Türkiye'nin en iyi haber sitesi

PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU

Kalp krizlerini önleyebiliriz

Kalp krizleri bize gerçekten aniden mi geliyor?
Yoksa biz onları yıllarca görmezden mi geliyoruz?
Uzun yıllar tıbbın temel yaklaşımı şuydu:
"Risk oluşsun, belirtiler başlasın, sonra tedavi edelim."
Bugün ise bambaşka bir döneme giriyoruz.
Yeni hedef, kalp krizini tedavi etmek değil…
Kalp krizinin hiç yaşanmamasını sağlamak.
İşte longevity tıbbı dediğimiz yaklaşımın en güçlü mesajı da bu.
42 yaşındaki Zeynep'in hikâyesi bu değişimi çok güzel özetliyor.


İdeal kiloda.
Düzenli koşuyor.
Sigara içmiyor.
Kan basıncı normal.
Kolesterol değerleri de klasik ölçütlere göre normal.
Yıllık kontrolünde doktoru standart risk hesaplayıcılarını kullandı ve şu sonuca vardı:
"Ek bir incelemeye gerek yok."
Fakat tek bir ayrıntı her şeyi değiştirdi.
Zeynep'in babası 52 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetmişti.
Bunun üzerine koroner kalsiyum skoru istendi.
Sonuç beklenmedikti.
42 yaşındaki bu sağlıklı kadının koroner damarlarında önemli miktarda kalsiyum birikimi vardı.
Daha sonra yapılan koroner BT anjiyografisi ise çok daha önemli bir gerçeği ortaya çıkardı.
Zeynep'in damarlarında sadece sert plaklar değil, aynı zamanda yumuşak plaklar da vardı.
İşte kalp krizlerinin asıl suçlusu çoğu zaman bu yumuşak plaklardır.
Çünkü bunlar yıllarca sessiz kalabilir.
Ancak bir gün çatlayıp üzerlerinde pıhtı oluşturduklarında damar bir anda tıkanır ve hasta kendisini acil serviste bulur.
Aslında kalp krizi o gün başlamaz.
Belki de 15-20 yıldır sessizce gelişmektedir.


KLASİK KARDİYOLOJİ NEDEN YETERSİZ KALIYOR?
Uzun yıllar boyunca kalp riski büyük ölçüde;
LDL kolesterol,
total kolesterol,
tansiyon,
sigara,
diyabet
gibi klasik risk faktörleriyle hesaplandı.
Elbette bunlar hâlâ çok değerlidir.
Ama artık biliyoruz ki bunlar buzdağının yalnızca görünen kısmıdır.
Bir kişinin LDL'si normal olabilir.
Kolesterolü düşük olabilir.
Hatta spor bile yapıyor olabilir.
Ama damarlarının içinde sessizce büyüyen plaklar bulunabilir.
İşte modern koruyucu kardiyoloji tam da bu noktada devreye giriyor.


DAMARLARIMIZI GÖRME ZAMANI GELDİ
Eskiden risk hesaplıyorduk.
Bugün ise damarın kendisine bakabiliyoruz.
Koroner kalsiyum skoru sayesinde damar duvarındaki kireçlenme doğrudan görülebiliyor.
Koroner BT anjiyografi ile damarların üç boyutlu haritası çıkarılabiliyor.
Yapay zekâ destekli yeni analiz sistemleri ise yalnızca darlığı değil;
plağın yapısını,
iltihap derecesini,
çatlama riskini,
gelecekteki kalp krizi olasılığını da değerlendirebiliyor.
Yani artık sadece "Damar dar mı?" diye sormuyoruz.
"Damar ne kadar tehlikeli?" sorusunun cevabını da arıyoruz.


EN BÜYÜK SUÇLU: GİZLİ İLTİHAP
Son yılların en heyecan verici gelişmelerinden biri damar iltihabının görüntülenebilmesi oldu.
Artık bazı yapay zekâ yazılımları standart koroner BT görüntülerinden damar çevresindeki inflamasyonu hesaplayabiliyor.
Bu çok önemli.
Çünkü ateroskleroz yalnızca bir yağ birikimi hastalığı değildir.
Aynı zamanda kronik bir iltihap hastalığıdır.
Üstelik dikkat çekici çalışmalar, damarında belirgin plak olmayan kişilerde bile inflamasyon yüksekse gelecekte kalp krizi riskinin kat kat arttığını gösteriyor.
Yani bazen görünmeyen iltihap, görünen darlıktan daha tehlikeli olabiliyor.


GELECEĞİN KALP KONTROLÜ NASIL OLACAK?
Önümüzdeki yıllarda kardiyoloji yalnızca stetoskopla değil;
yapay zekâ,
gelişmiş görüntüleme,
biyobelirteçler,
ve sürekli sağlık takibiyle yapılacak.
Sadece kolesterol değil;
ApoB,
Lp(a),
hs-CRP,
insülin direnci,
vücut kompozisyonu,
VO₂ max,
kas gücü,
uyku kalitesi,
kalp hızı değişkenliği,
kan şekeri sensörleri,
giyilebilir teknolojilerden gelen veriler
aynı dosyada değerlendirilecek.
Böylece doktor yalnızca bugünkü riskinizi değil, önümüzdeki 10-20 yılın sağlık haritasını da görebilecek.


KRİZİN SEBEBİ BİLGİSİZ DOKTOR İLE İLGİSİZ HASTADIR
Bence modern tıbbın önündeki en büyük hedeflerden biri hastalık beklemekten vazgeçmektir.
Birçok kalp krizi aslında önlenebilir.
Yeter ki hastalık sessiz dönemde yakalansın.
Yeter ki sadece kan tahliline değil, damarların kendisine de bakalım.
Yeter ki risk hesaplamakla yetinmeyip riski görüntüleyelim.


OSMAN HOCA NE DİYOR?
Ben yıllardır şunu savunuyorum:
Kalbinizi dinlemek güzeldir ama artık damarlarınızı da dinleme zamanı geldi.
Bunun için yalnızca LDL kolesterolünüze bakmayın.
ApoB'nizi öğrenin.
Lp(a)'nızı en az bir kez ölçtürün.
Gerekiyorsa koroner kalsiyum skorunuzu değerlendirin.
Yüksek risk grubundaysanız koroner BT anjiyografi ve yapay zekâ destekli plak analizlerini de hekiminizle konuşun.
Çünkü amaç kalp krizini başarıyla tedavi etmek değildir.
Asıl başarı, kalp krizine hiç fırsat vermemektir.
İşte gerçek koruyucu kardiyoloji…
İşte gerçek longevity tıbbı budur.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA