Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SALİH TUNA

Sedat Peker’in en entelektüel arkadaşı

Üniversite yıllarında izlediğim Tarkovski'nin "Kurban" filmindeki postacı Otto (Allan Edwall), üniversitede estetik dersleri veren ünlü yazardüşünür Alexander'a (Erland Josephson) hayatın anlamından bahseder.
Mesela, "Hayat bir bekleyiştir..." falan der. Nietzsche'ye vurgu yapmayı da ihmal etmez. Hem de öyle böyle değil, Zerdüşt'ü bayıltan "Cüce"ye kadar!
Filmden çıkınca arkadaşım, "Bir gün bizim de Nietzsche'den bahseden böyle bir postacımız olur mu?" dedi. Güldüm. "Valla" dedim, "Hiç lazım değil, mektubu okumadan teslim etsinler yeter..."
Arkadaşıma her rastladığımda "Aradığın postacıyı buldun mu?.." diye takılırdım.
E tabii beyhude bir hayaldi onunki. Zaten "Bak postacı geliyor, selam veriyor" dönemi de bitmiş, e-posta dönemi başlamıştı...
Geçen gün bir video izledikten sonra arkadaşımı aradım. "Sen Nietzsche'den bahseden bir postacı bulamadın ama ben Nietzsche'den bahseden bir mafya buldum!.." dedim.
"Sedat Peker mi?" dedi.
"Hayır" dedim, "O henüz Freud ve Maslow'un hümanist psikolojisi aşamasında..."
"Kim peki?" dedi, anlattım... Uzatın kulacığınızı size de anlatayım.

***


Adı, Ahmet Kürkçü... Sedat Peker'in en yakın arkadaşı. Hem de 18 yaşlarından itibaren.
Neredeyse 24 saat birlikteymişler. O vakitler (90'lı yılların ortalarında) İzmit alay komutanı olan Veli Küçük'e de birlikte gider gelirlermiş... Sedat Peker'in babasıyla da aynı cezaevinde yatmış, merhume annesinin yemeğini yemiş. Hülasa, yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş...
Sonra kopmuşlar...
Anlattıklarına bakacak olursak, kopuş nedeni, ihanet... Şu ifadesi sanırım bunu özetliyor: "Sedat Peker, 'Abdullah Öcalan arkadaşlarını öldürttü, sonra da kahraman ilan etti' diyor. Kendisi de onu örnek aldı. Hep arkadaşlarını öldürttü..."
Ahmet Kürkçü gerçekten de çok ilginç bir karakter.
Her şeyden evvel şaşırtıcı bir sakinliği var. O kadar ki, bu adamın mekâna çökmeyle, adam kopartmayla, infaz etmeyle, hülasa, dişine kan değmişlerin yer aldığı gayrimeşruyla ne işi olur diyorsunuz...
Kolpacı değil, kimseyi tehdit etmiyor, racon kesmiyor. Anlattığı her şeyin kanıtını lokasyon, tarih ve adlarıyla ortaya koyuyor
Öyle korkunç cinayetler anlatıyor ki dinlerken kanınızın çekildiğini hissediyorsunuz!

***


Ahmet Kürkçü, çektiği videolardan anladığım kadarıyla sakin olduğu kadar da korkusuz, lafını hiç kimseden esirgemiyor.
Sedat Peker'e diyor ki: "Kız çocuklarını ağlattılar; Gayretullah'a dokundular diyorsun, peki babalarını öldürttüğün o kız çocuklarının gözyaşları ne olacak?.."
Ayrıca, Sedat Peker'in hiçbir düşüncesinde samimi olmadığını, kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmediğini, Ülkücülerden Kürtlere kadar her şeyi kendi çıkarı için kullanmaya çalıştığını söylüyor.
Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın'la yaptıklarına değinirken, "Harbi çok ahlaksızsın Sedat" diyor, "Kürtlere yapılan zulümden en son bahsedecek kişi sensin..."
Sedat Peker'e "Senin doktorun da benim" diyor. Bu meyanda, Yalom'un "Nietzsche Ağladığında" eserinden söz ediyor...
Korkunç işkencelerden geçtiğini anlattıktan sonra da adeta intizar ediyor. "Sedat sen nerden geçtin?" diyor, "Sen ve senin FETÖ'cü ekibin, o sana biat eden FETÖ'cü köpek polisler, senin hakkında ne kadar dosya varsa kapattılar..." Ahmet Kürkçü'nün anlattıklarının ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilemem. Benim bildiğim, iddiaları henüz yalanlanmış değil.
Yurtdışında yaşıyor...
Gençlerin mafya merakından hazzetmiyor. Kurtlar Vadisi'ni de hiç izlememiş...
Belli ki okuyor...
En azından "Nietzsche Ağladığında" kitabına kadar gelmiş. Kılıçdaroğlu hâlâ İnce Memed romanında duruyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA