Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Atatürk'ü eleştirebilirsiniz. Nihayetinde layusel değildir. Hata yaptığını bizzat kendisi söylemiştir.
Mesela, Güneş Dil Teorisi hakkında Falih Rıfkı'ya, "Çocuk, biz bu konuda yanlış yaptık" demiştir.
Farkındayım; bir faninin yanlış yapabileceğini dile getirmek zorunda kalmak trajikomik bir durum.
Lakin, Atatürk'ten (haşa) "tanrı" gibi bahsedilmiştir. (Gibisi fazla, o frankofil kadın, "Atatürk benim ilahımdır" dememiş midir?)
Hayır, münferit vaka değildir.
Doğan Cüceloğlu'ydu galiba, ilkokula giden kızının, "Baba, Atatürk mü büyük, Allah mı büyük?" diye sorduğunu anlatmıştı.
Çocuk işte deyip geçmeyin.
Eşek kadar adamlar, "Kâbe Arab'ın olsun / Çankaya bize yeter" dizeleri attırmışlardı.
Demem o ki, insanın olduğu yerde eleştiri de olacaktır.
Fakat eleştiri ayrı hakaret ayrıdır.
Söz gelimi, "Saat 9'u 5 gece kenefe gidin" eleştiri falan değildir.
Neyse ki bunlar yok denecek kadar azaldı.
Şimdi malum mahallede moda Erdoğan'a saygısızlık yapmaktır.
"İnlerine gireceğiz" diyerek FETÖ'yü tasfiye etmeye başladığı günden beri amansız bir şekilde bu böyle!
Hem de "nefret suçu" mesabesinde!

***

Daha birkaç hafta evvel bu köşecikte dercettim: "Eleştirinin olmadığı yerde, hadi 'putlaştırma' demeyelim, 'yozlaşma' başlar. Yanlışa yanlış demezseniz, 'pazarlama elemanına' dönüşürsünüz de haberiniz olmaz…"
Hülasa, eleştiri şart; lakin, bu saygısızlıklar, bu hakaretler, bu tehditler nedir birader?!
Malum sosyoloji algı operatörleriyle öyle zehirlendi ki, herhangi bir konuda yanılıp da Erdoğan'ın hakkını teslim ettiniz mi anında üzerinizi çizerler.
Hakkını teslim etmek ne ki…
Mehmetçiğin teröre karşı verdiği savaşa "saray savaşı" yerine "vatan savaşı" derseniz, baştan beri "Erdoğan muhalifi" olsanız da şansınız yok!
Muharrem İnce, "Adam kazandı" dediği için siyasi şizofrenlerin linçine nasıl maruz kaldı unuttunuz mu?
Öyle zehirlenmiş bir sosyoloji ki bu…
"EURO 2024 Türkiye'ye verilmesin" veya "Türkiye'ye yatırım yapmayın" diyenler alkışlanırken…
"Hepimiz aynı gemideyiz" diyen Erdal Beşikçioğlu'nu linç edebiliyorlar.

***

Erdoğan nefretiyle malul hale getirilen bu sosyolojiden alkış almanın en kestirme yolu, Erdoğan'a hakaret etmekten geçiyor.
Şayet alkışlara müptela, eski bir şöhretseniz…
Başkan Erdoğan'a saygısızlık yaptınız mı hem alkışı kapar hem "kahraman" ilan edilir hem de seksenine merdiven dayamış olduğunuz halde gündeme gelirsiniz.
Sonra da savcılıkta, "mizah yaptım" diyerek kendinizi savunursunuz.
Menderes'i asan darbelerden bahisle, "bakalım darısı kimin başına" demek artık nasıl mizahsa?
Bu mizahı…
FETÖ'nün firari yazarları Kerim Balcı'lar, 'lar 15 Temmuz gecesi yapmıştı.
Bedelini de 250 canımızı toprağa vererek ödedik.
Kahramanlık…
Mahalle baskısına ve linç edilme riskine rağmen müstevlilerin "diktatör" diyerek çemkirdiği, 15 Temmuz'da bu aziz vatanı FETÖ işgalinden "ölümüne" kurtaran Erdoğan'a sahip çıkmaktır.
Pensilvanya ve Kandil'le ağız birliği içinde çemkirmek değil.
Metin Akpınar'a geçmiş günlerin hatırına sahip çıkalım; "mahalle baskısından" veya "zehirlenmiş sosyolojinin" ayartmasından kurtaralım.
Gazlayıp da ahir ömründe daha fazla zillete duçar olmasına neden olmayalım, yazıktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN