Bunlar yıllar yılı "polarizasyondan" çok rahatsız olduklarını dile getiriyorlardı. Dahası, "AKP geriyor, kutuplaştırıyor!" diyor da başka bir şey demiyorlardı.
Bunların kavlince...
Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakanlığı döneminden itibaren diktatördü. AK Parti de meşru değildi zaten. Seçimden açık ara birinci parti çıkması hiçbir şeyi değiştirmezdi. Ona bakılacak olursa, Hitler de seçimle işbaşına gelmişti.
AK Parti "başörtüsüne özgürlük" istediğinden dolayı "Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" ithamıyla kapatılma davasına maruz kalmıştı. MHP ve AK Parti başörtüsüne özgürlükten yana ellerini kaldırınca da "411 el kaosa kalktı" manşetini atmışlardı. CHP de durumdan vazife çıkarmış, başörtüsü yasağının devam etmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.
Hülasa, Erdoğan bunlara, bunların oligarşisine boyun eğmeyince "diktatör "oluvermişti.
Başbakanlığından önce mi?
Unutmuş olamazsınız, "Muhtar bile olamaz" demişlerdi ya hani.
***
Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı döneminde de matine-suare (serlevhamızdaki gibi yine Ege şivesinden devam edecek olursak) "Akepe itiyo milleti birbirine, ayırıp duruyor insanları..." deyip durdular.***
İmamoğlu da kalp işaretleri yapmıyor artık; bağırıp çağıyor. Lakin, anlaşılır bir şey; sorunları var. Hiçbir sorunu olmasa kapı gibi "diploma usulsüzlüğü" var.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'a ne oluyor?
Bir Grup Başkanvekili, bir köşe yazarına, "Senin o dilini kesmezsem, sana güneş yüzü gösterirsem Allah benim belamı versin..." der mi?
Bu ne menem ayarsızlıktır?
Eski Grup Başkanvekilleri Engin Özkoç'tan daha beterini bulmazlar diyordum.
Yanılmışım ki ne kadar!
Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz
Salih Tuna | Akepe çoğ didiştiri duruyo gari