenin mevcut sorunlara çözüm üretmek bir yana o sorunların bizzat sebebi haline geldiği bir ortamda ADF, herkes için çok katmanlı ve çok boyutlu önerilerin tartışılabildiği bir serbest kürsüye dönüşmüş durumdadır.
ADF'nin Önemi
ADF'nin uluslararası çapta kabul görmesi ve büyük yankı uyandırmasının altında yatan temel nedenler Türkiye'nin son yıllarda uluslararası sistemin açmazlarına yönelik tüm platformlarda yükselttiği güçlü ses ve küresel krizlerin çözümü için sarfettiği olağanüstü çabadır. Ankara'nın kuşatıcı söylemi ve herhangi bir gizli gündemi olmaksızın izlediği tutarlı ve ilkeli siyaset, uluslararası sistemin tüm kesimleriyle sağlıklı bir ilişki kurulabilmesine olanak tanımaktadır. Sadece güçlü aktörlerin değil aynı zamanda madunların da seslerini çıkarabildikleri ve düşüncelerini tüm dünya ile özgür bir şekilde paylaşabildikleri en önemli platform haline gelen ADF, yeri geldiğinde küresel siyasetin kaderini belirleyecek arabuluculuk görüşmelerine ev sahipliği yapan yeri geldiğinde ise yeni isimlerin uluslararası alanla ilk tanışmasının ortamını hazırlayan bir organizasyondur. 2022 yılındaki ikinci ADF'de Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarının savaşın başlamasının ardından ilk doğrudan teması ADF bünyesinde kurması ya da Taliban yönetiminin dışişleri bakanının tüm dünyaya seslenmesine olanak sunulması ve yahut Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın ilk defa bu kadar geniş bir katılımlı bir programda yer alması ADF'nin küresel diplomasi bağlamında artan öneminin temel göstergeleridir.
Sadece siyasal ve iktisadi sorunların tartışılmasıyla iktifa edilmemesi ve insani krizlerin, iklim ve çevre meselelerinin, külli bir kalkınma çerçevesinde atılabilecek adımların da karar alıcılar ve uzmanlar tarafından sarih bir şekilde ele alınması, ADF'nin daha yaşanabilir bir dünya için sürdürülebilir stratejilerin uygulanmasına yönelik beklenti ve önceliklerinin bir yansımasıdır. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun yıllardır tüm platformlarda en yüksek tondan vurguladığı daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yönelik çağrısı üzerinden şekillenen bir vizyonun yansımasıdır.
Dünyanın ve insanlığın kaderinin belirli güç odaklarının eline bırakılmaması gerektiğinin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından mütemadiyen ifade edilmesi, ADF'nin içeriğini de doğrudan etkilemektedir. Büyük güçlerin tasarladığı bir dünyanın verili kabul edilmesi fikrini aşarak meydan okuyucu bir tavır ADF felsefesinde net bir şekilde görülmektedir. Bu bağlamda ADF'nin gündemini, temalarını ve tartışma konularını belirleyen ana motivasyon Türkiye'nin küresel sistemin aktörleri arasında kategorik bir ayrıma gitmeksizin tüm kesimlere öznellik atfettiği ve hak, adalet, işbirliği, diyalog, barış ve istikrar esaslı düzen tasavvurudur.
Türkiye'nin coğrafi konumundan ötürü küresel siyaseti kökten etkileyen krizlerle doğrudan yüzleşmesi Ankara'nın dış politika pratiklerini etkilediği gibi bir taraftan da ADF'nin gündemini de şekillendirmektedir. Forum'un geçmiş programlarında Rusya- Ukrayna Savaşı, Gazze'deki soykırım, Suriye'deki devrim hem oturumlarda hem ikili görüşmelerde hem de katılımcıların aralarda yaptıkları kendi sohbetlerinin ana gündem konusunu oluşturmuştu. Bu yıl da İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı haksız savaş ve bunun enerji piyasaları başta olmak üzere küresel ekonomi politik üzerinde oluşturduğu baskı ve Orta Doğu'da özellikle de Körfez'de güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesi ihtimali gündemin ana maddesiydi. Bu husus, ADF'nin cereyan eden olayların tartışılmasına ve çözüm bulunmasına yönelik sahip olduğu potansiyeli ortaya koyması bakımından hayli önemlidir.
Tüm dünyada diplomasiye güvenin azaldığı bir ortamda Türkiye, ADF eliyle herkese diplomasinin tüm araçlarını kullanarak çözümün bulunabileceğinin mesajını vermekte ve böylece ADF'nin gelecek yıllarda küresel siyasetin seyrine ve uluslararası sistemin yeniden şekillenmesine çok daha kurucu bir katkı sunma ihtimalini gözler önüne sermektedir.
ADF'ye Dair Öneriler
Uluslararası meselelerin tüm yönleriyle konuşulmasına ve diplomasinin hala geçer akçe olduğunun anlaşılmasına yönelik önemli bir görev ifa eden ADF'nin gelecek yıllarda kurucu rolünün artırılması için yapısal bazı dokunuşların da fayda sağlayacağı aşikardır. Bu kapsamda özellikle güncel gelişmelerin taraflarının ADF katılımcılarıyla birlikte ya da müstakil şekilde bir araya getirilmesi, ADF'nin yaygın etkisine olumlu katkı sunacaktır. Ayrıca katılımcıların forumdan istifadesini en üst düzeye çıkarabilmek için bazı stratejik isimlerin konuşması ya da hassas konuların ele alındığı esnada paralel oturumların sayısının azaltılması da faydalı olacaktır. Örneğin bu yılki etkinlikte Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, ABD'nin Ankara Büyükelçişi Tom Barrack ya da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un konuşmalarına yoğun ilgi vardı. Bununla birlikte birçok kimse o an takip etmesi gereken diğer konular ya da salon yetersizliğinden ötürü bu kişileri dinleme fırsatını elde edemedi. Bundan dolayı gündemde yer edecek isim ve konularla ilgili farklı düzenlemelerin yapılması ADF'nin işlevini pozitif yönde etkileyecektir.
Küresel alanda bir çok önemli ismin bir araya geldiği ve fikirlerin tartışıldığı bu platformda özellikle ilk gün açılış programının yoğunluğu ve öncelenmesinden ötürü görece yoğunlaşmalar ve oturumlara geçiş sırasında yoğunluklar oluşmaktadır. Bundan ötürü açılış programının oturumlardan bağımsız olarak bir akşam öncesinde müstakil bir program olarak tasarlanması ya da Forum'un doğrudan açılışla başlaması, sonraki süreçte oturumların daha rahat bir şekilde takip edilmesine imkân tanıyacaktır. Son olarak ise ADF'ye katılan akademisyenlerle dışişleri bakanının özel bir oturumda bir araya getirecek bir planlama da mutlak surette yapılmalıdır. Bu vesileyle hocalar, Türkiye'nin güncel meseleler karşısında nasıl bir strateji izlediğini doğrudan birinci isimden duyma fırsatı yakalayacakları gibi aynı zamanda dışişleri için de teori-pratik dengesine yönelik önemli bir kazanım elde edilecektir.