Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Görüntünün egemen olduğu çağımızda adayların ekrandaki performansları izleyiciler açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle siyasetçilerin sadece mental açıdan değil fiziksel açıdan da seçmen kitleyi ikna edebilecek bir performans göstermeleri gereklidir. Adayların tartışma esnasındaki jest ve mimiklerinin yanı sıra zihinsel dayanıklılıkları da tartışmanın seyrini belirleyecek ve seçmen davranışlarına etkide bulunacaktır. 26 Eylül 1960 akşamı ABD başkan adayları John F. Kennedy ve Richard Nixon'ın tarihteki ilk canlı yayın tartışması bu açıdan öğretici örneklerle doludur. Nitekim Kennedy ve Nixon arasındaki tartışmayı modere eden Don Hewitt yıllar sonra yaptığı açıklamada Nixon'ın Kennedy'ye oranla fiziksel açıdan bitkin ve hasta göründüğü, bu durumun da tartışmayı izleyenlerde Kennedy'nin daha iyi olduğu algısını yarattığını ifade etmiştir. Benzer biçimde 1976'da Gerald Ford'un açık oturumda iyi bir performans gösterememesi sonucunda Jimmy Carter'ın ipi göğüslemesi ve seçimleri kazanması canlı tartışmanın ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Siyasi kültürde kendisine yer edinen adayların canlı yayında tartışma geleneği bugün hemen her demokratik ülkede uygulanan bir yöntem olarak kendisini göstermektedir.

Türkiye örnekleri

1950 seçimlerinde partiler için kitlelere seslenme aracı olan radyonun yerini 1977'de ilk resmi kanal olan TRT almıştır. , Turgut Sunalp ve Necdet Calp'in 1983 seçimleri için TRT'de tartıştıkları program ise yakın siyasi tarihimizdeki en önemli örnektir. Siyasetçilerin seçmenleri etkilemek amacıyla tartıştığı bu programda Turgut Özal gösterdiği performans ile silahlı kuvvetler tarafından desteklenen Turgut Sunalp'in önüne geçmiş ve seçimler sonucunda başbakan olmuştur. Boğaziçi Köprüsü'nü satma vaadi ile programda beklenmedik bir çıkış yapan ve gösterdiği performansla takdir toplayan Özal siyasal ikna açısından başarılı bir örnek olarak tarihe geçmiştir.

Belirleyici bir tartışma olarak 16 Haziran ortak yayını

Türkiye'de son dönemde siyasal iletişim tercihlerinde bazı değişiklikler yapıldığı ve özellikle genç seçmen kitlesine ulaşmak amacıyla internetin yoğun biçimde kullanıldığı gözlemlenmektedir. Yeni teknolojilerin imkanları ile farklı kanalların kullanılması elzem hale gelmiş olsa da Türkiye sathında televizyon tartışmaları halen en etkili yöntem olarak kendisini göstermektedir. Nitekim 16 Haziran Pazar günü (yarın) İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde yapılacak olan tartışma 'daki seçimin galibini etkilemesi açısından önem arz etmektedir. Siyasi hayatımıza damga vuracağı kuşku götürmeyen bu program öncesinde adayların şimdiye kadarki söylemlerinin yanı sıra yarın gerçekleşecek olan programda kitlelerde bırakacakları izlenimler de belirleyici olacaktır.

Cumhur İttifakı adayı 'ın program talepleri ile ilgili çağrılara "İstedikleri kişinin moderatörlüğünde tartışmaya çıkarım" yönündeki çıkışı kuşkusuz bir öz güven ifadesidir. Türkiye'de tecrübesinin yanı sıra siyasal duruşu herkes tarafından bilinen bir gazeteci olan Uğur Dündar'ın ilk evrede moderatörlüğü kabul etmesi ve ardından tatmin edici olmayan gerekçelerle bu işi yapamayacağını söylemesi de benzer biçimde Yıldırım'ın lehine bir etki oluşturmuştur. Son olarak moderatörlüğü benzer biçimde "taraf"ı belli olan bir ismin yapacağı programa tereddütsüz evet diyen Yıldırım program öncesinde bir adım önde gözükmektedir.

Millet İttifakı adayı İmamoğlu'nun özellikle son günlerde kamuoyu önünde dile getirdiği asılsız iddiaların gerçeği yansıtmaması yarınki program öncesinde bir eksi olarak hanesine yazılmıştır. Programda sorulacak soruların Binali Yıldırım tarafından istendiği iddiasının da bizzat Küçükkaya tarafından yalanlanması son günlerin en tartışmalı konusudur. Bir tür "fake siyaseti" yürüten adayın politika yapma tarzının reel düzlemdeki yansımaları yapılacak tartışma programında açık biçimde görülecektir. Bir yanda sentetik bir siyasi figür ve siyasal olana dair kayıtsızlık diğer yanda icraat ve tecrübenin test edileceği bu program, sahte ve asılsız içerikler üzerinden üretilen manipülasyon siyasetini de boşa çıkaracaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN